Okurlarımızla hasbihal

Okurlarımızla hasbihal


İzin verirseniz, bugün de okurlarla hasbihal edelim..

 

Tek taraflı atış yok.

 

Okurların bize eleştirilerini de, okuduğumuz gibi, aynı zamanda o eleştiriler hakkında ne düşündüğümüzü de belirtelim..

 

Önceki günkü yazımda, Cübbeli Ahmet hoca diye bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’nün Fatih Altaylı ile sohbetini ve sözlerini eleştirmiştim..

 

yeniakit.com.tr internet sitesindeki yazıma, okurların eleştirileri ve cevaplarımı vererek hasbihalimizi yapalım.

 

“Leme84” rumuzlu okur der ki:

 

“Hoca doğru söylüyor. Devlet her türlü faiz alacak. İçkiden vergi alıp diyanetin giderlerini giderecek camide arkasında namaz kıldığın imamın maaşını faiz içki vs her türlü pisliğin vergisi ile maaşını ödeyecek. Sonra diyecek nas. İşine gelince nas işine gelince herşey her türlü mübah. Öyle mi. Yarım din adamı imandan eder. Türkiye Cumhuriyeti İslâm ülkesi değil. ”

 

Bu okurumuzun düşüncesini esas alacak olursak, faizi kaldırmak, zararlarını engellemek için bu işin kenarından köşesinden işe başlamak yanlış.

 

Bir akşam yatacağız. Sabah kalktığımızda, “% 18 olan faiz sıfırdır” diye açıklama yapılacak.

 

Hatta onun yanısıra, piyangosu, içkisi, fuhuşu; hepsini birden, bir gecede İslam’a uygun hale getireceğiz.

 

Böyle olursa, "tamam" diyorlar..

 

Ama, tam da Allah’ın kitabının tedrici olarak inmesindeki gibi. İslam’ın emirlerinin Hz. Peygamber tarafından tedrici olarak topluma yansıtılmasındaki gibi..

 

Bir süreç yürütülürse..

 

“Bu olmaz” demeye getiriyorlar...

 

Evet, bu konu ilk defa bizim gündemimize girmiş değil.

 

Daha önce de, hatta yüzyıllar öncesinde bile tartışılan bir konu.

 

Bir görüş; İslam dini tedrici olarak inzal olmuştur, aynı şekilde İslamdan uzak toplumları da tedrici olarak İslam'ı yaşamaya sevk etmek doğru ve peygamberi metotdur der.

 

Karşı görüştekiler ise, “İslam, Hz. Peygamber döneminde tedrici olarak geldi, ama artık tamamlandı. Tekrar geriye dönüp, tedrici bir uygulama yapılamaz” der..

 

O zaman soru hem okuruma hem Ahmet Mahmut Ünlü’ye:

 

“Biz şu an haram hayatı tercih edip, ondan uzaklaşmak için hiçbir gayret göstermeyelim mi?”

 

Öyle ya..

 

Sizin çözümünüz ne?

 

Faizi 18’den 16’ya, 15’e indirmekle, nas’daki hükmü hayata geçirme noktasında bir çaba göstermiş olmuyor isek.

 

% 18 de %15 de aynı derecede haram ise.. Ve birbirinden hiç farkı yok ise..

 

Faizi; birilerinin istediği gibi % 25’lere, bir ayette belirtildiği/yasaklandığı gibi “kat kat oran”lara mı çıkaralım?

 

Kat kat faizin olduğu o uygulama, İslam’a daha mı uygun!

 

Veya bugünkü faizi indirme gayretinin, faizi % 25’lere çıkarma uygulaması arasında, hiçbir olumsuzluk anlamında farkı yok mu?

 

Veya, aynı mantıkla, Türkiye Cumhuriyeti İslam ülkesi değil diye, günahlar serbest mi oluyor?

 

Namaz kılmayacak mıyız, oruç tutmayacak mıyız, iyilik için yarışmayacak mıyız?

 

Ki, “Türkiye İslam ülkesi değil” sözü ile dini yaşama noktasında bir gayret, itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor!

 

Bir başka okurumuz, “kul” rumuzu ile yazmış:

 

“Ali bey boş bir yazı olmuş. Çoğu haram olanın azı da haramdır. İkincisi faiz düşerken sanal altın ve dövizden kazananları ne yapacaksınız, üçüncüsü faiz konusunda 20 yıldır aklımız neredeydi?”

 

Kısır tartışmalara girmeyelim..

 

Sadece şunu söyleyelim.

 

Herkes gücü nispetinde dini yaşamaya çalışmalı..

 

Gücü nispetinde İslamı yaşamak için yola çıktığınızda, Cenab-ı Hak zorlukları kolaylıklara tebdil eder..

 

Ama..

 

Çakallar düzeninde, biz İslam’ı yaşamak için bir adım atarken, birilerinin tezgahladıkları oyunlara karşı direnmemiz gerekirken, “Bak derde düştük işte” dersek..

 

İnancımız da tehlikeye girer.

 

Derde de düşeceğiz, sıkıntıya da gireceğiz..

 

Çakallar düzenine karşı başkaldıracağız.

 

Bizim, “% 15 faiz haram değildir” diye bir sözümüz olmadı..

 

“Haram olmayan adil bir sisteme doğru 100 km’lik yolda, bir km’lik bir yolu, böylece geçmiş oluruz” dedik..

 

Ama birileri..

 

"100 km’lik yolu, biz bir saniyede alırız. Hatta şöyle yapabiliriz. Gerekirse, 100 km’lik yolu gitmeye çalışırken, dönüp biraz daha geriye de gidebiliriz..(Faizi % 25'e çıkarırız.) Hiç problem değil. Yolu uzatabiliriz. Faiz sistemini daha da muhkemleştirmemiz, onu kaldırma yolunda hiç sorun olmaz” diyor...

 

Takdiri okuyucuya bırakalım.

 

Ama.. 

 

“20 yıldır aklınız neredeydi” diyenlere sorarım.

 

Başörtü yasağında AK Parti iktidarı 10 yıl boyunca, adım atamadı..

 

10 yıl sonra adım attığında, bazı CHP’liler farklı bir mantıkla da olsa aynı soruyu sordular: “Demek ki başörtü yasağını kaldırmadan da olabiliyormuş. Niye bu yasağı kaldırmakta ısrar ediyorsunuz.” 

 

Dindar bazı kişiler, “faiz haram değil miydi. Kaldırmak için indirmek gerekiyorsa, şimdiye kadar nerede idiniz” diyorlarsa..

 

Ve 20 yıl sonra atılan adımları samimiyetsiz buluyorlarsa..

 

Ak Parti iktidarında 10 yıl uygulamaya devam edilen, Ama kısmi kısmi gücü yönetilen kurumlarda lokal olarak engellenmeye çalışılan başörtü yasağının, 11. yılda kaldırılmak için atılan adımı da samimiyetsiz bulmuş olmalılar. “Daha önce başörtü yasağı yanlış değil miydi? Niye o zaman kaldırmadınız” şeklinde bir eleştiri ile olayı çözmek isteyenler, bugün başörtü yasağının hemen her yerde kaldırıldığı gerçeği karşısında, 10 yılda atılan adımların samimi olup olmadığını, bugün daha net görebilirler..

 

“Kasım” isimli okur ise şöyle demiş:

 

“Faizin azı da haram çoğu da haramdır.”

 

Faizden çekindirmek için bu ilke hatırlatılmalı..

 

Ama..

 

Faizi sıfırlamak için indirmek isteyene, “Hiçbir şey fark etmez. Çoğu da, azı da haram” derseniz..

 

Eğer karşınızdaki de yaptığında samimi değil ise, “O zaman çokta devam edelim” diyebilir..

 

Siz de çok faize insanları teşvik etmiş olursunuz.. Faiz; haramlığının yanısıra, toplumun da mikrobudur. Daha çok mikrobu topluma enjekte etmekle, az mikrop aynıdır demek, mantığa aykırıdır..

 

“Acaba öyle mi?” diye soran bir okurumuz da, şöyle demiş:

 

“Sayın Ali Bey, söz konusu yazıyı tekrar tekrar okudum. İnceden bir dalga geçme olmakla birlikte bu katiyen nass ile alakalı değil. Nass nass diyerek nass’ın içinin nasıl boşaltıldığı ile ilgili.”

 

Kusura bakmayın, kimseyi itham etmeden, söyleyeyim: “Laikçiler de İmam hatiplerin içi boşaltıldı. Biz daha kaliteli imam hatipler açacağız’ diyerek, 8 yıl kesintisiz eğitimi getirdiler. Yine bazı ilahiyatçılar, ‘İslam’ın içi boşaltılıyor. İslam’ın özü başörtü, namaz değildir’ dediler.. Sonlarını biliyoruz.. Bugün hangi alandaki uygulamalarla, hangi nass’ın içi boşaltılmış, somut örnek isterim. Dünden daha kötü olan ne var, söylenmesi gerekir. Söylenmez ise, “Yaşar Nuri Öztürk usulü bir algı operasyonu yürütülüyor” derim.. Tüm okurlarımıza cevap veremedim. Ama özellikle eleştiri yöneltenleri size aktardım. Hoşça kalınız.

Google+ WhatsApp