Papağanın Hikâyesi

Papağanın Hikâyesi


Mevlana’nın Mesnevi’sinde geçen papağanın hikâyesi kalpleri birbirlerine bağlayan bir yol olduğuna ve bu yol üzerinden yakınlık ve duygudaşlığın kurulabildiğine işaret eder. Hikâye şöyledir: Bölgenin sevilen tüccarlarından biri Hindistan’a seyahate çıkar ve gitmeden önce kafesteki papağanına döner, “Ey kuşum gelirken sana ne getireyim?” diye sorar. Kafese hapsedilen papağanın tek hayali özgürleşmektir, oradaki papağanlara beni anlatman, falan benim mahpusumdur onu kafeste besliyorum, size selam söyledi demen yeterli der.

 

Tüccar günlerce süren bir yolculuğun ardından nihayet Hindistan’a ulaşır ve işi ile ilgili görüşmeleri yaptıktan sonra, şehri dolaşır, seyahatin tadını çıkarmaya çalışır. Bir sabah sokakta yürürken gözü birkaç papağana ilişir hemen yanlarına gider ve “Ben filan memlekette yaşayan bir kişiyim, buraya ticari çalışmalarım için geldim, evimde beslediğim bir papağanım var, onun size selamı var” der. Tüccar sözünü bitirmeden papağanlardan birisi titremeye başlar, nefesi kesilir kuşun ve düşüp ölür. Tüccar söylediğine bin pişman olur, ben ne yaptım keşke söylemeseydim, şu zavallı kuşun ölümüne neden oldum diye yakınmaya başlar. Tüccar olayın etkisinden bir türlü kurtulamaz, kendini suçlar ve bu kuş benim papağanın akrabası olmalı diye düşünür.

 

Tüccar işini bitirip memleketine döner ve hâlâ yaşadığı o olayın etkisindedir. Şahit olduğu şeyi paylaşmak dahi istememektedir fakat papağan sahibi içeri girer girmez, “Benim bahsettiğim papağanları gördün mü, selamımı söylendin mi?” diye sorar. Tüccarın içine bir kasavet dolar ve sevgili kuşum kusuruma bakma ama anlatmazsam daha iyi olur der. Papağan ısrarlarını sürdürünce tüccar istemeyerek de olsa olayı anlatır. “Senin söylediğin gibi dostların papağanları gördüm ve senin selamını söyledim. Fakat içlerinden biri dayanamadı, titremeye başladı sonra da yere düştü ve hareketsiz kalıp öldü” der. Sahibinin telaffuz ettiği bu ifadeleri duyan papağan titremeye başlar, sonra hareketsiz kalır ve ölür. Adam söylediğine bin pişman olur ve güzel kuşum ne oldu sana, ne yaptım diye dövünmeye başlar ve ölü papağanı kafesten alıp pencerenin önüne bırakır. Fakat ilginç bir durum olur ve papağan canlanıp, bir ağacın dalına konar. Adam olup bitenleri anlamaya çalışır ve bu ne haldir, bu hileyi nereden nasıl öğrendin der. Papağan sevgili efendim Hindistan’da gördüğün kuş benim selamımı alınca halimi anladı ve düşüp ölmüş gibi yaparak kurtulmak istiyorsan ölü taklidi yap mesajını gönderdi. Ben de bu taktiği kullandım ve kafesten kurtuldum der.

 

Papağanın hikâyesi bugün yoksunluğundan şikâyet ettiğimiz empatinin, duygudaşlığın ve nesilden nesle aktarılan tecrübelerin önemini özetliyor.

Google+ WhatsApp