Mülkün sahibi Allah'tır

Mülkün sahibi Allah'tır


Küresel katiller işgal faaliyetlerini sürdürürken, mağdur edilen halklar canlarını korumak için dillerini bilmedikleri coğrafyalara hicret edip, dışlanmışlığa ve büyük meşakkatlere maruz kaldılar. Ülkemizdeki durum da bundan pek farklı değil… Yerli faşistler bu insanları ekmeklerine ortak olan asalaklar olarak görüyor, dışlıyor, horluyor ve hayatı zehir ediyorlar. Faşistler bu insanların yurtlarını niçin terk etmek zorunda kaldıklarını, niçin gurbete düştüklerini sorgulamıyor, büyük katillere ellerindeki kanın sebebini soramıyor, şiddet eğilimlerini zayıflar üzerinden gidermeye çalışıyorlar.

 

Ülkemizde yaşayan mülteciler bir yandan verdikleri ağır kayıpların yasını tutarken diğer yandan hicret ettikleri ortama uyum sağlamaya ve geçimlerini sağlamaya çalışıyorlar. Vicdani hassasiyetlerini kaybeden yerli faşistler ise mağdurların çaresizliğini fırsat bilip rutubet kokan evleri bu insanlara fahiş fiyatlara kiraya veriyor ve onları mahallenin istenmeyen insanları olarak ilan ediyorlar. Mülteciler ekonomik, sosyal, kültürel alanda yaşadıkları zorlukları aşmaya çalışırken onlar seslerini yükselterek koro halinde bağırıyorlar:

 

“Suriyeliler evlerine dönsünler! Mültecileri istemiyoruz!”

 

Dönsünler de nasıl dönsünler, nereye dönsünler? Ülke mi kaldı ortada? Allah’ın bahşettiği merhamet duygusunu kaybeden ırkçı faşistler, bir dakikanızı ayırıp bu insanları anlamaya çalıştınız mı? Düşmez kalkmaz bir Allah vardır derler siz bu duruma düşmüş olsaydınız ne yapardınız? Başınızın üzerinden kurşunlar yağsaydı, her gün bir yakınınızı kaybetseydiniz, şiddet, yoksulluk, belirsizlik ve işgal görüntüleri ile baş başa kalsaydınız ne yapardınız? Direnirdik diyorsunuz da uzaktan ahkâm kesmek kolaydır, yaşamadan anlayamazsınız o insanların hallerini.

 

Son yıllarda adını mülteci düşmanlığı ile duyduğumuz CHP’li Bolu Belediye Başkanı’nın mültecilere yönelik su ve katı atık ücretlerinde 10 kata kadar zam yapma önergesi, bu insanlara olan nefretimizin vardığı son noktayı gösteriyor. Ve kişi bu kararını yerli halkın haklarını korumak için aldığını ifade ediyor. Korkmayın kardeşim ekmeğinizi bölüşmekle bir şey kaybetmezsiniz, korkmayın yaptığınız hayırlar bir kayıp değil kazançtır…

 

Farz edin ki mültecilere yaşam hakkı tanımamak için elinizden geleni yaptınız, suyu, ekmeği, istihdamı hatta soludukları havayı dahi belli bir bedele bağlayıp düşene bir tekme de siz attınız peki bu neyi halledecek? Bu kararınızla hangi sorunun üstesinden gelebileceğinizi düşünüyorsunuz? Tamam mültecilerin ülkeye girişi noktasında devletin ciddi bir düzenleme yapması gerektiğini savunabilirsiniz ama kapıya kadar geleni açlığa terk edemezsiniz, bu her şeyden önce dedelerimizin bıraktığı manevi mirasa aykırı bir tavırdır.

 

Dünya hepimizin, Allah’ın bahşettiği hava da toprak da su da hepimizin, bütün canlıların hakkı var, bahşedilen bu nimetlerin şükrü ise var olanı ihtiyaç sahipleri ile paylaşmakla mümkün olabilir, bunu başaramamışsanız bari yapanlara saygı gösterin…

Google+ WhatsApp