Okuyun Semih Amiral’i, katıla katıla gülün!

Okuyun Semih Amiral’i, katıla katıla gülün!


Rusya, Ukrayna’yı bombalamaya başlamış.

 

Operasyon, sadece birkaç bomba atmakla sınırlı değil.

 

Bir iddiaya göre Ukrayna topraklarını Rusya’ya ilhakı, bir iddiaya göre sadece yönetimi devirmeyi amaçlıyor.

 

Bizim bu savaşta yer almamıza gerek yok.

 

Bir menfaatimiz de yok..

 

Ama şartlar neleri getirir, onu süreç içinde göreceğiz.

 

Fakat bu vesile ile..

 

Bizdeki kemalistler, hemen kafayı çıkarıp, “Montrö” tabusunu önümüze koymaları yok mu..

 

Tam komedi filmi..

 

Sorunun çok basit olduğu iddiasında değilim..

 

“Montrö’yü iptal edersiniz, her yer güllük gülistanlık olur” mavalı ile kimseyi kandırmaya niyetim yok.

 

Ama.

 

Montrö’den dolayı, Türkiye’nin çok büyük bir maddi kazancı, elinin tersi ile ittiğini, açık açık söyleyebilirim..

 

Onun dışında, “Boğazlardan savaş gemileri nasıl geçer, hangi şartlarda geçer, sonra nasıl döner” noktalarında çözüm noktasının hayli zor olduğunu kabul etmek durumundayız..

 

Çözüm zor ama.

 

Birileri Montrö’yü tabulaştırarak, bogazlardan geçişte Türkiye’nin sağlayacağı gelirden vazgeçerken..

 

Bir de..

 

Montrö’nün Türkiye’ye kaybettirdiği gelir dışındaki kurallarının da dört dörtlük olduğunu iddia etmesi yok mu?

 

İnsanı delirtecek nitelikte.

 

Bir yıl önce, 104 amiral, Montrö sözleşmesine sadık kalmalıyız bahanesi ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki bir amiralin namaz kılma görüntülerine tahammülsüzlüklerini dillendirmişlerdi.

 

Üniforması ile namaza giden amiral TSK’dan emekli oldu..

 

Amirallerin geceyarısı yayınladıkları bildiri için ise, iddianame hazırlandı, şimdi yargılama sürüyor..

 

Yargı süreci bir yana..

 

Kemalist emekli subaylar, Rusya-Ukrayna dalaşması üzerinden, şimdi tekrar bize sopa sallıyorlar: “Gördünüz mü, biz ne kadar haklı imişiz! Montrö’den vazgeçilemez”

 

Hani altyapısı olan bir cümle kursalar..

 

“Üzerinde tartışalım” diyeceğim..

 

Ama söyledikleri, hepsi militanca, sloganik sözler..

 

Mesela, Semih Çetin..

 

Tümamirallikten emekli olmuş..

 

Sözlerini okuduğunuzda, “Gülelim mi, ağlayalım mı, bilemedik” diyeceksiniz..

 

Buyrun, Semih amiralin sözlerini ben size aktarayım, siz de bir an önce şoka giriverin:

 

“Montrö’nün ne kadar önemli olduğunu, Türkiye’nin elini ne kadar kuvvetlendirdiğini bu kriz nedeniyle bu savaş nedeniyle görüyoruz. Bazı kişiler ‘Montrö bize tam egemenlik tanımıyor, biz boğazı istediğimize açarız istediğimize kapatırız’ diyorlardı. Bunun ne kadar yanlış olduğu bu vesileyle ortaya çıktı.”

 

Belki henüz siz, şoka girmemiş olabilirsiniz.

 

Hatta meraklanmış da olabilirsiniz, “Acaba Montrö, Rusya-Ukrayna ihtilafında, bizim elimizi nasıl kuvvetlendiriyor” diye, gözlerinizi açmış, daha hızlı okumaya koyulmuş olabilirsiniz..

 

Sakin olun..

 

Heyecanlanmayın.

 

Bildik, kemalist söylem..

 

Bildik, sallama söylemler..

 

İçi boş, süslü cümleler..

 

Yorumu bırakayım, Semih amiral konuşturayım.

 

Ama hemen öncesinde, Semih amiralin sözlerinde atıf yaptığı, Ukrayna yönetiminin Türkiye’ye yaptığı “Boğazları, Rus savaş gemilerine kapatın” çağrısını hatırlatayım..

 

Semih amiral konuşuyor:

 

“Ukrayna bu teklifi yaptı mı verilecek cevap açık ‘Montrö’ye aykırıdır ben bunu yapamam’.”

 

Vay vay vay..

 

Montrö olmasaydı, bunu yapamazmışız!

 

Ama Montrö olunca..

 

90 yıldır yabancı gemilerin boğazlardan bedava geçişlerinin müsebbibi Montrö olunca, “Geçişleri engelleyemeyiz” diyebilirmişiz..

 

İyi de. Burada iki sorun var..

 

Rus gemilerinin, boğazlardan geçmesine gerek yok ki, onların büyük çoğunluğu, zaten Karadeniz’de..

 

Ukrayna mı coğrafyayı şaşırmış, yoksa bizim amiral mi, bilmiyorum..

 

Ama es geçiyorum..

 

Eğer kendinizde bu gücü görüyorsanız, Montrö olsa da, olmasa da, “Boğazlar benim karasularım.. Nasıl ki kara toprağımdan herkes elini kolunu sallayarak geçemezse.. Karasularımızdan da, kimse elini kolunu sallayarak geçemez” der..

 

Geçişi engellersiniz.

 

Bu arada, bu hiçbir sözleşmenin varlığına bağlı olmayan sözü söylemek için ihtiyaç duyduğunuz Montrö yüzünden, 90 yıllık boğazdan geçiş ücretlerinden yaşadığınız kaybı da, yaşamamış olurdunuz..

 

Semih amiralin sonraki sözleri ise daha vahim:

 

“Tam egemenlik sizde olsaydı, ne yapacağınızı şaşırırdınız.”

 

Allah şaşırtmasın.

 

Tam da bizim söylediğimizi, Semih amiral söylüyor.

 

“Montrö, boğazlardaki tam egemenliğimizi kısıtlıyor” diyorduk.

 

Şimdi onu itiraf ediyor, Semih amiral..

 

Ve akla ziyan şu cümlelerle de, “tam egemenliğimizin olmamasının büyük bir fırsat olduğu”nu anlatmaya kalkabiliyor:

 

“Ukrayna ile iyi ilişkileriniz var Rusya ile de var. Ukrayna’yı kabul etseniz Rusya baskı yapacak boyun eğseniz bir türlü eğmeseniz bir türlü.”

 

Vah vah vah. Amiralimizin düşündüğüne bak.

 

O zaman şöyle yapalım..

 

(Allah korusun diyelim).

 

Kara topraklarımız üzerinde de, bizim tam egemenliğimiz olursa, üzerinden geçmek isteyen ABD veya bir başka devlet sözkonusu olduğunda. Geç desek bir türlü. Geçme desek bir türlü.. O zaman şöyle yapalım. Biz topraklarımızı ABD’ye verelim. Biz üzülmeyelim. Kimin geçip, kimin geçmeyeceğine, ABD kara kara düşünüp, karar versin! 

 

“Güler misiniz, ağlar mısınız” derken.

 

Haksız mıymışım, siz söyleyin..

 

Semih amiralin bir cümlesi daha var.

 

Tam bir manda zihniyeti:

 

“Bir de diğer taraf var ABD... 6. Filoyu dayasa kapınıza ‘Karadeniz’e çıkacağım’ dese ne diyecekseniz.”

 

Sanki şimdi ABD aynısını dese, Montrö’yü gösterince, akan sulan durup, anında gemiler geri dönecek!

 

Ciddi ciddi savunuyor bunu:

 

“Şimdi söyleyecek şeyiniz var. Çünkü Montrö var.”

 

Ne diyelim, Allah bizleri korusun..

 

Ülkesini korumak için yıllarca maaş alan bir emekli amiralin kafası, bu kadar çalışıyor..

 

“Tam egemenliğimizin olmaması iyi” diyor..

 

“Montrö ile egemenliğimiz kısıtlanmış. Bu da bizi kârlı yapıyor” diyor..

 

Şimdi daha iyi anladık mı, Montrö’nün ayakbağımız olduğunu..

 

Savunanların dilinden, öğrendik mi, egemenliğimizi kısıtladığını..

Google+ WhatsApp