Nanik! N’oldu Sözcü, Kilimli yolu açıldı!

Nanik! N’oldu Sözcü, Kilimli yolu açıldı!


Aslında 22 Ocak’ta açılacaktı.. 

 

Ama tek kusurumuz, iki haftalık gecikmeler olsun..

 

Açılsın da, iki hafta gecikme ile açılsın.

 

Bolu Tüneli gibi 15 yıl gecikmeli değil..

 

Nereden bahsediyorum?

 

Zonguldak-Kilimli yolundan.

 

 

22 Ocak 2022’de açılacağı önceden duyurulmuştu..

 

Yaşanan olumsuz hava koşulları sebebi ile.

 

Yolun kenarındaki birkaç kabartma yerinden sökülmüş.

 

Gönül ister ki, hiç yaşanmamış olsun..

 

Ama üç tane giydirme süs duvarı devrildi diye..

 

1 milyar TL’lik bir hizmeti itibarsızlaştırmaya çalışırsanız..

 

Sözcü-Cumhuriyet avanesinin yaptığı gibi..

 

“9 gün sonra açılacak yolun hali bu!” diyerek, ancak Türkiye düşmanlarının sevineceği başlıklarla, olayı haberleştirme adı altında yalanlar savurursanız.

 

Sanki yapılan masrafların tamamı çöpe gitmiş, artık o yolun açılması imkansız hale gelmiş gibi algı oluşturursanız..

 

İki hafta sonra, o yol açıldığında, ahlaksızlığınız tescillenmiş, rezilliğiniz kesinleşmiş olur..

 

Sözcü’nün ifadesi şöyle idi: “Erdoğan’ın 9 gün sonra açacağı yolu dalgalar böyle yuttu”..

 

Haberin spotunda da, “Dalgalar, 500 milyon liraya malolan yolun bir bölümünü harabeye çevirdi.”

 

CHP’li Erol Saral da hemen koşup açıklama yapmış: “AKP’nin müteahhitleri zengin olsun diye yol yapılmaz”..

 

Sadece Sözcü değil..

 

Üniversite akademisyenlerinin okuduğu iddia edilen, ama yazdıkları haberlerle, ilkokul mezunlarını bile artık aldatamayacak kadar aptalca haberlere yer verilen Cumhuriyet ise, konuyu şöyle vermiş:

 

“Erdoğan 9 gün sonra açılışını yapacaktı... Yol harabeye döndü!

 

Üç yıl, 2 yıl önceki bir haberden değil.

 

Üç ay, iki ay önceki bir gazeteden değil..

 

 15 gün önceki bir ulusal gazetenin, birinci sayfasında yayınlanan haberden bahsediyorum.

 

“Yol, harabeye döndü”

 

Öyle mi?

 

Öyle..

 

Peki dün açılan o yol ne?

 

“Harabeye dönen yolu, iki haftada böyle cillop gibi yapıp, açtılar, helal olsun AK Partililere” diye bir başlık bekleme hakkımız olsa da..

 

Onlar gölge etmesinler, başka ihsan istemeyiz..

 

Ama, ülkede her şeyin kötüye gittiğini iddia edenler için, o yol hakkında kısa birkaç bilgi daha vereyim..

 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, koronavirüs testi pozitif çıktığına dair bilgi gelmeden hemen önce, açılışa konferans yolu ile bağlanıyor ve açıklama yapıyor:

 

“Yatırım tutarı 1 milyar 150 milyon lira olan bu proje sayesinde 40 dakika süren Zonguldak-Kilimli arasındaki ulaşım, 5 dakikaya düşecek. Hem yolun yarı yarıya kısalması hem seyahat süresinin azalması sayesinde Zonguldakla Kilimliyi adeta bütünleştirmiş oluyoruz. “

 

Hemen devamında, ulaştırma noktasında bu ülkeye çok büyük hizmetler vermiş olan son Başbakan Binali Yıldırım, açılışı yapılan yolun önemini hatırlatıyor:

 

“Açacağımız bu yol 6.5 kilometre ama 4 tünel var, köprülü kavşaklar var ve şehir içindeki trafiği tünellerle geçiyoruz. Dolayısıyla şehir içinde trafik rahatlıyor, egzoz gaz salınımı azalıyor ve bu şekilde hem zamandan hem de mazottan tasarruf sağlıyoruz. Yıllık tasarruf miktarımız 150 milyon lira. 150 milyon liranın boşa gitmesine engel oluyoruz.”

 

Şimdi Gezi olaylarına katılan gençlere sesleniyorum..

 

Aldatılarak o gösterilerde yer alan genç-yaşlı, solcu-sağcı, kadın-erkek, her görüşten insanlara sesleniyorum..

 

Çevrecilere, bugün dahi hâlâ “yeşil hassasiyeti” üzerinden, “hava kirliliği” üzerinden “vıdı vıdı” yapanlara sesleniyorum..

 

Çevreci olmayan, dürüst olmayan, “ülkeye hizmeti, inancının bir gereği olarak görmeyen insanlar”, böyle bir hizmeti hayata geçirmek için, niye kafa yorsunlar ki?

 

“Egzoz salınımı azalıyor. Zamandan tasarruf ediliyor. Mazottan tasarruf ediliyor.. Milletin, garib gurabanın 150 milyon TL’si cebinde kalıyor!”

 

Söyler misiniz, “Halka hizmet,  Hakk’a hizmettir” ilkesine inanılmasaydı, bu hizmet hayata geçirilir miydi?

 

O yolu kullananlar için, her geçişte 30 dakikalık bir tasarruf sağlanıyor....

 

Ankara’daki yöneticiler için, günlük kullanımda da, aylık kullanımda da, o yolun hiçbir önemi yok.

 

Ne İstanbul’a gelirken. Ne Ankara’ya giderken, kullanacakları bir yol değil.

 

Ama Ankara’nın yöneticilerinin günlük hayatında hiç yeri olmasa da..

 

Nasıl ki Şırnak’a, Hakkari’ye, Şanlıurfa’ya hizmet götürülüyorsa.

 

Zonguldak’a da hizmet götürülüyor.

 

“Bana ne Kilimli yolundan, biz Cenevre’de tatilimize bakalım” denilmiyor.

 

“Bana Ne Zonguldaklıların yol çilesinden.. Biz İngiliz elçisi ile balıkçıdaki yemeğimize bakalım” denilmiyor..

 

“Zonguldak’a bu yolu yapmazsak, kimse bizden hesap sormaz. Bu yol yapılmadığında, yılda zaten bu yolun toplam maliyeti olan  1.150 milyon TL, milletin cebinden çıkacak ama.. Olsun.. Biz halkı aldatmamıza bakalım..  Büyük bir yatırım mahiyetindeki bu yolu yapmayalım.. Uzun vadede milletin cebinden o para yine çıksın. O uzun yol sebebi ile harcanacak petrole gitsin. Böylece yabancı devletlere para kazandırmış olalım.. Fazladan, havayı da kirletelim.. Oraya harcanacak olan yatırım bedelini, örneğin benzine yapılacak zammı sübvanse ederek erteleyelim. Milletin gözüne girelim” denilmiyor..

 

Yol yapılıyor..

 

1.150 milyonluk tünellerden ve 6.5 km yoldan oluşan bir yatırımın, 150 metrelik bölümünde dalgalar yolun kenarındaki istinat duvarlarına zarar verdi diye..

 

Sözcü’sü, Cumhuriyet’i kıyametleri kopartıyor..

 

Ama sonuçta rezil oluyorlar.

 

İki hafta önce, “Hani açılacaktı, noldu” diye nanik yaptıkları yol..

 

İki hafta gecikme ile de olsa açılıyor..

 

Gezi parkında sözde çevrecilerin itirazlarını duymuştuk.

 

Köprüye karşı çıkan CHP’lileri biliyorduk.. 

 

Ama merak ettim..

 

“40 dakikalık yolu, 5 dakikaya indiren, tasarruf getiren bu projeye itiraz eden, acaba bir CHP’li var mı?” diye.

 

Varmış..

 

Dalgalar, istinat duvarındaki iki duvar kaplamaya zarar verince “AKP’nin müteahhitleri zengin olsun diye yol yapılmaz” diyen Cumhuriyet Halk Partisi Kilimli İlçe Başkanı Erol Saral, proje yürürken şu açıklamayı yapmış:

 

“Gürültülü, çamurlu, egzoz gazlı, trafiği keşmekeş bir Kilimli istemiyoruz. Projenin en ucuz tasarım olmasına karşılık, toz içinde, kirli bir şehirde, gürültülü bir şehirde, yeşilsiz ve mavisiz, kuş seslerini, dalga seslerinin duyulmadığı araç gürültülerinin kulak duvarlarımıza sürekli vurduğu bir şehirde yaşamanın yüz yıllara uzanan ağır toplumsal maliyetin hiç hesaba katılmadığı görülmektedir. Mevcut projeye karşıyız!”

 

Bir yorum yapmama gerek var mı?

 

Klasik CHP zihniyeti işte..

 

İstanbul’da da aynı. Kilimlide de aynı.

Google+ WhatsApp