Otobüs durağındaki ıslak belgeler…

Otobüs durağındaki ıslak belgeler…


Karadeniz’de yaşanan ‘mini’ krizi unutma eğilimindeydik, doğrusu istenirse hakkı buydu. Bir tek, neden ABD savaş gemileri değil de, Britanya destroyerinin Rusların üzerine gittiğini merak etmiştik, makûl izahlarımız da vardı; Baltık-Karadeniz-Hazar sırası, son köşe hariç, Londra-Moskova’nın özel nefret cephesi olduğu kadar, Brexit ertesi güncellenen ABD-İngiltere ‘deniz ittifakı’nın tezahürüydü…

Bu hat Rusya’ya ‘sınırlarını’ gösteriyordu. Nasıl Ukrayna’da ABD ‘kırmızı çizgi’yi –sindiremese de– anladıysa, buraları da artık ‘daha çok’ NATO sınırıydı. Üstelik askerî olarak sürekli takviye ediliyordu. Baltık da öyleydi, Yunanistan ve Karadeniz’in kimi Balkan ortakları dahi öyleydi…

Nitekim, ‘majestelerinin’ destroyerinin Rus sularını yoklamasının bir nedeni olarak gösterilen, geleneksel ‘NATO-Deniz Meltemi’ tatbikatı Pazartesi akşamı Karadeniz’de başladı. Geçmiş yıllara göre farkı, rekor düzeyde katılım sağlanmış olmasıdır; Ukrayna dahil 32 NATO ülkesi, 5 bin asker, 32 donanma gemisi, 40 uçak ile 18 özel operasyon ve dalgıç ekibi…

Süresi de öyle; 23 Temmuz’a kadar sürecek. Haliyle, ‘bu hareket’ Rusya’nın rahatsız olduğu kadar var ve zaten amaç da bu. Genelkurmay Başkanı da çıkıp, “bir dahakine gemiyi vururuz” dedi. Devlet Başkanı Putin’in tatbikat öncesinde, “bunu iptal edin”, tatbikatın başlamasına bir kaç saat kala yaptığı, “Sarmat balistik füzesi, ‘Tsirkon’ hipersonik füzesi ve S-500 sistemi yakında göreve başlayacak” açıklamalarının adresi hep aynıdır. Bu cepte dursun…

BURADAN BİR ‘UZUN BIÇAK’ GEÇTİ Mİ?

‘Unutmaya meyilliydik’ dedik ya, zaten Türkiye’nin dış politika gündeminde daha acil konular vardı; Afganistan meselesi genellikle, ‘ne işimiz var bataklıkta’ itirazı ile ‘kritik geçitte bir şekilde bulunulmalı’ savunusu arasında ama yine kavga-döğüş

tartışıldı ve ne yazık ki sığlıkta boğuldu. Detaylarına girecek değilim, ‘Neden Afganistan? Harita Öyle İstiyor’ da okudunuz. (26/06.)

Ancak konuya gerçekten meraklı olanların ittifakla ‘aradığı’ bir profil daha vardı, muhakkak dipnot açılıyordu; nasıl Karadeniz’deki

İngiliz hareketliliğini merak ediyorsak, Afganistan gibi, İngilizlerin zaten hep olduğu, Pakistan ve Hindistan gibi tarihi süreç içinde derin İngiliz varlığının görüldüğü coğrafyada, Ortadoğu, Batı Asya çekişmelerinin iki yüz yıllık öyküsünü başlatan karakter nasıl sahnede olmazdı?

Bu da öbür cebe…

‘BİZ YAPMADIK’ MI DİYORLAR!..

İngiltere’nin her iki olayla, yani hem Karadeniz hem Afganistan’la bağını kuran tuhaf olay ise bir otobüs durağında gerçekleşti… (İngiltere’de zaten ne olursa duraklarda ve istasyonlarda olur. Casus öyküleri de, suikastlar de, bombalı veya bıçaklı saldırılar da ya metro ya tren, otobüs istasyonlarında gerçekleşir. Ha bir de park bankları. Ayrı mevzu.)

İngiliz Savunma Bakanlığı’na ait gizli bilgiler içeren 50 sayfalık doküman, ülkenin Kent şehrinde bir otobüs durağında sıradan vatandaş tarafından bulundu ve BBC’ye teslim edildi. Ardından da bakanlık soruşturmaları sökün etti…

Bu belgelerden birinde, Karadeniz-Kırım açıklarından İngiliz savaş gemisi geçmesi durumunda Rusya’nın hangi reaksiyonları gösterebileceğine ilişkin analizler/senaryolar bulunuyordu. Geçecek gemi de zaten belliydi; HMS Defender. Daha detay var ama olay yaşandığı için artık kritik bilgi sayılmaz.

Karadeniz vakası belli ki, İngiltere tarafından baştan sona kurgulanmış, hesaplanmış bir ‘gunboat diplomacy’ denemesiydi. Savaş gemisinde gazetecilerin bulunması bile o demek. Tatbikatla birleşince ‘ayı dürtmeye’ döndü, o da ayrı.

KAÇ İNGİLTERE VAR?..

Gelelim belgelerin ikinci bölümüne; İngiltere’nin NATO’nun çekilmesinin ardından Afganistan’daki askeri varlığını sürdürüp sürdürmeyeceğinden bahsediliyor. Üzerinde ‘Gizli’ uyarısı bulunan sayfaların ‘önemi/tehlikesi’ BBC tarafından fark edildiğinden, askerî personeli tehlikeye atmamak için bu bölüm yayınlanmamış.

Ancak şu belli; İngiliz ordusunun Afganistan’daki varlığını sürdürmesine dair, ‘son derece hassas’ öneriler yer alıyor belgelerde. ABD’nin belli konularda İngiltere’den istediği yardım değerlendiriliyor. “Afganistan’ın şimdiden daha tehlikeli hale geldiği” tespiti yapılıyor. ‘Sadece özel kuvvetleri bıraksak mı’ diye soruluyor…

Aslına bakılırsa belgelerin içinde e-postalar da bulunuyor. Yani iç yazışmalar. Onlar yayına zaten hiç verilmemiş. Belgelerin tamamını görmek ilginç olurda ama asıl soru, bu belgelerin nasıl olup da kaybedildiği? İngiliz ulusal güvenliği/dış politikasını belirleyen aktüel belgelerin ‘yerlere düşmesi’ inandırıcı değil. Şimdi sız(dırıl)ması muhakkak merak edilmesi gereken bir konu ve “ıslak belgeler’ kime konuşuyor” diye sorulmalı…

AVRUPALI MÜTTEFİKLER SAĞLAM MI?

Gelgelim, buraya kadarki bölüme “güldük, eğlendik” dersek, üzerinde durulmasından kaçınılan bir parça daha var belgelerin içinde…

İngiltere’nin kendisini Avrupalı müttefiklerle rekabet halinde bulabileceği alanlar hakkında hassas gözlemler içeriyor. Örneğin silah ticareti. İngiltere’nin üyesi olduğu altı üyeli Avrupa Ortak Silahlanma İşbirliği Teşkilatı’nın (OCCAR) “olmaması gerektiği” konusunda ısrar eden Savunma Bakanı’na atfedilen yorumlarda Brexit sonrası kaygı kokusu var. İngiltere’den başka o ülkeler, yani olası rakipler, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya ve Belçika.

Resme bu açıdan bakınca, NATO ve Avrupa ordusu tartışmaları içinde ayrı yere oturtulabilecek İngiltere bakışından bahsedilebilir. Açalım; gizli belgelerin üç başlık altında sızdırılması, İngiltere’nin küresel seçimlerinde tereddüt ettiğini gösteriyor…

Google+ WhatsApp