Satıldık, satılıyoruz ey halkım!

Satıldık, satılıyoruz ey halkım!


Döviz ardı ardına değer kazanırken..

 

Her gün manşet atıyorlardı..

 

Hani imkan olsa, yazılı basınları eski yıllarda olduğu gibi, “birinci baskı”, “ikinci baskı” yapacak hale gelmişlerdi..

 

Ağızları kulaklarına varıncaya kadar yayılmış, “Tencerenin götürmeyeceği iktidar yoktur” mavalı ile..

 

Yakın tarihlerde nasıl ki, milletin 2 TL’lik patatese inancını, şerefini, vatanını satacağını düşünmüşlerse.

 

Şimdi de 1 dolara, bu ülkenin inançlı insanlarının, her şeylerini satacaklarını sanıp..

 

“Son dakika” haberleri ile..

 

“Yine rekor” manşetlerini atıyorlardı..

 

Rekorun haklı gerekçelerini de sunuyorlardı:

 

“Azizim, adamların parası rezerv para.. Değerlenecek tabii ki.. Senin üretimin yok ki.. İhracatın da, ithalatına bağlı.. Adamlar bir tane cep telefonu yollayıp, senden bir kamyon domates alıyor. Hah hah ha..”

 

Dolar değil, şimdi TL rekor üstüne rekor kırıyor..

 

Kimse bana, “Dolar 12.5 TL’ye indi diye bayram mı edelim? Zaten bu dolar, üç ay önce 8 TL idi” demesin..

 

Dolar 18 TL olunca, siz bayram ediyordunuz ya..

 

“Yok canım, bu kadar da olmaz. Bu işin çivisi çıkmış. ‘İşler kötü’ dedik ama. Bu kadarı da fazla” demeyip, “Oh oh.. Tencere, bu iktidarı da götürmek üzere” veya “Bizim paranın değeri bu. Ülke satıldı.. Onun için de, TL’nin değeri kalmadı..” diyordunuz ya..

 

Şimdi de TL değerlenince..

 

Gerçekten gazetecilik yapıyorsanız..

 

Gerçekten ne değerleniyorsa, tarafsız, objektif olarak, onun haberini vermeniz gerektiğine göre..

 

Hani Türkiye’de yaşayıp, bu ülkenin ekmeğini yediğiniz için, TL’ye torpil de istemiyorum.

 

TL  değer kazandığında da..

 

“TL rekor üstüne rekor kırıyor” demeniz gerekir iken..

 

En azından..

 

“TL kaybettiğini ikişer ikişer geri alıyor” demeniz gerekir iken..

 

Şimdi ne diyorsunuz?

 

“Faiz örtülü, kral çıplak!”

 

E, zaten siz “Faizi artırın, dolar çıkmasın” demiyor muydunuz?

 

Varsayalım, örtülü faiz geldi.. Bunun neyine itiraz ediyorsunuz?

 

Olur mu?

 

Kafaya koydular..

 

Gezi ile iktidarı deviremediler..

 

17 Aralık emniyet darbesi ile başaramadılar..

 

15 Temmuz ile yapamadılar..

 

Şimdi tencere ile yıkacaklar..

 

Bir avuç baron, piyasadan doları toplayıp, ABD parasına değer kazandırırken operasyon yok..

 

Bu alçaklar, “Adamların parası rezerv para kardeşim. Sen ona niye posta koyuyorsun ki? Haddini bil” dediklerinde ABD parasının değerlenmesi için verilen gaz için tek kelime yok..

 

Şimdi ne manşet atıyorlar, biliyor musunuz:

 

“Amerikan dolarına devlet garantisi”

 

Patronu Fransa’da yaşayan Sözcü atıyor bu manşeti..

 

“Patrona Fransa garantisi” diye manşet atacak değil ya..

 

Amerikan dolarının, sanki ihtiyacı varmış gibi..

 

Sanki dünyanın tamamı, ABD tarafından sömürülmüyormuş gibi.

 

Buradaki uşaklar da, ABD’nin değirmenine gönüllü su taşımıyorlarmış gibi..

 

“Amerikan dolarına devlet garantisi” diye manşet atıyorlar..

 

Siz dolarda şişirme yapıyorsanız..

 

Devlet, “Bu suni fiyat. Şimdi fiyatı normale yakın seviyeye getirdim. Sen satılmış ABD uşaklarının söylemlerinden etkilenip, tereddüt ediyorsan.. Ben sana garanti veriyorum. O 18 TL’lik fiyat şişme idi..” diyor..

 

Emperyal devletlerin hain işbirlikçileri hemen sahneye çıkıyor:

 

“Örtülü faizin faturası, milletin sırtına bindirildi.”

 

Bre ahlaksız..

 

Dolar 18 TL’ye, suni olarak çıkartıldığında..

 

Türkiye’nin dış borcunun, kamusu ile özeli ile..

 

450 milyar dolar olduğunu varsayarsak..

 

Bugünkü dolar seviyesine göre borcumuz, 150 milyar dolar artıyor..

 

Yani Kılıçdaroğlu’nun göbek attığı..

 

Akşener’in ona saz ekibi ile eşlik ettiği..

 

Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ın solistlik icra ettiği şarkı eşliğinde..

 

Bir çırpıda Türk milletinden 150 milyar dolar çalındığında..

 

Emperyalist devletlerin, resmen hırsızlık yaptığı ortamda..

 

Borç milletin sırtına binmiyor..

 

Milletin durumunda, hiçbir değişiklik olmuyor..

 

Ama.

 

Devirmek istedikleri iktidar, bir adım atıp..

 

“Şişirilen kuru indirmek için, suni fiyatın gazını almak için. Kur garantisi veriyorum” dediği an..

 

Milletin sırtına borç biniyormuş gibi, hava estiriyorlar..

 

Ki..

 

Dolar 18’de kaldığında, cebinizden para çıkıp gidiyor..

 

İlerde gidecek falan değil..

 

Resmen cebinizden çıkıp, gidiyor..

 

Ama..

 

Kur garantisi verildiğinde..

 

Cebinizden para çıkmıyor..

 

3 ay sonra..

 

Dolar yine değerlenmiş olursa..

 

O zaman faiz üstü kadarı, milletin cebinden çıkıyor.

 

Çıkıp çıkmayacağı, şu an için henüz belli değil.

 

Birinde hemen para çıkıyor..

 

Diğerinde cebinizden para çıkmıyor, ilerde çıkma ihtimali oluyor..

 

Bu ikisini birbirinden ayırt edemeyecek kadar gözleri dönmüş muhalefet sözcüleri..

 

Ellerini ovuşturarak bekledikleri neticeyi elde edemediklerinden olsa gerek.

 

Dolar değer kaybettikçe..

 

Karalar bağlıyorlar..

 

Yas tutuyorlar..

 

Merkez Bankası Başkanlığı yapmış Durmuş Yılmaz..

 

“Döviz değerindeki azalma ile, alım fırsatı doğdu. Hemen alın, yarın artacak” mealinde sözler sarfediyor..

 

Sabah oluyor, dövizde artış martış yok..

 

Akşam oluyor, artış değil, iniş var..

 

Adam hiç utanmıyor..

 

Ertesi sabah kalkıyoruz.

 

Dövizde biraz daha iniş var..

 

Adam yine utanmıyor..

 

Partisinden bir tane ülkücü adam da çıkıp, “Sen ne utanmaz birisisin?.. Sen ABD’den mi maaş alıyorsun ki.. ABD’nin parasının artmadığı bir süreçte, halkı paniğe sevkedip, dolar almaya tahrik ediyorsun?” demiyor..

 

Ve ilk şaşkınlıkları geçtikten sonra..

 

Biraz daha akl-ı selimle hareket etmeleri gerektiğine karar verip.

 

“Niye bu kadar beklediniz? Bu modeli, iki ay önce hayata geçirseydiniz ya?” diyerek kılçık atmaya devam ediyorlar..

 

“Kur garantisi milletin sırtına bindirildi” diyenlere tekrar hatırlatayım..

 

Dolar 18 TL olduğunda, onun faturası, ABD’nin sırtına mı bindiriliyordu?

 

Ki, bu halkın parasının değerlenmesine, üzülüyorsunuz? Bu halkı, ABD’ye satıyorsunuz?

Google+ WhatsApp