Ömer El-Berğusi ve Rebi’ Haddad

Ömer El-Berğusi ve Rebi’ Haddad


Dünya hayatı bir imtihan dönemi olduğu için bir yerde son bulması gerekiyor. Çünkü insan bu süreçte yaptıklarının karşılığını asıl gerçek hayat olan kalıcı hayatta bulacak. Ölümün insanı nerede, ne zaman karşılayacağı bilinmiyor. Çünkü insanların her an bu yolculuğa hazırlıklı olmaları gerekiyor. 

 

Bilindiği üzere salgın hastalığın başlamasından sonra birçok değerli insan bu hastalık sebebiyle hayata veda etti. Belki bazılarının birtakım başka hastalıkları vardı. Ama bu hastalık bedene ek bir yük yükleyince beden tahammül edemeyerek yaşama son verdi. 

 

Geçtiğimiz günlerde bu hastalıktan dolayı vefat edenlerden biri de Filistin’de İslamî direnişin önde gelen liderlerinden ve komutanlarından Ömer El-Berğusi’ydi. 

 

Ömer El-Berğusi, Filistin İslami Direniş Hareketi’nin (Hamas) askeri kanadı durumundaki İzzettin Kassam Birlikleri’nin Batı Yaka bölgesindeki teşkilatının kurucularındandı. İşgale karşı askeri mücadelenin bilfiil içinde yer aldı ve çok sayıda direniş biriminin oluşturulmasına öncülük etti. Bütün aile efradıyla işgale karşı fiili mücadelenin içinde yer aldı. Bir oğlu işgal güçleri tarafından şehit edildi. Bir oğlu da yine işgal güçlerine yönelik eyleme karışma suçlamasıyla hapiste. Kendisi de 25 yıldan fazla bir süre işgal hapishanelerinde kaldı. Direniş eylemlerine karıştığı için evi yıkıldı. Hanımı da onun bu kararlı mücadelede aktif olarak yer almasından dolayı işgalci siyonistlerin büyük baskılarına, eziyetlerine ve zulümlerine sabretti. 

 

Ömer El-Berğusi, kendisine koronavirüs teşhisi konmasından üç hafta sonra 25 Mart Perşembe günü öğle saatlerinde, kaldırılmış olduğu hastanede 67 yaşında hayata veda etti. 

 

Bir diğer kişi kendisiyle yaklaşık 15 yıl önce şahsen tanıştığım ve gerek İstanbul’da, gerekse Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta değişik vesilelerle birçok kez görüştüğüm, bazı sosyal etkinliklerde birlikte çalıştığım Lübnanlı davetçi Rebi’ Haddad. 

 

Rebi’ Haddad, Lübnan’da hıristiyan bir ailede dünyaya gelmiş. Annesi Rum Ordokos kökenli imiş. Lübnan’daki Rum Ortodoksların Grek kökenli olmaları ve mensup oldukları kilise itibariyle böyle nitelendirildiklerini, büyük çoğunlukla Araplaşmış olduklarını belirtelim. Babası ise kilise tahakkümünü kabul etmeyen, düşünce olarak da protestanlığa yakın duran biriymiş. Ama çocuklarının ergenlik çağına geldiklerinde din seçimlerini kendilerinin yapması için onları vaftiz ettirmemişler. Dolayısıyla Rebi’ Haddad da vaftiz edilmemiş. 

 

O, 17 yaşına geldiğinde hıristiyanlığı sorguluyor ve zihninde bazı soru işaretleri oluşuyor. O zaman biraz Budizme ilgi duyuyor ve aradığını orada da bulamıyor. Sonra İslam’ı araştırıyor ve benimseyip Müslüman oluyor. Sonra da ömür boyu İslam daveti, Müslümanların haklarını savunmak ve Batı’daki İslam düşmanlığına karşı mücadele için çalışıyor. 

 

Düşmanlığa Karşı Küresel Kampanya (Global Anti-Aggression Campaign) adıyla bir sivil aktivite başlatmıştı. Kendisiyle tanışmamız da bu çerçevede yürüttüğü faaliyetler vesilesiyle olmuştu. Bu kampanya adına birlikte, özellikle Filistinlilerin haklarını savunan ve maruz kaldıkları haksızlıkları gündeme getiren bir panel de düzenlemiştik. 

 

Bu kampanyasında, özellikle Batı’daki İslam düşmanlığını kırmayı amaçlıyordu. Ancak belli bir kesimin hedeflendiği imajı vermemek için genel anlamda “düşmanlığa karşı” ifadesini kullanmayı tercih etmişti. 

 

İslami faaliyetlere destek için yardım çalışmaları yürütüyordu. Bu amaçla Küresel Yardım Vakfı (Global Relief Foundation) adlı bir yardım kuruluşunun kurulmasında öncülük etmiş ve bazı dönemlerde başkanlığını yapmıştı. 

 

Bir ara El-Kaide ve Taliban’a yardım ettiği suçlamasıyla ABD yargısı tarafından hapse atıldı ve epey bir süre hapiste tutuldu. Lübnan’da da Ehli Sünnet Akımı (Teyyaru Ehli’s-Sunne) diye bir sivil organizasyon oluşturmuştu. 

 

O da 30 Mart Salı sabahı İstanbul’da koronavirüs sebebiyle vefat etti. 

 

Yüce Allah’tan bu iki değerli insana ve ahirete uğurladığımız tüm değerli insanlarımıza rahmet ve mağfiret diliyorum. 

Google+ WhatsApp