Organik Nesillerden Geriye Ne Kaldı?

Organik Nesillerden Geriye Ne Kaldı?


Çocukluğumda mahallemizden sela sesleri yükselmeye başladığında olduğumuz yerde durur ve acaba hangi hacı amca ya da hacı teyze vefat etti der ve kulak verirdik. Ölümün yaşı yoktu ama vefat edenlerin çoğu yaşlı olurdu ve gidenlerin ardından hatıralarını yâd ederdik. Bugün bakıyorum da mahallemizden yaşlıların, çocukların ve gençlerin cenazeleri kalkıyor, ağıtları yakılıyor ve dünya yolculuğunu tamamlayanlar silik bir iz bırakıp gidiyorlar.

 

Havanın, suyun, toprağın safiyetini koruduğu dönemlerin çocuklarıyız biz… Yumurtayı tavuğun altından almış, meyveyi dalından koparmış, buğdayı tarlasında yetiştirmiş ve hayata günün ilk ışıkları ile başlamış organik bir neslin en son halkasıyız… Ve ne kadar çaba göstersek de fırlatıldığımız bu yabancı diyara uyum sağlayamıyoruz.

 

Dünyanın dijital bir sürece doğru evrilmesi ve tükettiğimiz ürünlerin, kullandığımız araçların, soluduğumuz havanın, toprağın, suyun, buğdayın fıtratının bozulması hayatımızın dengesini altüst etti ve türlü türlü hastalıklara müptela olduk. Ne acıdır ki çocuklar sağlıklarını daha anne karnındayken kaybediyor ve dünyaya geldiklerinde kendilerini kirli bir atmosferde buluyorlar. Çocuklar hayata başlar başlamaz, hazır gıdalara, sentetik ilaçlara ve fıtratlarıyla hiç uyumlu olmayan bir hayata zorlanıyor ve adeta robotlaşıyorlar. Çocuklar toprağın kokusunu, suyun tadını, gökyüzünün maviliğini dedelerinden dinliyor ve anlamaya çalışıyorlar.

 

Çocukluğumda boğazım ağrıdığında rahmetli anneannem bez bir torbada itina ile sakladığı deve yününü çıkarır ve boğazımıza sımsıkı sarar, ardından dağlardan topladığı kekiği kaynatıp içirirdi. O zamanlar anneannemin evinde bulundurduğu o yün parçacıklarının ilaç olduğunu düşünür ve şifaya vesile olacağına inanırdım.

 

Günümüzde insanlar beslenme ve yaşam tarzlarını değiştirmek için çaba gösteriyorlar ancak bütün yollar kapanmış, kapitalist sistemin el atmadığı hiçbir şey kalmamış ve dokunduğunuz her şey zehir saçıyor. İnsanlar hayat enerjilerini, umutlarını ve sağlıklarını kaybediyor ve ellerinde ilaç torbaları ile geziyorlar. Ve bir zamanlar kırsal bölgelerden şehre gelebilmek için çaba gösteren fertler bugün doğaya kaçıyor ve toprakla buluşmaya çalışıyorlar. Ancak ne toprak bire bin veriyor ne de gökyüzü berraklığını koruyabiliyor…

Google+ WhatsApp