Nasıl okuyacağız?

Nasıl okuyacağız?


Eğitimli insan deyince tasavvurlarımızda dünyevi ilimleri tahsil etmiş, kariyer sahibi olmuş, aklıselim kişiler canlanıyor. Bu kişiler maddi anlamda istedikleri hedeflere ulaşıyor ve ailelerinin onuru haline geliyorlar. Ancak adalet, merhamet, şefkat, fedakârlık, sabır, paylaşım gibi değerleri kaybediyor ve tek boyutlu bir varlığa dönüşüyorlar. Maddi anlamda kazanıyorlar belki ama içsel zenginliklerini kaybediyor ve yoksullaşıyorlar. Değer algıları zayıf olduğundan paylaşımı, fedakârlığı ahmaklık olarak görüyor, rekabeti seviyorlar, tevazuu güvensizlik olarak algılıyorlar. Tarihi dinamiklerini bilmiyor, öz değerlerini küçümsüyor ve hayata seküler gözlüklerle bakıyorlar. İnsanları maddi olanakları üzerinden değerlendiriyor ve hakkaniyet noktasında hassasiyet göstermiyorlar.

 

Kutsal kitabımız Kur’an’ın ilk emri “Oku”dur. Mesajına “Oku” diye başlayan sure, “İnsana bilmediklerini belleten, kalemle (yazmayı) öğreten Rabbin en büyük kerem sahibidir” diye devam eder. Rabbim burada insanı ilme teşvik ediyor ve neyi nasıl okuyacağı noktasında yön gösteriyor.

 

İcra ettiği meslek ne olursa olsun kişi Allah’la olan akdini merkeze almalı ve insan kimliğine yatırım yapmalıdır. Matematik, şiir, roman, felsefe, fizik, kimya hiçbir ilim hikmetten beri değildir, her biri bağrında derin anlamlar barındıran değerlerdir. O nedenle mesleği ne olursa olsun kişinin maksadı Allah’ın rızasına ulaşmak olmalıdır.

 

Materyalist ideoloji ilmi dünyevi-uhrevi olarak ayrıştırıp insanı özünden uzaklaştırdı ve tek boyutlu bir varlığa indirgedi. Peki, bu mümkün müydü? Görevini ibadet ruhuyla icra eden bir doktor bundan mükâfat elde edecekse, ilmini vahye hizmetkâr kılan ve genç bireyleri hakka davet eden bir eğitimci Resulullahın övdüğü kişilerin safında yer alacaksa, çocuğuna helal lokma götürebilmek için çaba gösteren baba bunun ödülünü alacaksa insanın tek boyutlu bir varlığa dönüşmesi mümkün olabilir miydi? Dünya üzerinde gurbeti yaşayan ve gerçek yurduna olan hasreti bütün hücrelerinde hisseden insanın tek boyutlu bir varlığa dönüşmesi düşünülebilir miydi? Eğer bu mümkün olsaydı bunca şaşalı hayata rağmen ruhsal boşluğun ve depresif sorunların kucağına düşmezdi insan… Öyle değil mi?

Google+ WhatsApp