“Muraaat.. Geceliği 100 bin dolarlık kayak merkezindesin!”

“Muraaat.. Geceliği 100 bin dolarlık kayak merkezindesin!”


Suç duyuruları üst üste geliyor.

 

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, MOBESE kameraları için suç duyurusunda bulunmuştu..

 

Şimdi de İBB Basın Sözcüsü Murat Ongun suç duyurusu müjdesi verdi.

 

Suç ne imiş?

 

“Özel hayatı ifşa etmek”miş..

 

Hani biraz uç örnek olacak ama..

 

Bu kafa ile, Ekrem İmamoğlu da, Murat Ongun da, yarın rüşvet alırken suçüstü yakalanırlarsa..

 

“Özel hayatı ifşa” etmekten polisler için suç duyurusunda bulunurlarsa , hiç şaşırmamak lazım..

 

Adama diyoruz ki, “Milletin kar sebebi ile yollarda mahsur kaldığı saatlerde, sen görevini yapmamışsın. Suç işlemişsin. Balıkçıya yemek yemeye gitmişsin..”

 

Adam kendi de değil, yandaşlarına söyletiyor:

 

“Yalan, iftira.”

 

Bu durumda ne yapmamız lazım?

 

Görevi kötüye kullanma iddiası ile ilgili delil arayarak; haksız isnatta bulundu isek özür dilememiz, delili bularak doğru söylediğimizi ispat eder isek muhatabımızdan özür beklememiz gerekir..

 

Araştırıyoruz..

 

MOBESE olsun.. Özel bir işyerinin kamerası olsun..

 

Çok net söylüyorum.

 

33 yıllık bir hukukçu olarak, tereddütsüz söylüyorum..

 

Görevi kötüye kullanma suçunun şüphelisi birisi için, kimin elinde ne delil var ise, hakikati ortaya çıkartmak için, kimseye haksızlık etmemek için, her türlü delil kullanılır.

 

Nokta..

 

O kadar iddialıyım ki..

 

Ben şöyle bir itirafta bile bulunabilirim..

 

Ekrem İmamoğlu’nun, İstanbullular kar mahrumiyeti yaşadığı saatlerde, Sarıyer’de bir balıkçıya gitmeden önce o caddenin belediyeye ait kar küreme araçları ile temizlenmesi ile ilgili görüntüleri, ben bölgedeki kameralara illegal olarak girip, aldım..

 

Var mı diyeceğiniz?

 

Gidin suç duyurusunda bulunun..

 

“Akit yazarı, illegal olarak sisteme girip, kamera kayıtlarını basında yayınladığını itiraf etti. Yargılansın” deyin.

 

Ben yargılanmaya hazırım.

 

Bakalım hangi savcı, bana ne soracak?

 

Adam kendisi, “Biz şeffaf yönetim için geliyoruz” dedikten sonra..

 

Sabah evinden çıktığın saatten itibaren..

 

Akşam evine girdiğin saate kadar..

 

Takipte olmayı kendin istedin demektir..

 

Hele hele caddede..

 

Balıkçıda.. Kamu aracının içinde.. Haydi haydi şeffaf olmak zorundasın..

 

İBB Başkanı’nın serüveni bir yana..

 

İBB Basın Sözcüsü de bir alem..

 

O da “özel hayat” mavalı ile, çevirdiği rezaleti örtbas etmeye çalışıyor..

 

Kendisine yalakalık yapan, sözde solcu gazeteler, televizyon kuruluşları haberi müjdeliyorlar:

 

“İBB Sözcüsü Murat Ongun’dan falancaya suç duyurusu!”

 

Afedersiniz beyler..

 

Adam Cenevre’deki lüks kayak merkezinde, henüz kimlerle olduğu, kimin faturayı ödediği açıklanmayan bir tatil yapıyor..

 

Utanmıyor, sıkılmıyor; bir de yaptığı tatilin kamuoyunda tartışılmasına sebebiyet verdiğini (doğrudur veya değildir bilmem) iddia ettiği kişiler için suç duyurusunda bulunuyor..

 

Daha vahimi..

 

Cumhuriyet gibi, Sözcü gibi medya kuruluşları..

 

“Utanmaz adam. Ne suç duyurusundan bahsediyorsun? Sadece kendini değil, tüm CHP’yi rezil ettin.. Senin yüzünden, biz artık İBB Başkanlığı’nı rüyamızda bile göremeyiz. Şımarık herif.. Yemişsin bir nane.. Bari dön, istifanı ver.. Sus, otur.. Suç duyurusu da ne oluyor? Bizim bu haberi kullanmamız için baskı kurmak da ne oluyor? Bir daha reklam alamazsınız tehditleri ne oluyor” demeleri gerekir iken..

 

Solculuklarına bakmadan..

 

Adamın basit bir basın sözcüsü olmasına rağmen, Cenevre’de hangi avanta para ile tatil yaptığını sorgulamadan.

 

Gidiş-geliş paralarını kimin ödediğini, otel paralarını kimin karşıladığını sormadan..

 

“Uçak şirketinin yetkilisi”nin “seyahat bilgilerini basına sızdırmak” iddiasıyla hedefe konulmasını organize ediyorlar..

 

Yani şunu demek istiyorlar.. (Doğru olup olmadığını ayrıca tartışırız. Aslında doğru olmadığını kendileri de bildikleri halde, suçlarını örtmek için, bir mağduriyet uydurdukları iddialarını ayrıca tartışırız. Ama bir anlığına, seyahat bilgilerinin yolculuk yapılan şirketin bir çalışanı tarafından kamuoyuna verildiğini varsayalım.) 

 

“Ah ah.. Şu şirketin şu çalışanı olmasaydı, ben ne güzel milleti kandıracaktım. Sanki İBB’de fiilen çalışıyormuşum gibi.. Sahada kar temizleme çalışmalarını yürütüyormuşum gibi milleti aptal yerine koyarak kazıklayacaktım.. Cenevre’de olduğum ortaya çıkarılmasaydı, halkı enayi yerine koyup, işimi yürütecektim. Ah ah..” 

 

Evet, bunu diyor olmalılar..

 

Aynı mantık, İBB Başkanı’nda da var.

 

“Ah ah.. MOBESE kameraları veya özel işyerlerinin kameraları olmasaydı.. İstanbulluları aptal yerine koyan açıklamalarımla, keyfimi sürdürecektim. Balığımı yiyecek, evime gidip ense yapacaktım. Soranlara da, ‘19 saat afet koordinasyon merkezinde idim’ deyip, herkese kazığımı atacaktım.. Ah ah.. O kameralar olmasaydı!” diyor olmalı ki..

 

O da gerçeklerin ortaya çıkarılmasından rahatsız.

 

Başkan’ın sözcüsü de gerçeklerin kamuoyu tarafından bilinmesinden rahatsız.

 

Affedersiniz ama, bu nasıl bir kamu yönetimi?

 

Hadi görevinizi kötüye kullanmanızı es geçtik.. Bunun için yargılamada hesabınızı verirsiniz..

 

Ama “Bunları millet bilmemeli idi. Halkın bunları bilmesini sağlayanlara ceza verilsin” diyenler, bugünden tezi yok, istifalarını verip evlerine gitmeli.

 

Bu vesile ile..

 

Şu kişinin bu ülkeye seyahatini..

 

Bu siyasinin şu işyerine gidişini..

 

Gizemli ve derin devletten aldığı bilgilerle, bambaşka senaryolar eşliğinde kamuoyuna aktaran mafya babası Sedat Peker’e de bir çağrı yapalım..

 

Senin senaryoların, sadece bu ülkenin vatansever insanlarına mı yönelikti?

 

Hayır, hayır, “Ekrem İmamoğlu ve Murat Ongun için hayali suçlamalarla, iftiralarla, senaryolar üreterek suçlama yap” demiyorum..

 

Ama..

 

Ekrem İmamoğlu’na İstanbul’da rakip olan Binali Yıldırım’ın oğluna attığın iftirayı unutmadık..

 

Hemen hemen zamanının yarısını yurtdışında geçiren bir işadamına “Şu tarihte, şu ülkede idin. Hah hah ha” diyerek yönelttiğin iftiraları unutmadık..

 

“Canım bilgiyi nereden aldığının ne önemi var. Bunlar soruşturulmalı” diyen, bizim mahalledekileri unutmadık..

 

Bahsettiğimiz mafya babası, kayak merkezinden derin adamların vasıtası ile topladığı bilgileri, şimdi kamuoyuyla paylaşsa ya..

 

“Muraaat.. Şu kayak merkezindesin.. Oranın geceliği 100 bin dolar” diye, uçuk söylemlerle, milletin kafasında soru işaretleri doğursa ya..

Google+ WhatsApp