Sabır ve Direniş

Sabır ve Direniş


İnsan hayatı tekdüze değildir. Başladığı gibi de belli bir rutin üzere gitmiyor. Her kişinin kendisine göre zorlukları, çileleri, ağır veya rahat dönemleri olur. Her insanın konumuna göre sorumlulukları bulunur. Sorumluluk üstelenme insanın ya kendi iradesiyle, ya da kendisine takdir olunan bir kader ile olur. Kimileri beklenmedik bir sorumluluk altında kendilerini bulurlar. Edindiği birikim ve kimi sorumluluklar insanı bir başka alana yönlendirir.

 

İlim ehlinin alanı ilimdir, sultanların yönetimdir, savaşçıların savaştır. Kadınların sorumluluk alanı erkekten farklı çünkü doğuran bir varlık. Erkekten farklı olarak içinde bir can taşır. Bu onun için zor bir süreç. Onun da çilesi ve zorlukları hayatının sonuna kadar devam eder.

 

İnsanlar hastalıklar yaşar, bu, bedenin veya ruhun yaşadığı süreçte birçok zorlukları olur.

 

İnsanın direnci ve sabrı zor zamanlar için önemli. Sabır bir ibadet özelliğinde. Kendisine gelen ağır koşullara karşı direnme ve var olma, ayakta kalabilme gücü. Teslim olan, kendini koyuveren, yılan, bezen insanlar başarıya ulaşamazlar. Ya da kendilerine hedef olarak belirledikleri amaca ulaşamazlar.

 

İnsanlara zor görünen kimi hâller ancak sabırla aşılabilir. Azmetme ve sonuca ulaşma.

 

Bir de bunun karşıtı var: Hırs. Hırs gözü karalık, göze görmezlik, duygularına yenik düşme insanı saldırganlaştırır. Bu, insanı zulme sürükler. Çünkü yapılan işin, eylemin doğru olup olmadığına bakılmaz. Hırs, ne olursa olsun bir şeyi ele geçirme ve başarma inadıdır.

 

Zor zamanlarda insanın sabrı ve direnmesi önemlidir. Büyük düşünürler hayatlarını bir hedefe odaklarlar sonucuna ulaşıncaya kadar çaba gösterirler. Ya büyük eserler ortaya koyarlar ya da büyük buluşlar gerçekleştirirler. Bunlar büyük bir sabır ve çabanın sonucu elde edilir.

 

Büyük kumandanların başarısı da azimlerinde, sabırlarında ve direnişlerinde kendini gösterir.

 

İnsan, sonuçta insandır. Duygusal anları, dönemleri, acıları, zorlukları yaşarlar. Âşık olabilirler. Bunlar birer anlık durumlarda ortaya çıkınca ona karşı olan tutum, soğukkanlılık, sabırlı olma bir çıkış yolu.

 

Büyük İslâm komutanlarından Selahaddin-i Eyyûbî’nin başarı ve azmi sabrından ileri gelir. İbn Şeddâd’ın Selahaddin-i Eyyûbî eseri bu anlamda ibretlerle doludur. (Büyüyen Ay Yayınları, çeviren: Hilmi Beyca). Bir savaş insan duygularından soyutlanamaz. İnsandır ve duyguları da yoğundur. Bir babadır, bir kumandandır. Sorumlu bulunduğu büyük bir ordu, bir millet vardır himayesinde. Duygularına yenik düşse bu sadece kendinin değil bir toplumun yıkımı olur. Ondan bir iki örnek verelim: “Henüz ergenlik çağında olan bir oğlunun vefat haberi geldiğinde onu görmüştüm. Mektubu okumaya kapandı ve kimseye söylemedi. Bizler de başkasından öğrendik. Yüzüne bu olayın etkilerini yansıtmama gayretindeydi; ama mektubu okurken gözlerinden yaşlar akmaya başladı.”

 

Safed Kalesi kuşatmasında: “Gece boyunca birlikteydik. Moraller yerindeydi, içinde bulunduğumuz manevî hava gayet iyiydi. Mancınıklar bittikçe haberciler vasıtasıyla hangisinin bittiği haberi geliyordu. ‘Hanazir’ (şaft) dedikleri konulmamış bir parçanın dışında bütün parçalar yerleştirilmişti. Bu gece en uzun, en soğuk ve en şiddetli gecelerden bir geceydi.

 

Kardeşinin oğlu Takiyyüddin Ömer’in (Melikü’l-Muzaffer) vefat haberi kendisine ulaştığında bizler bir ‘Ceride’ ile (Süratle hareket etmesi gereken birlik) Remle’de Frenklerin karşısındaydık; ordu ağırlıkları bizimle birlikte değildi. (...) Sultan Melikü’l-Adil, Alameddin Süleyman bin Cender, Sabıkuddin bin Daye ve İzzeddin bin Mukaddem’i çağırıp askerleri çadırından uzaklaştırmalarını emretti. Çadırdan bir ok atımı uzağa kadar kimse kalmadı. Sonra mektubu çıkarıp okudu, çok keskin bir şekilde ağlamaya başladı ve sebebini bilmediğimiz hâlde gözlerimiz yaşardı. Sözleri boğazında düğümlenerek: ‘Takiyüddin vefat etti.’ (…) Biraz gül suyu istedi yüzüne serpti ve sonra getirilmiş olan yiyeceklerden biraz yedi. Düşman Yafa’ya dönünceye kadar haber herkesten gizli kaldı.” (s. 52, 51.) Bu inanç ve sabır duygusu olmasa direniş nasıl başarıya ulaşır.

 

Not: Önceki yazımda dipnot sehven girmemiş. Metinde verdiğimiz sayfa numaraları boşlukta ve hangi esere ait olduğu belirsizleşmiş. Kaynak: İbn Şeddâd’ın Selahaddin-i Eyyûbî’nin Hayatı, Büyüyen Ay Yayınları, çeviren: Hilmi Beyca, 2021. İstanbul.

Google+ WhatsApp