Sahte ülkücülere Rize tokadı: “Terörist Akşener!”

Sahte ülkücülere Rize tokadı: “Terörist Akşener!”


Rize’de bir muhalefet rüzgarı estirilmeye çalışılıyor.

 

“Taşocağı istemiyoruz” diyor, İkizdere’liler..

 

Haklılık payları var mı, yok mu, tartışırız..

 

Ama böyle bir tartışma üzerinden, İyi Parti’nin Rize çıkartması, ustaca bir taktik gibi görünüyordu..

 

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yönelik küstahça sözlerinin hemen ardından İyi Partili yetkililer, televizyon ekranlarına çıkıp, “Siyasi söylem” savunmaları yaptılar..

 

Ve İkizdere’deki tartışmaları istismar ederek, Cumhurbaşkanı’na yaptıkları bu hakareti unutturmaya çalışan İyi Parti üst yönetimi..

 

Dün duvara tosladı..

 

Meral Akşener’in Rize ziyareti, hüsranla sonlandı..

 

İyi Parti’nin HDP ile ittifakının arka planı halk tarafından öyle güzel takip ediliyormuş ki..

 

Ben bile şaştım kaldım..

 

Rahmetli babamdan defalarca dinlediğim bir kıssa vardır..

 

“Çiftlikteki işleri babasından devir almaya çalışan uyanık oğul..

 

Çiftlikte birçok işin sırtına yüklendiği ata verilecek samanı çaktırmadan azaltarak, işleri çevirmeye kalkışmış.

 

İlk gün, atın önüne konulan saman % 10 azaltılmış..

 

Babaya hemen gidilip, müjde verilmiş..

 

‘Baba, senin atın önüne koyduğun samanı, ben % 10 azalttım. Atın ruhu duymadı..’

 

Bilge baba uyarır: ‘Duyar oğlum, duyar..’

 

Uyanık geçinen oğul itiraz eder: ‘Baba, duymadı.. Bugün ona yüklediğimiz işler yine yapıldı.. Hiçbir fark yok..’

 

Ertesi günü ata verilen saman biraz daha azaltılır..

 

Yine babaya gelip, ‘Biraz daha azalttım. Ama attan bir itiraz yok, çalışması devam ediyor’ müjdesi(!) verilir..

 

Baba yine uyarır, ‘Duyar oğlum, duyar..’

 

Oğul tınlamaz..

 

Ve sonunda..

 

Bir gün oğul gelir bakar ki, at uzanmış yatıyor..

 

Telaşla atı kaldırmaya çalışır..

 

Yok, hareket namına bir eser yok, atımızda..

 

Oğul, son bir ümitle, babaya koşar ‘Baba, bizim at uzanmış yatıyor, gel bir bak’ der..

 

Baba hiç istifini bozmadan..

 

Yaşanılanı tahmine ederek..

 

Yerinden bile kıpırdamadan..

 

Oğluna asırlık dersini verir:

 

‘Oğlum, ben sana demedim mi, ‘Duyar’ diye? İşte duymuş.’ ”

 

“Kıssada şunu şuna benzettin” ucuz polemiğine kimse dalmasın..

 

Kıssa bu..

 

Yüzyılların tecrübesinin, yeni nesle aktarılması bu..

 

Dolayısı ile..

 

Kimse, “Ben yaptım oldu..” mantığı ile hareket etmemeli..

 

Aktüel konumuza uyarlayacak olursak..

 

Avcılar’da, 1999 depreminde ölenlerin anısı için düzenlenen etkinlikte, HDP’li ilçe başkanı konuşmaya başladığında, PKK propagandası türünden laflar etmeye başlamasına itiraz edip, o alandan ayrılan İyi Parti İlçe Başkanı’nın itirazını duymazdan gelirseniz..

 

Ümit Özdağ’ın, İyi Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu hakkındaki FETÖ irtibatı suçlamalarını duymazdan gelirseniz..

 

CHP’nin oyununa gelip, HDP ile birlikte Anayasa çalışmalarına soyunup, “Kimse bilmez, kimse öğrenmez, biz çaktırmadan, işimizi kotaralım” derseniz..

 

İş ortaya çıkarıldığında, inkar edip, “Yok böyle bir görüşme” diyerek, insanların zekaları ile alay ederseniz..

 

Ama milletin gözü önünde cereyan eden mahalli seçimlerde, İyi Parti de, HDP de, bir yerlerden kotarılan bir organizasyon ile, batı illerindeki büyükşehirlerde başkan adayı çıkartmaz ve ikisi de birbirinden habersiz gibi görüntü vererek CHP adayını desteklerlerse..

 

Bir günlüğüne, iki günlüğüne, atın kaldırılmış olduğu varsayımına kapılan oğul örneğindeki gibi..

 

İyi Partililer de, “Demek ki kimsenin ruhu duymuyormuş..  Biz HDP ile ittifak işine devam edelim” derse..

 

İşi daha ileriye götürüp, “Selahattin Demirtaş ile sabah kahvaltısında buluşma” sözleri verilirse..

 

Devamında, Ermeni soykırımı iftirası atıldığında, üç maymunu oynayıp, HDP’ye tek söz edilmezse..

 

Gara’da 13 rehine, PKK’lılar tarafından tek kurşunla öldürüldüğünde, HDP’lilerin “Mağaradaki rehineler kurtarılma imkanı varken, TSK bombalaması sonucunda öldüler” ahlaksız paylaşımlarına tek cümle ile itiraz edilmezse..

 

13 rehinenin öldürülme emrini veren PKK’lı etkisiz hale getirildiğinde, HDP’yi kızdırmamak için TSK’yı-MİT’i tebrik etmekten bile kaçınıp, delirmiş bir şekilde bu ülkenin cumhurbaşkanını eli kanlı katil Netanyahu’ya benzetmeye kalkarsanız..

 

Bu millet sizi affetmez..

 

Rize’ye ziyarete gidersiniz..

 

Hani Selahattin Demirtaş ile kahvaltı hazırlığı yaparken diyordunuz ya, “Bizim Anadolu’da bir adet vardır.. Düşmanınız bile gelse, evinize alırsınız. Kahvaltısını verirsiniz. O çıkıp gittikten sonra, yine düşmanlığınızı sürdürürsünüz. Ama evinize geldiğinde, onu kapıdan geri çevirmezsiniz..”

 

Benim kafama pek uyan bir adet değil ama..

 

Varsayalım böyle bir Anadolu adeti var..

 

Şimdi gördük, Rize’nin adetini..

 

Meral Akşener, Rize’deki çevre tartışması hassasiyetini de kullanarak..

 

Ziyaretini yaptı..

 

Ama ordaki insanlar..

 

“PKK ile işbirliği yapan kişinin burda işi ne?” itirazını yüksek sesle haykırdı..

 

Misafir falan dinlemedi..

 

Eren Bülbül’leri unutmadıklarını gösterdi..

 

Yüzlerce, binlerce şehidi unutmadıklarını gösterdi..

 

“Çocuk katilleriyle iş yapıyorsunuz” diye haykırarak.

 

Meral Akşener’i, geldiği gibi, Rize’den aynı gün geri dönmeye mecbur ettiler..

 

Hatta hatta..

 

“Terörist Akşener” diye slogan bile atıldı..

 

Nerden nereye..

 

Milliyetçi jargondan..

 

Ülkücü söylemden..

 

Şimdi geldik “Terörist Akşener” sloganları ile karşılanmaya..

 

“Bundan sonra İyi Parti ne yapar” derseniz..

 

Gidebilecek, seyahat edebilecek bir il bulabilir mi, bilmiyorum..

 

Rize’de bu sloganlarla karşılandı ise..

 

Aylardır, yabancı haber ajanslarının muhabirleri ile doldurulup, siyasi iktidar aleyhine örgütlenen bir ilde bile, “Terörist Akşener” sözleri ile karşılandı ise..

 

Başka illerde kimbilir nasıl karşılanır..

 

Kıssamıza dönelim..

 

Kimse, yüzyılların tecrübelerine sırtını dönerek, bildiğini okuyamaz.

 

“Ben yaparım olur” diyemez..

 

Milletin feraseti, bir gün gelir, öyle bir  tokat haline dönüşür ki..

 

Değil 4 yıllık İyi Parti..

 

100 yıllık CHP bile şaşar kalır..

Google+ WhatsApp