Mustafa Yazgan Ağabey

Mustafa Yazgan Ağabey


Adanmış Ömürler” başlığı altında sadece 32’sini yazıp kitaplaştırabildiğim “dava insanları” ne yazık ki bir bir aramızdan ayrılıyorlar. Mustafa Yazgan ağabey de geçen gün Hakka yürüdü; Allah rahmet eyleye…

 

Soyadı Yasası’ndan önce “Kâtipzâdeler” diye anılırmış sülaleleri; Padişah kitabetinde bulunan beşinci göbekten dedeleri Kâtip Mehmet Efendi’ye izafeten. Yasa ile Osmanlı İslâm kültürüne ait unvanlar yasaklanınca, kâtip kelimesi öztürkçeleştirilip ‘Yazgan’ denmiş soyadlarına. Nice kâtipler, hatipler, yazarlar, şairler ve edipler yetişmiş bu sülaleden… Mustafa Yazgan ağabey 1940 Gaziantep doğumlu ama aslen Urfalı; Kâtipzâdeler Urfa’nın Halfeti kazasının kadim ve köklü sülalelerinden…

 

Henüz lisede yazmaya başlayan Yazgan’ın “Akşam ve Ben” başlıklı ilk yazısı Gaziantep’te çıkan Yeni Ülkü’de yayımlanır (1957). İlk konferansını da 15 yaşında iken Mehmet Akif Ersoy hakkında verir.

 

Türkiye 5’incisi olarak Ankara Üniv. Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni kazanır ve ailece Ankara’ya taşınır… 

 

Fakülte yıllarında Ali Fuat Başgil ve Peyami Safa’nın da yazdığı “Düşünen Adam” dergisinde yazar.

 

1963’te fakültenin İdari Şubesinden mezun olurken Ord. Prof. Kemal Fikret Arık hocadan asistanlık teklifi alan Mustafa Yazgan, Arık’ın kurduğu Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü’nde çalışır. Öte yandan yazmaya devam eder; yazıları 25 ayrı gazete ve dergide yayımlanır. Çok sayıda konferans verir…

 

1965’te Gaziantep’te iken, bir konferans için şehre gelen Necip Fazıl Kısakürek’le tanışır. Konferans öncesinde kısa süre sohbet ederler… Salonun hazır olduğu bildirilir… Tam ayağa kalkıp yürümek üzerelerken üstat birden Mustafa Yazgan’a döner ve “Beni siz takdim edeceksiniz!” der. Üstadın bu onur verici teklifi/talimatı karşısında şaşıran ve büyük heyecan duyan Yazgan; “Emredersiniz efendim” der… 

 

Salon hıncahınçtır… Yazgan ağabeyin üstadı takdim konuşması tam on beş dakika sürer. Meğer üstat, takdim konuşmalarının beş dakikadan fazla olmasına izin vermezmiş… Yazgan’ın uzun ve fakat beliğ takdim konuşmasını üstadın sükût içinde dinlemesi, herkesin dikkatini celp eder… Üstadın konferansı ise tam üç buçuk saati bulur… Bu konferansı Kilis ve Nizip konferansları takip eder ve takdimci yine Mustafa Yazgan’dır. Üstat Yeni İstanbul gazetesinde onun ‘büyük bir istidat ve dava adamı olduğunu’ yazar.

 

Sonra Büyük Doğu’da yazmaya başlayan Yazgan, bu yazılarını “Âhenk” ismiyle kitaplaştırır. 1968’de Ahlâkî Çocuk Hikâyeleri serisini yayımlamaya başlar; ilk hikâyesi Ormandaki Nurlu Dede’dir. Malazgirt ve Zaferhan gibi çocuk romanlarını yazıp, resimlerini kendisi çizer. Tomurcuk çocuk gazetesini çıkarır…

 

Amme İdaresi’nden ayrıldıktan sonra, bir süre Diyanet’te çalışır Yazgan ağabey. İbrahim Hakkı Elmalı’nın (Elmalılı Hamdi Yazır’ın yeğeni) Diyanet İşleri Başkanı olduğu dönemde özel kalem müdürlüğü ve batı dilleri tercümanlığı yapar… Bir ara yazışma evrakları arasında bir İngilizce mektup dikkatini çeker. Mektubun Tunus Devlet Başkanı Habib Burgiba’dan geldiğini öğrenince hayretler içinde kalır. Burgiba, Tunus’ta yapılacak Kur’ân yarışmasına Türkiye’nin de katılmasını istemektedir. Yarışmaya katılmak için hâlâ iki ay vakit olduğunu gören Yazgan derhal mektubu Türkçeye çevirip Başkan’a takdim eder. Kısa süre sonra Yazgan’ın organizasyonu ile Başkan İbrahim Hakkı Elmalı ve hafız Abdurrahman Gürses hoca altı kişilik ekiple Tunus’a gider… Türkiye’den bir Diyanet Reisinin bembeyaz cübbesi ile Tunus’a gitmesi ve Devlet Başkanı Burgiba’nın Cumhurbaşkanlığı arabasını Türk heyetine tahsis edip müthiş bir karşılama töreni düzenlemesi, heyetin oradan Libya’ya geçip devrin Libya Devlet Başkanı Sunûsî’nin sarayında ağırlanması Avrupa ülkelerini ciddi rahatsız eder ve planlanan Mısır ve Suriye gezileri iptal edildiği gibi dönüşünde de İbrahim Hakkı Elmalı Diyanet İşleri Başkanlığı görevinden alınıp emekliye sevk edilir.

 

Böylece Mustafa Yazgan ağabeye de yol görünür: Yazgan, “Hocamın ayrıldığı kurumda artık çalışamam” diyerek istifa eder Diyanet’teki görevinden… Sonra, Yeni İstanbul gazetesinde yazan, sekiz ay Milli Prodüktivite Merkezi’nde çalışan, o yıllarda Odalar Birliği Başkanı Necmeddin Erbakan’la tanışan ve Bağımsızlar Hareketini destekleyen Yazgan, Ankara Büyük Doğu Fikir Kulübü’nü kurup başkanlığını yapar.

 

12 Eylül İhtilali’nin mağdurları arasında Mustafa Yazgan da vardır. 1980’de Milli Selamet Partisi MKYK üyeliğine seçilip bir yıl çalıştığı için, 9 ay 15 gün Mamak Cezaevi’nde hapis yatar…

 

Son yıllarını münzevi olarak Karamürsel’de geçiren üstadımızın mekânı Cennet, makamı âlî olsun…

Google+ WhatsApp