Oğuzhan bey (ağabey) -2-

Oğuzhan bey (ağabey) -2-


Cemaatleri, kimi önde gelen kişileri birlikte ziyaret ettik. Bunların bir kısmını özetleyelim: “Sağ kesimin hükûmet olması için taban baskısı var, Demirel yanaşmıyor. Bunalım süreci başladı. Bize gelen haberlere göre 1971’de TİP kapatılmış, MSP’nin kapatılacağı düşüncesi var. Demirel, ortamı bunalıma sürükleyerek partimizin kapatılması düşüncesinde. Bize de böyle bir haber geldi. Ecevit ile görüştük, o heyette ben de varım. Ecevit başta tedirgin oldu. Bizim, imam hatip okullarının yeniden açılması, sanayileşme, okullarda ahlâk dersinin okutulması gibi birtakım şartlarımız vardı. Ecevit onları kabullenmede zorlanıyordu. Bunu izah edemeyeceği düşüncesindeydi. Bir süre sonra kabul etti. ‘Bizim tabanımız bu koalisyondan etkilenmez, Demirel düşünsün’ dedi ve kabullendi. Şartlarımızı kabul etti. O zaman Ecevit bu kadroları tanıyınca, birlikte göreve başlayınca şunu söylemekten kendini alamadı: “Tarihi yanılgı.” Yani biz ve tarih onlar hakkında yanılmışız demek istiyordu. O dönemde akıllarda kalan bir söz oldu bu da.

 

Ağır sanayi, kapanan imam hatip okullarının 32’si yeniden açıldı. Buna ek olarak da 33 yeni imam hatip okulu eklendi. 1971 öncesi 72 olan, 32’si kapanınca okul sayısı 40’a düştü. Yeni açtıklarımızla birlikte sayı 105 oldu. Okullara ahlâk dersi konuldu.” Başbakan Bülent Ecevit, Milli Eğitim Bakanı Mustafa Üstündağ, onların eliyle imam hatip okulları açtırıldı, okullara da ahlâk dersi konuldu. Çünkü o zaman din dersleri seçmeliydi. Bu ilk adımdan sonra hemen hemen bütün koalisyonlarda imam hatip okullarının açılışı yarışı başladı. O yıl bizim okulun mevcudu bir anda 300’den 800’e fırladı. Kız öğrencilerin ilgisi arttı.

 

*

 

İmam hatip okulları mezunlarının doğrudan üniversiteye girme durumları yoktu. Atatürk Üniversitesi Rektörü merhum Kemal Bıyıkoğlu’nun gayretiyle meslek okulları mezunları doğrudan alındı. Biz imam hatipliler oraya yığıldık. Erzurum’daki üniversitede ülkücüler ağırlıkta, kimseye nefes aldırmıyorlar. İmam hatip okulu mezunları yoğun girince bize karşı özellikle saldırılar olmaya başladı.

 

1975 senato ara seçimleri yapılıyor. Önceki seçimde MSP iç senatörü var. MSP ile CHP koalisyonundan ötürü MSP’ye yoğun saldırılar oluyor. Hem düşünce ve hem de siyasal olarak. Seçimlerde Erzurum adayımız Lütfü Doğan Hoca. Öğrencilerden ekipler oluşturduk. Benim de dahil olduğum grup Erzurum’un kuzey bölgesindeki köyleri dolaşıyoruz. Nur cemaatinin Erzurum’daki hocaları Kırkıncı, AP’yi, Süleyman Demirel’i destekliyorlar. Yerel gazetelerinde yoğun saldırılar var. Lütfü Doğan Hoca ile konuştuktan sonra çalışmalara çıktık. Köylerde namaz vakitleri bizi camilere bile almıyorlar, gittiğimizde yüz vermiyorlar, kapılarını açmıyorlar. Genel anlamda, “Yeşil komünistler” diye damgalanıyoruz. Akşam geç vakte kadar çalıştık, yanımıza aldığımız az nevaleyi kırda bir su başında yedik, öyle döndük. Geldiğimizde, “Yurtlara gitmeyin, ülkücüler işgal etmiş” denildi. Bir hafta boyunca kimimiz camilerde, kimimiz arkadaş evlerinde, sağda solda kaldık. Okula da gruplar hâlinde girip çıkıyoruz. Durum Ankara’ya bildirildi, Oğuzhan Bey içişleri bakanı, Korkut Özal Erzurum milletvekili, tarım bakanı. Bir heyet geldi, görüşmeler sonucunda: Yurt-Kur’un 1. yurdun 1. katı, 2. yurdun 2. katı, 3. yurdun 3., 4. yurdun 4. katı MTTB (Akıncılar) yani bizlere tahsis edildi. Odalarımıza gittiğimizde kitaplarımız parçalanmış, pencereden atılmış, giysilerimiz bıçaklanmıştı. Oğuzhan Bey’in ve diğer bakanların çabasıyla rahat bir nefes almıştık. “Ağabeylik” tam anlamıyla bir sahiplenmeydi bizim için.

Google+ WhatsApp