Sabır, tükenmeyen hazinedir

Sabır, tükenmeyen hazinedir


“16 yıldır evliyim ve hayatım kocamın borçlarını ödemekle geçti. Borçlanmak hastalık haline gelmiş onda, tamam bitirdik diyorum bir başkası çıkıyor. İki çocuğumun hatırı için sabrediyorum ama artık kaldıracak gücüm kalmadı. Evime ekmek alamadığım günler oluyor ve içimde biriken öfke patlama noktasına geldi…” (Hülya M.)

 

Katıldığım bir eğitim seminerinde bu notu elime sıkıştıran kardeşime, iletişim bilgilerini paylaşmadığı için ulaşamadım ancak iletilen nota baktığımızda sorunun sadece borç meselesi olmadığını görebiliyoruz. Borçlar sorunun yüzeyini kaplayan bir kabuk ve kişi kendisine gerekçeler üreterek bu kabuğu korumaya çalışıyor. Böyle durumlarda eşler buz dağının görünen kısmına odaklanarak asıl sorunu göremezler ve sorun kronik hale gelerek ailenin bütün fertlerini etkilemeye başlar.

 

Aile toplumun en önemli ve en küçük birimidir ve temeli paylaşıma dayanır. Eğer bir kişi sürekli borç yapıyor ve aileyi çaresiz durumda bırakıyorsa burada kişinin hak ve sorumluluk bilincine sahip olmadığı gün gibi aşikârdır. Zira evin ekonomik ihtiyaçlarını karşılamakla sorumlu olan kişi kazancında aile bireylerinin hakkı olduğunu unutmamalıdır. Sorumluluk bilincine sahip olan kişi eşinin ve çocuklarının ihtiyaçlarını merkeze alır ve bunu bir sorumluluk olarak görür. Bu noktada sorumluluk almayan kişinin hayatın diğer alanlarında da kaytarması ve sorumluluğu eşinin üzerine yıkması beklenen bir durumdur. Böyle durumlarda ailenin yükünü taşımak diğer eşe kalır ve yorucu yükün altında ezilen eş patlama noktasına gelir.

 

Hâsılı kelam kardeşimizin aktarımından asıl sorunun iletişim kopukluğu, sorumluluğun tek kişiye yüklenmesi, kişinin sorununu makul gösterecek mazeretler ileri sürmesi ve aile fertlerinin birbirlerinden uzaklaşması olduğunu görüyoruz. Eşler ilk evvela iletişimi güçlendirip sorunlarını konuşabilmeli ve birlikte çözüm üretebilmelidirler. Yapılan borçlarla aile fertlerini mağdur eden eş sorumluluklarının ne olduğunu sorgulamalı ve aileyi çıkmaza sürükleyen alışkanlıklarını değiştirmek için gerekirse profesyonel destek almalıdır.

 

Eşlerden birinin sorumluluk bilincini kaybetmesi, diğerinin yükünü daha da arttırıyor. Böyle durumlarda gösterdiği tahammülü sabırla ilişkilendiren eş, çözüm aramak yerine yükünü artırmayı tercih ediyor. Oysa sabır aktif bir süreçtir ve kişiyi aynı zamanda çözüm arayışına götürür. Tahammül göstermek ise kişinin çözüm için hiç çaba göstermeyip sırtındaki yükü taşımaya razı olmasıdır. Bu durum zamanla kişiyi acziyete, tükenmişliğe ve çaresizliğe itecek ve bütün enerjisini tüketecektir. O nedenle aile içi ilişkilerde ortaya çıkan sorunlar kronik hale gelmeden çözüme götürülmeli ve bu konuda eşler dayanışma içinde olmalıdırlar.

Google+ WhatsApp