Neden Afganistan? Harita öyle istiyor!..

Neden Afganistan? Harita öyle istiyor!..


Ruslara sorarsanız durum şu; “Eğer NATO Afganistan’dan çekilirse ülkede iç savaş çıkar. Sivillerin hayatları daha da kötüleşir, toplu göç ve aşırıcılığın komşu ülkelere yayılması olasılığı ortaya çıkar”…

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu öyle diyor.

Birleşmiş Milletler ne diyor; “Çekilme ülke genelinde deprem etkisi yarattı. 81 ilçe Taliban’ın eline geçti. Bölgesel başkentler çekilmenin ardından Taliban’ın eline geçecek”…

BM Afganistan Özel Temsilcisi Deborah Lyons öyle diyor.

ABD ne diyor; “ABD askerlerinin Afganistan’dan tamamen çekilmesiyle birlikte Kabil hükümeti 6 ay dayanabilir. Sonra yıkılabilir”…

Wall Street Journal gazetesinin haberine göre, “Amerikan istihbarat teşkilatları” öyle diyor.

Kaos, deprem, yıkım… Afganistan’daki ABD varlığının çekilmesini durdurabilir ya da yavaşlatabilir mi? Askerlerin yüzde 50’sinin çekildiği belirtiliyor…

CENTCOM öyle diyor.

***

‘Herkesler’ Afganistan’ın durumu hakkında bunları söylerken, Türkiye neden oraya gidiyor? ‘Gidiyor’ yanlış, yeni asker gönderilmeyeceğini söyledi Savunma Bakanı Akar, ‘kalıyor’ diyelim…

Türkiye’de Kabil Havaalanı’nın sorumluğunun Ankara’ya verilmesi/kalması konusundaki muhalif görüşler, “imparatorluklar mezarlığı” haklı unvanına sahip coğrafyadaki risklerin göze alınması için sebep olmadığını, Ankara’nın bunu ABD ile ilişkilerini toparlamak adına yüklendiği yorumunu getiriyorlar…

“Burası Libya, Suriye, Akdeniz gibi değil” diyorlar. Bu ülkelerdeki Türk varlığına vakt-i zamanında düştükleri şiddetli şerhleri unutarak. Bu da bir şey. Böylece Türkiye’nin o adımları akut muhalifler tarafından da ibra edilmiş oluyor. “Oralarda ne işiniz var” sözünü yalamış bulunuyorlar…

Öte yandan, Afganistan’da vaziyet alınmasına destek verenler de, “biz neden buradayız” sorusuna doyurucu yanıt veremiyorlar. Onlar da aynı saçağın altına sığınıyorlar; “Libya’ya, Suriye’ye niye gittiysek Afganistan’da onun için kalıyoruz” mealinde akıl kuruyorlar. Bu da eksik.

Adı geçen coğrafyalara Türkiye’nin müdahil olması açık “ulusal güvenlik tehditleri”ni bertaraf amacı taşıyordu. Kâğıda dökülebilir durumdaydı bu riskler. Libya da bulunmama hali, neredeyse Akdeniz’deki tüm menfaatlerimizi yok etme olasılığı barındırıyordu. Suriye ve Irak’ta terör koridoru kurma aklı sınırlarımızı eritme hedefi güdüyordu. Biz gitmezsek onlar gelecekti…

Afganistan’da bulunulmazsa ne olabilirdi?..

***

Azerbaycan-Ermenistan savaşı, Türkiye’nin konumlandığı pozisyon tutulmasaydı da yakın ve yüksek tehlike içermiyordu. Uzun vadede belki. Ama Kafkasya’da Türkiye’nin rolü yüksek stratejik çıkar içeriyor, Türkiye’ye yakın ve orta vadede görülmemiş jeopolitik avantaj vadediyordu. ABD ve Fransa’yı oyun dışına atıyor, önemlisi Asya’nın eşiğinde çift tarafa açılan büyük bir Türk kapısı yaratıyordu. Bugün Ankara-Bakü ekseni bölgenin en güçlü ittifakıdır.

Benzer örnek Katar için de dillendirilebilir. Türkiye’nin sınırlarına yönelik risk yoktu. Ama Türkiye’nin ulusal güvenlik menfaatlerini, stratejik bekasını hedef alan girişim vardı. Türkiye durdurdu. ABD, İsrail, S. Arabistan, BAE bu tezgâhın dokumacıları değil miydi? Katar’ı denize gömmek istemediler mi?..

O gece Katar düşseydi, İran düşecekti. Irak-Suriye’ye etkileri kestirilemez olacaktı. Dış oyuncular manasında Katar’ın 15 Temmuz’u diyebiliriz. Yani Türkiye’nin sınırlarına vuracaktı dalgaları.

Türkiye’nin 15 Temmuz’unun sadece bizle ilgili olmadığını biliyoruz bugün. Ardımızdan Rusya sürüklenecekti ve her birlikte İran’ın, Irak ve Suriye’nin üzerine yuvarlanacaktık. O çukura da Kürdistan kurulacaktı.

***

Bunları Türkiye’nin Afganistan’da kalışını, yükleneceği misyonu kutsamak ya da gömmek adına yazmıyorum. Bunun için yeterli veri yok elimizde. Ve ciddi kaygılarımız var. Söylüyoruz, yazıyoruz. Cevaplarını da arıyoruz, sorguluyoruz…

İzahları bulmak için; bir eskiz, eksersiz yapmak, açı kadar gözü de değiştirerek bakmayı öneriyorum.

Ermenistan’ın yenilgisi sadece Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarını mı geri getirdi? Örneğin “altılı” diye tarif edilen, Gürcistan-Azerbaycan-Rusya-Ermenistan-Türkiye-İran “geçit”inin konuşulmasına da yol açmadı mı?

Böyle bir blok görülmüş şey mi? Olur-olmaz, önündeki zorluklar, eyvallah. Ama bir akıl yok mu burada? Bu aklın sahibi kim?..

Baltık-Hazar devasa stratejik çizgisinin diğer ucundaki “Bükreş Dokuzlusu” lafı nereden, kimden çıktı? Bu denli geniş coğrafyada, binbir açmazın, dengenin, düşmanlığın bataklığında, Balkanlar’dan Ukrayna’ya, Polonya’ya kadar baş uzatıp, hem Rusya’ya hem Avrupa’ya, nihayetinde o NATO’nun önüne konacak kadar aklı kim kurdu?

***

Afganistan büyük dert. Hesaba-kitaba gelir tarafı, sana “yürü” diyenlerin her zaman dost, “dur” diyenlerin de her zaman düşman olmadığı bir kaygan zemin…

Üstelik eskisinden berbat. Bir süper güç Afganistan’ı dener, ağzının payını alır, evine dönerdi. Sovyetler’in çökme nedenlerinden biri işte, daha ne yazmak lazımdır. ABD 11 Eylül’den sonra girdi de ne oldu? Binlerce kayıp, trilyonlarca zarar, elde var hiç. Şimdi Çin de burada! Üç süper güç birden…

Afganistan en büyük haritada muazzam bir stratejik güç merkezi. ‘Asya’nın Kalbi’ lafı boşuna değil. Ve son muğlak parça! Belli ki Türkiye bir şekilde burada bulunmak istiyor. Yukarıda anlattığımız harita bunu istiyor çünkü. Herhalde kimse Afganistan’ı ele geçirmek istediğimizi ya da halkına/kardeşlerimize diğer ülkeler gibi baktığımızı söyleyemez…

Google+ WhatsApp