Peygamber (s.a) Ahlakı

Peygamber (s.a) Ahlakı


Fransa’dan başlayarak tüm Avrupa’da İslâm, Kur’ân ve Peygamber düşmanlığı yükseltilirken, ülkemizde Mevlidi Nebî etkinlikleri devam ediyor. Kanaatimce çağdaş haçlılara verilecek en iyi cevap Efendimizi (s.a) ve güzel ahlâkını en doğru ve etkili tarzda asrın idrakine sunabilmektir. Diyanet’in “Ayet Bul” programından seçtiğim şu hadisler bu konuda bir fikir verir diye düşünüyorum. Birlikte okuyalım:

‘Rasulullah’a (s.a) üstü başı yok, ayakları çıplak, sadece kaplan postu gibi çizgili abalarına sarınmış, kılıçları boyunlarında asılı, hepsi de Mudarlı olan bir grup geldi. Onların bu fakir ve sefil halini gören Rasulullah’ın (s.a) yüzü değişti. Odasına girdi, tekrar geri geldi. Hz. Bilâl’e ezan okumasını söyledi. O da ezan okudu, sonra kamet getirdi. Namaz kılındı. Peygamberimiz namazdan sonra cemaate hitap etti: 

“Ey insanlar! Sizi tek bir nefisten yaratıp, ondan eşini halk eden ve ikisinden de pek çok erkek ve kadın var eden Rabbinizden korkun. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’ın ve akrabanın haklarına riayetsizlikten de sakının. Allah şüphesiz hepinizi görüp gözetmektedir” (Nisâ 4/1) ayetini okudu. Sonra Haşr suresindeki şu âyeti okudu: “Ey insanlar, Allah’tan korkun. Herkes yarına ne hazırladığına baksın. Allah’tan korkun, çünkü Allah işlediklerinizden haberdardır” (Haşr 59/18).

Rasulullah (s.a) sözüne devamla: “Kişi dinarından, dirheminden, giyeceğinden, bir sa’ buğdayından, bir sa’ hurmasından sadaka versin. Hiçbir şeyi olmayan, yarım hurma da olsa mutlaka bir bağışta bulunmaya gayret etsin” buyurdu. Derken Ensâr’dan bir zât, nerdeyse taşıyamayacağı kadar ağır bir bohça ile geldi. Sonra halk sökün ediverdi. Öyle ki, az sonra biri yiyecek, diğeri giyecek maddesinden oluşan iki yığının meydana geldiğini gördüm. Rasulullah (s.a) memnun kalmıştı; yüzünün yaldızlanmış gibi parladığını gördüm. Şöyle buyurdular: «İslam›da kim bir hayırlı çığır açarsa, ona bu hayrın ecri ile kendisinden sonra o hayrı işleyenlerin ecrinin bir misli verilir. Bu, onların ecrinden hiçbir şey eksiltmez. Kim de İslâm’da kötü bir çığır açarsa, ona bunun günahı ile kendinden sonra onu işleyenlerin günahı da verilir. Bu da onların günahından hiçbir eksilmeye sebep olmaz.›› (Müslim, Zekât 69; Nesâî, Zekât 64).

Ebû Katâde (r.a), bir borçlusunu parasını istemek üzere aramıştı. O, kendisinden gizlendi. Bilahare adamı buldu. Ancak: “Dardayım” dedi. Bunun üzerine: “Allah’a yemin eder misin?” diye sordu. Borçlu: “Vallahi” diye yemin etti. Ebû Katâde: “Ben Rasulullah’ın, “Kim Allah’ın kendisini kıyamet gününün sıkıntısından kurtarmasını isterse darda olana nefes aldırsın veya tamamen bağışlayıversin” buyurduğunu işittim» dedi. (Müslim, Kasame 32).

Rasûlullah (s.a) Tekâsür sûresini okudu ve şöyle buyurdu: “İnsanoğlu ‘malım, malım’ der. Oysa Âdemoğlunun yiyip tükettiği, giyip eskittiği ve sağlığında sadaka verip gönderdiğinden başka kendisinin olan neyi var? Gerisini ölümle terkeder ve insanlara bırakır.” (Müslim, Zühd 3,4)

Resulullah (s.a) buyurdu: “Ey Ebu Zerr! Hiçbir iyiliği küçümseme; bir kardeşini güler yüzle karşılaman bile olsa. Et satın aldığın veya bir tencere kaynattığın zaman suyunu artır, ondan komşuna bir avuç (kadar da olsa) ver.” (Tirmizî, Et’ime 30)

Rasûlullah (s.a) buyurdu: “Ey insanlar! Selâmı yayınız. Yemek yediriniz. Akrabalarınızla alâkanızı ve onlara yardımınızı devam ettiriniz. İnsanlar uyurken siz namaz kılınız. Bu sayede selâmetle cennete girersiniz.” (Tirmizî, Kıyâmet 42)

Rasûlullah’a (s.a) soruldu: “Müminlerden hangisi en faziletlidir?” “Ahlakça en güzelleridir!” buyurdu. “Peki, müminlerden hangisi en akıllıdır?” dendi. “Ölümü en çok zikreden ve kendilerine gelmezden önce onun için en iyi hazırlığı yapandır” buyurdu. (İbn Mâce, Zühd 31)

Rasûlullah (s.a): “Param parça edilsen, ateşlerde yakılsan bile, sakın hiçbir şeyi Allah’a ortak koşma! Hiçbir namazını da terketme. Kim namazı bile bile terk ederse o kişi Allah’ın himâyesinden ve hıfzu emanından uzak kalır…” (İbn Mâce, Fiten 23)

İşte Peygamber (s.a) ahlâkı: Merhamet, paylaşmak, yardımlaşmak, bağışlamak, diğerkamlık, güler yüz, güzel ahlâk, yedirip-içirmek, selâm (esenlik dilemek) ve bütün bu erdemleri hatırlatıp besleyen namaz

Google+ WhatsApp