Oyunları Yarım Kalan Çocuklar

Oyunları Yarım Kalan Çocuklar


Filistin’in 33. bağımsızlık yıldönümü dolayısıyla yayınlanan mesajlara göz atarken önüme yakın zamanlarda şehit edilen Muhammet Emced’in resmi düştü… Ve kulaklarımda şehit edilen binlerce çocuğun çığlıkları yankılandı… Göğsümde derin bir sızı hissettim ve ne işgal senaryolarının yazıldığı Siyonist kongrelerine ne yapılan kirli pazarlıklara ne Balfour Deklarasyonun’a ne de Filistin davasına ihanet eden işbirlikçi piyonların oyunlarına yoğunlaşabildim, koparılan umutların yasından bir türlü çıkamadım.

 

Muhammet’in masum yüzünde katledilen binlerce çocuğun hatıralarına rastladım. Kimisi evinde, kimisi okulda, kimisi oyun ortamında, kimisi caddede, kimisi sokakta katledildi çocukların… Ve suçlarının ne olduğunu, neden katledildiklerini hiç bilmediler, katillerin omuzlarındaki silahlara ve ellerindeki kan damlalarına hiçbir anlam veremediler. Kanatları kırılmış bir serçe gibiydi çocuklar, sessizce uçup gittiler. Yüreklerde güneş açtıran şefkat varken neden şiddete meylederdi insan? Kötülük neden tercih edilirdi yaşlı dünyada?

 

Oyunları yarım kaldı çocukların… Sorgulandılar, işkenceye maruz kaldılar ve katledildiler. Oysa biliriz ki çocukların katledildiği topraklarda çiçekler küser güneşe, toprak sarsılır, gök ağıtlar yakar ve hüzünden gemiler oluşur sokaklarda… Çocuk küstüyse hayata, çiçekler bir daha açmamacasına eğerler başlarını.

 

Filistinli şehit çocuklar gözlerini dünyaya açar açmaz karşılaştılar katilleri ile. Muhammet ve onunla aynı kaderi paylaşan binlerce çocuk, karanlık kapılar ardında yazılan senaryoların hedefindeydiler ama bunun nedenini hiç bilmediler… Dünyaya gözlerini açar açmaz ölüm kusan silahlarla karşılaştılar, iyilerin uykuya daldığını kötülerin ise kan kokan dişleri ile avlarının peşinde koşturduklarını düşündüler. Dua ile teselli buldu çocuklar…

 

Filistinli çocuklar haber sitelerinin ilk sayfalarında yer aldılar ve istatistikî bilgilerine genişçe yer verildi onların, açlığa, şiddete ve ölüm kusan kurşunlara karşı gösterdikleri direnç filmlerin senaryolarına aktarıldı. Fakat ne yakındakiler ne de uzaktakiler kanat olabildiler çocuklara, yüzlerini güneşe dönen tomurcuklardı onlar açmadan solduruldular. İsrail dünyada çocukları erişkin kabul eden ve ağır şartlarda yargılayan tek zihniyetti ve 132 Sayılı Askeri Emir’e dayandırarak çocukları oyun ortamından alıp sorgulamaya, hücre hapsine ve şiddetle cezalandırmaya devam etti. Ruh hekimleri çocukların yaşadığı travmaların onlarda ağır hasarlar bırakabileceğini açıklarken, Filistinli çocuklar travmaların ötesinde ağır şiddete maruz kaldılar. Çocuklar bir tehlike çemberinin içinde soludular hayatı ve tutunacak dal bulamayınca çocukluğa veda edip omuzladılar davanın yükünü. Ve seslerini kimseye duyuramasalar da devam ettiler yollarına…

Google+ WhatsApp