NATO’nun şimdi bize ihtiyacı var: ABD’yle helalleşelim mi?

NATO’nun şimdi bize ihtiyacı var: ABD’yle helalleşelim mi?


Hem dünyada hem Türkiye’de resmi açıklamaları hafife alma eğilimi var. Ya da ‘anlamak’ konusunda diyelim. Hele, farklı açıklamalar arasındaki romantizmi görmek ayrıca mesai ve göz istediğinden.. Kavrayışta yavaşlık ortaya çıkıyor. Oysa dış politika ve güvenlik ‘mıy-mıy’ akılları sevmez…

 

16 Kasım’da Pentagon’da gerçekleşen ‘Türkiye-ABD Yüksek Düzeyli Savunma Grup Toplantısı’ndan sonra Amerika şöyle dedi; “ABD, NATO’ya destek noktasında Türkiye’nin/TSK’nın askeri modernizasyon ihtiyaçlarını tanıyor”…

 

19 Kasım’da Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın NATO’ya güçlü atıf yapan açıklaması da şöyleydi; “Türkiye, ittifakın yükünü ve tüm değerlerini paylaşarak NATO’yu kendi güvenliğinin merkezine koymakta ve aynı zamanda NATO’nun güvenliğinin merkezinde yer almaktadır”…

 

Arzu ederseniz, ABD’nin Avrupa ve Avrasya İşleri’nden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Karen Donfried’in, ‘Türkiye ile işbirliğimizi derinleştirme konusunda kararlıyız” açıklamasını..

 

Tadı az oldu diyorsanız, Federal Soruşturma Bürosu-FBI’dan üst düzey heyetin, Emniyet Genel Müdürlüğü, terör/istihbarat/KOM dairelerine iki yıl aradan sonra yaptığı temasları da ekleyebilirsiniz…

 

Tabii, bir başka Dışişleri Bakan Yardımcısı, ABD’nin Yakın Doğu işlerinden sorumlu Ethan Goldrich’in terör örgütü YPG/PKK sözde liderleriyle aynı tarihlerde (14-15 Kasım) Suriye’de buluştuğunu unutmadan…

 

Batı tipi ‘diplomasi’ böyledir; bir eliyle tokalaşırken, diğer eliyle etinizi büker...

 

***

 

NATO özelinde ve Avrupa-Rusya-Karadeniz sınırlarında, Washington’un Ankara ile yakınlaşmak için öncesine kıyasla daha hevesli olduğunu anlayabiliyoruz. Açıklamalara bakarsanız, Ankara da bu anlayışa katılıyor!..

 

‘Doğu Avrupa bir savaşa yürüyor’ havası hakim ve Türkiye’nin jeo-politik yerleşimi olduğu gibi duruyor; Karadeniz’deki etkin ve hakim gücü, Ukrayna ile gelişen ve Moskova’da rahatsızlık yarattığı artık bilinen ilişkileri ve tabii Boğazlar! Rusya’nın Ukrayna’dan Karadeniz’e, oradan Akdeniz’e uzanan donanma kabiliyetinin anahtarı.

 

Pentagon’daki toplantıda, TSK’nın desteklenmesinin NATO’ya destek için zorunluluk olduğunun kabulü bu demek. ‘Bunun farkında’ olduklarını söylemeleri de politikanın buradan yürüyebileceği anlamına geliyor. “Çok çeşitli işlevsel ve bölgesel meseleler tartışıldı” demek o. Bu bağlamda Türkiye’nin önemi Rusya için ne ise ABD için de o...

 

NATO üzerinden ABD ile ilişkilerin bir düzene girmesi arayışı Ankara için çeşitli nedenlerle cazip gelebilir. Batı ile ilişkiler, ekonomi, seçim sürecinde sorun istenmemesi vs. Ancak bu vesilelerle gelişecek yumuşamanın, konjonktürel olacağının ve Batı-Doğu anlaşmazlığının yeni niteliğinin iyi anlaşılmasına bağlı...

 

***

 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin geçtiğimiz hafta, “Batı artık ‘kırmızı çizgilerle ilgili uyarılarımızı’ dikkate almıyor’ dedi. Rus ulusal güvenlik tutumları etüt edildiğinde, bu tür açıklamaların tehlikeli olabileceği sezilmeli. “Karadeniz’de, sınırlarımızdan 20 kilometre uzakta uçan ABD stratejik bombardıman uçakları, NATO’nun doğuya genişlemesi, füze sistemlerinin sınırlarımıza yerleştirilmesi” ifadeleri şaka kaldırmaz…

 

İşaretler Beyaz Saray’a anlatıldı! Ama umursuyor mu?..

 

ABD-Rusya’nın Kuzey yarım küredeki ilişkilerinin alarm kademesi şu; ‘eller tetikte’.. Ukrayna Rus işgaline uğradığında, ABD-Avrupa’nın vereceği yanıtlar hazırlanıyor.

 

İngiltere Savunma Bakanı’nın Polonya-Belarus sınırını güçlendirmek için Varşova’ya, ardından Ukrayna-Kiev’e gitmesi, göçmenler konusu, Ukrayna krizine Belarus’un eklenmesi, Pazartesi Lukaşenko’nun, ‘kriz devam ederse savaş kaçınılmaz olur’ demesi, Londra’dan bölgeye asker gönderileceği, İngiltere’nin ‘büyüyen rolü, özel olarak kıymetlendirilmeli. Karadeniz’de Ukrayna için iki deniz üssü inşa edeceğini ve anlamını da yazmıştık...

 

***

 

Niye bunları yazıyoruz; Baltık-Orta Avrupa-Karadeniz-Kafkasya! Rusya’ya doğru gerilmiş bir ‘yay’ var ortada ve Sovyet sonrası dönemin travmalarına da hitap ediyor. Ama daha ‘uzun’!

 

Washington Avrupalı ve NATO müttefiklerine, Rusya’nın bölgede yeni gerçeklikler yaratacağı korkusunu yayıyor. Avrupa’nın iç dertleri/dinamikleri, Berlin’de muktedir bir iktidarın netleşmemesi, Fransa’nın Rusya’nın kriz yaratması halinde sorumluluk alacağını söylemesi, İngiltere’nin her ikisine bakışı, salgın, ekonomi, ‘müttefiklerin’ hızlanmasını/hizalanmasını engelliyor. Rusya’nın niyetleri konusunda ABD kadar emin olmayan ülkeler de çok.

 

Bu akışta tek eksik var; Türkiye! Kanatlar o zaman tamamlanabilir. ABD ve NATO’dan gelen sıcak mesajlara Ankara’dan karşılık verilmesi, durumun anlaşıldığını gösteriyor.

 

Gösteriyor ancak, Türkiye’nin, ‘Dedeağaç ne demek’ sorusu yerinde duruyor. Çünkü orası ‘Batı’nın sınırı’!

 

Ölçeği büyütüp, görüşü küçültmeyelim; Amerika, eş zamanlı ve artan biçimde hem Rusya’nın (Ukrayna) hem Çin’in (Tayvan) üzerine gidiyor. Birini kazandığında diğeri kolaylaşacak.

 

Washington krizlerin askeri yüzleşmelere dönüşmemesi için bariyerler yaratıyor gibi. Oysa istediği, Pekin ve Moskova’nın, Amerikan çıkarlarına ortaklaşa yönelmesini ehlileştirmek.

 

Türkiye, bir Soğuk Savaş kararı vermek zorunda değil. Taraf yok artık. Kendi şartlarını selamete ulaştırarak seçimlere kadar idare edip, sonra karar vermeyi “iyi planladıysa”, tamam.

 

Değilse, zor bir süreç başlıyor ama Ankara’nın kolay zamanı zaten olmadı. Bir de böyle deneyebiliriz!..

Google+ WhatsApp