“Okusaydım öğretmen olacaktım”

“Okusaydım öğretmen olacaktım”


Okusaydım öğretmen olurdum ifadesini yarım asrı geride bırakmış birçok kişiden duymuşsunuzdur. Bu insanların büyük çoğunluğu aileye katkı sağlayabilmek için çocuk denecek yaşlarda işe atılmış ve ağır bir sorumluluk üstlenmişlerdir. Mahallemizde herkes tarafından sevilen ve güvenilen kişi olarak gördüğümüz ayakkabı tamircisi Nedim amcanın hikâyesi de hayallerine ulaşamayan bir neslin özlemlerini işaret ediyor aslında.

 

Nedim amca ilerlemiş yaşına rağmen sabahın erken saatinde kalkar, hayatıyla özdeşleştirdiği mekâna geçer ve müşterilerini beklemeye başlar. Altı üstü ayakkabı boyuyor, bunun ne önemi olabilir demeyin, o işine o kadar özenir ki, yıpranmış, rengini kaybetmiş bir ayakkabıyı birkaç dakikada cazip hale getirerek elinize tutuşturuverir. Bir terzi diktiği elbiseye nasıl hâkimse Nedim amca da yaptığı işe o kadar hâkim.

 

Nedim amcayı işini aşkla yaparken gördüğünüzde onun çocukluktan beri bu mesleğe heves ettiğini zannedersiniz. Fakat oturup sohbet ettiğinizde hayallerinden bahseder ve şu ifadeyi mutlaka sarf eder: “Okusaydım öğretmen olacaktım…” İlkokulu köyünde bitiren Nedim amca öğretmenini erken yaşlarda hayata veda eden babasının yerine koymuş ve model almıştır. Çocukları onun kadar sevebilen ve onun kadar vicdanlı bir öğretmen olmak istemiştir ancak çocuklarının geçimini tek başına sürdürmeye çalışan anne onları ilkokuldan sonra bir ustanın yanına çırak olarak vermiştir. Nedim amca dayısının teşvikiyle ayakkabı tamirciliğine başlamış ve çocukluğundan beri de aynı işi yapmaktadır. Fakat nerede bir eğitimci görse iç geçirmekte ve gerçekleştiremediği hayaline bir türlü veda edememektedir. Müşterileri ile sohbet ederken konuyu bir şekilde oraya taşımakta ve “Okusaydım öğretmen olacaktım” deyip hüzünlenmektedir. İşini sevgi ile yapmaktadır fakat iç dünyasında hayallerine ulaşamayan bir çocuk vardır ve o çocuğa bir türlü veda edememektedir Nedim amca.

 

Anadolu’nun küçük bir köyünde doğup büyümüştür Nedim amca… Zaman akıp gitmiş ve öğretmen olma hayalleri kurarken rüzgâr onu İstanbul’un en kalabalık caddelerinden birine sürüklemiştir. Öğretmen olamamıştır ama yaptığı işin gereği birçok eğitimcinin, sağlıkçının, esnafın ayakkabısını tamir etmiş ve toplumun her kesiminden dostlar edinmiştir. Tanıştığı insanlarla sohbet ederken öğretmen olma hayallerinden mutlaka bahsetmektedir ve her seferinde derin bir “ah” çekmektedir. Bir eğitimci onun hikâyesinden etkilenmiş ve kendisine bir roman hediye etmiştir. Nedim amca o romanı iki kere okumuş ve her okuduğunda aynı duyguları yaşamıştır. Hayatını öğrencilerine adayan o öğretmen bir akşam vakti geldiğinde kendisine, “Hepimiz bu hayatın hem öğretmenleri hem de öğrencileriyiz, olaya bir de bu tarafından bak” dediğinde Nedim amca zihnini bütün gün bu ifade ile meşgul etmiş ve işinin kendisine neler kazandırdığını fark etmiştir.

 

Nedim amca okusaydı çocukları anlayabilen ve onlara baba şefkatiyle yaklaşan bir öğretmen olabilirdi ancak hayallerimiz hep uzaklarda uçuşurlar ve biz onların peşinde koşarız, kimilerini yakalarız, kimilerine ise ulaşamayız.

 

Sosyal alan kültürel ve mesleki farklılıkları aynı kapta barındıran ve koruyan bir ortamdır. Ve hiçbir işin diğerine üstünlüğü yoktur, bir eğitimcinin de, bir terzinin de, bir ayakkabı tamircisinin de, bir sağlıkçının da yaptığı iş ihtiyaca cevap vermesi bakımından aynıdır. Ancak insanların ilgi alanlarına uygun alanlarda çalışmaları onların mutluluk ve motivasyonlarını artırır ve başarıya ulaştırır. O nedenle eğitim sistemi yeniden ele alınmalı, çocuklar yeteneklerine uygun dallarda eğitilmeli ve hayata katılmalıdırlar. Unutmayalım bireyin başarısı, toplumun başarısı demektir.

Google+ WhatsApp