Samsun ve Sinop sahillerinden intibâ ve yansımalar...

Samsun ve Sinop sahillerinden intibâ ve yansımalar...


Geçen hafta, 8-10 gün kadar, Samsun ve Sinop civarındaydım. O gezilerden okuyucuyla paylaşılmasında fayda umulan bazı intibâ ve yansımaların paylaşılması düşünülmüştü, ama, araya Sezaî Karakoç ağabey'in fânî dünya hayatını tamamlayıp, ebediyet yolculuğuna uğurlanması hasebiyle, o izlenimlerin paylaşılması bu yazıya kalmış oldu.

 

*

Samsun - Çarşamba Havaalanı'na indikten sonra, bizi alan arkadaşın arabasıyla yolumuz üzerindeki bir mezarlığın içinde bulunan ve Selçuklular zamanından kalma, 820 yıllık Göğceli Camiini ziyaret ettik.

 

Görülmesi değer, heyecan verici, ilginç bir mâbed.. Bu camiin inşasında örme duvara yer verilmeyip, duvar yerine kalın kalaslar kullanılmış.. Dahası, kalas ve diğer ağaç aksâmında hiç çivi kullanılmamış, birbirine geçmeli olarak bina edilmiş..

 

Samsun ve civarı önce Selçukoğulları'nın hâkimiyetine ve onların Moğol İstilâsı'yla son bulmasından sonra İlhanlılar'ın ve onların da izmihlâlinden sonra Canikoğulları ve Tâceddinoğulları gibi beyliklerin eline geçmiş olup, özellikle Saathane Meydanı civarında küçük ve sâde 3-4 mescid hâlâ da müslümanların ibadetgâhı olarak hizmetlerini sürdürmektedirler.

 

Bunlardan Bedesten yakınındaki ve (Hicrî-723 /Miladî-1323 yılında İlhanlıların Anadolu Valisi Emir Timurtaş Paşa adına yapılmış olan) Kale Camii'nin kitâbesinde şu yazı okunuyor:

 

'Yediyüzyirmiüç yılında, kulcağızların en zayıfı Mevlevî Mahmûd oğlu Evhâd, Ebû Saîd Han'ın devleti günlerinde -Allah saltanatını pâyidâr ede- Timurtaş Noyan zamanında -Allah aziz kıla ve yardım ede-, bu mübarek mescidi i'mâr etti.'

 

*

 

Canlı bir şehir Samsun.. Özellikle havanın güzel olduğu tatil günlerinde yüzbinler şehrin merkezine akıyor ve Mecidiye Caddesi'nde, yol kenarlarında satışa sunulan giyim-kuşam ve sair temel ihtiyaç eşyası mağazalara göre epeyce ucuz bulunuyor.

 

*

 

Samsun, başta Trabzon, Gümüşhane ve Bayburt olmak üzere çevre illerden bir hayli göç alan bir şehir.. Bu da, şehrin civarındaki ve 40 sene öncelerde yeşillikler içinde küçük köylerin ve tarlalarda şimdi 20-25 katlı dev apartmanların dikilmesini getirmiş..

 

Şehrin kadîm yerleşim planı ve yolları, neredeyse 100 sene öncesinin özelliklerini koruyor, hâlâ..

 

Yeni yerleşim birimlerinde de maalesef geniş yeşil alanlar açılmamış.. Beton yığınları arasında oynayacak yer bile bulamayan çocukların, hem bedenî ve hem de ruhî bakımdan çok sağlıklı şekilde büyüdükleri nasıl düşünülebilir? Bu yapılaşma sadece çocukları değil, büyükleri de etkiler elbette.. Ama, bereket ki, 19 Mayıs ve Samsun Üniversiteleri yüksekliklerde yeşil alanlar üzerinde kurulmuş..

 

*

 

Bu arada Samsun'da yer isimlerinin belirlenmesindeki bir saplantı da zevksizlik ve çılgınlık derecesinde..

 

Çünkü, neredeyse her bir yerin isminin başına bir çılgınlık halinde, 'ata' 'ön-ek'i getirilmiş.. Ata-kum, Ata-tepe, Ata-belde, Ata-köy, Ata-vâdi.. Yetmeyince de, 19 Mayıs, İlkadım, Gazi vs. isimlerin verildiği sokaklar, caddeler, okullar, semt ve mahalleler de ayrı.. Kezâ, hususî iş yerlerinde bile; heykel, büst, ya da Samsun'daki heykelin veya 'ikon'laştırılmış bir ismin fotoğrafı..

 

Romen yazarı İonescu'nun 'Kral Ölüyor..' isimli tiyatro eserindeki 'Kral'ı, heykel, büst, fotoğraf ve isminin yazıldığı tabelâlara yer kalmadığını görünce, bu kez de, parklardaki büyük ağaçlara ve ağaçların büyük dallarına da ismini ve sıfatlarını verdiriyor.

 

Rusya'da Stalin'in ölümünden sadece 3 sene sonra, Kruşçef'in Stalin'i, 'Tarihimizin en korkunç zâlimi..' diye lânetlemesi üzerine; Kruşçef'den geri kalmamak için, 'Taştandı, tunçtandı, kağıttandı, gözleri her yerde üzerimizde, bıyıkları çorbamızın işindeydi.. Ve bir gün, taştan, tunçtan, kağıttan tonlarca ağırlığı ve gölgesi üstümüzden kayboldu, bıyıkları çorbalarımızın içinden..' gibi mısralar yazan N. Hikmet geldi hatırıma, nedense..

 

*

 

Samsun'da geçmişe göre daha canlı bir fikrî atmosferi soluduğumu da söylemeliyim.. Ülkenin, Müslüman dünyasının meseleleri etrafında, Üniversitelerin öğretim üyelerinin de katıldığı, dost grupları veya meclislerinde 4 saati bulan çaylı sohbetler..

 

Bu arada İlkadım Belediye Başkanı Necattin Bey ve eski dostlardan Başkan Yard. Şerif Mırık'la şehrin sosyo-politik meseleleri üzerine uzuuun sohbetler..

 

Kezâ, çocukluğumun geçtiği 40 km. uzaktaki Kavak ilçesine de uzandık dostlarla.. Belediye Başkanı İbrahim Saraçoğlu'ndan ilçenin genel durumu ve meseleleri üzerine bilgi aldık ve bize ayrıca, eskiden olmayan, ama, şimdi âdeta Kavak'ın ilgi odağı haline gelen 'Tirit Evi'nde de, mevsimin ilk 'tirit'i ikram olundu..

 

Samsun'a dönüş yolunda, özellikle teknolojik araştırmalarla meşgul üniversitelilerden 30 kadarının yaptığı bir toplantıya da katıldık. Genç beyinlerin heyecanı, bilgi ve ilgi alanları memnuniyet verici..

 

*

 

Bu arada, bu zamana kadar sapa yolda kaldığı için görmek fırsatını bulamadığım Sinop'a da gittik dostlarla.. Sinop sakin, küçük ve sessiz bir şehir..

 

Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubâd tarafından yaptırılan ve bir kaleyi andıran cami ile Seyyid Bilâl Türbesi ve Cezayirli Ali Paşa Camiini ziyaret..

 

Meşrutiyet ve Cumhuriyet yıllarında tahammül edilmesinin çetinliğiyle meşhur Sinop Hapishanesi restore ediliyordu.

 

Samsun'dan ayrılmadan önceki son gece de Samsun Üni. öğretim üyelerinin öncülüğünde oluşturulan Cihannümâ isimli bir grubun toplantısında Müslüman dünyasındaki kültürel istiklâl mücadeleleri etrafında 2 saati aşan bir sohbet..

Google+ WhatsApp