Modern putperestliğin âmentüsü (1)

Modern putperestliğin âmentüsü (1)


Putlaşmak isteyenlerin arkasına gizlendikleri işaretlerden, ideolojilerden, aletlerden, armalardan, yasalardan, kanunlardan meydana gelmiş olan putların istek ve arzularıyla Din’in emir ve hükümleri çatıştığı zaman Allah’ın hükümlerini bırakıp putların istek ve arzularını yerine getirenler, Allah’ın dininden başka bir din edinmiş olan putperestlerdir. Rabbimiz uyarıyor:

 

“Siz Allah’ı bırakıp; sadece sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlere (düzmece ilâhlara, putlara, heykellere) tapıyorsunuz. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah’a aittir. O, kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. İşte en doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.” (Yusuf Sûresi/ 40)

 

Allah’ın arzında Allah’ın hükmünü ve hâkimiyetini hiçe sayan, Allah’ın diniyle çelişen ve çatışan ideolojiler, yasalar, kanunlar icad edip dikte etmek, Mekkeli müşriklerin geleneğini devam ettirmektir. Modern hurafelerin etkisinde kalan, aklını kullanmayan, şehvet ve gazap duygularına teslim olup tahribatta bulunanlar, modern putperestliğin âmentüsünün gereğini yapanlardır. Bunların Hakkı inkâr etmeleri, adaleti hafife almaları ve hevâlarını ilah edinmeleri mümkündür. Bu kimi zaman “atalarının dinine bağlanmak” kimi zaman “batıl bir ideolojiye iman etmek” kimi zaman da “hevâlarını ilah edinen insanların egemenliğine razı olmak” şeklinde karşımıza çıkabilir.

 

Günümüzde insanı ve insanın uzuvlarını mal gibi gören ve ticarete konu kabul eden ideolojik sistemler, “Homo Economicus” (ekonomik insan) denilen garip tipi ortaya çıkarmıştır. Mülkiyetin sebebini “ilk işgal”(!) ile açıklayan çağdaş uygarlığın patronları; hukuku hafife almakla kalmamış, zimnen “kuvvetli olan daima haklıdır” sloganına dayanan bir politikayı ön plana çıkarmışlardır. Asırlar önce Niccola Machravelli; ‘il Principe” (Hükümdar) isimli eserinde devleti ve kuvveti kutsayan ‘Hikmet-i Hükümet’ anlayışını savunmuş ve şu tesbitte bulunmuştur: “Devlet gücünü dinden değil, ulustan almak mecburiyetindedir. Devletin menfaatleri uğruna, her türlü zorbalığa girişilebilir, her şey mubahtır. Meseleleri halletmenin iki yolu vardır. Birincisi: Hukuka uygun olarak hareket etmektir. İkincisi: Kuvvet kullanmaktır. Birincisi insanlara, ikincisi hayvanlara mahsustur. Ancak birinci yol (hukuka uygun davranmak) çoğu zaman işe yaramaz. İkinciye başvurmak gerekir. Politika hayatı ile özel hayatın ahlâki ilkeleri birbirinden farklıdır.” Yaşadığı dönemde hükümdarlara şeytani tavsiyelerde bulunmakla suçlanan Niccola Machravelli, bilerek veya bilmeyerek “modern putperestliğin âmentüsünü”(!) hazırlamıştır. Temel hedefleri ne olursa olsun; bütün modern-ulus devletlerin, Machravelli’nin tavsiyelerine uygun bir politikayı ön plana çıkardıklarını söylemek mümkündür.

 

Modern putperestlik âmentüsünde hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukuku geçerlidir. Her modern insan, putperest âmentüsünün bir gereği olarak kuvvetli olanı haklı görür. Zayıf olanı da haksız görür. Sahip olduğu mülkü (iktidarı) bahane eden ve insanlara karşı ‘ilahlık’ davasında bulunan Firavun’un ‘dünya görüşü’ (ideolojisi) ile günümüzdeki modern-ulus devletlerin uyguladıkları politika arasında, herhangi bir keyfiyet farkı yoktur. Kendisine “Ra ilahının oğlu” unvanı verilen Fir’avun’un “İsrailoğullarını köleleştirdiği, onları fırkalara böldüğü, firkalardan bir kısmını zaafa uğrattığı, erkek çocuklarını öldürttüğü, kızlarını ise diri bıraktığı ve sürekli fesad çıkardığı muhkem âyetlerle haber verilmiştir. Kadı Beyzâvi (rh.a), ‘Envaru’t Tenzil ve Esraru’t Te’vil’ isimli tefsirinde; Firavun’un uyguladığı siyasetle ilgili olarak, şu tesbitte bulunmuştur: ‘Memleket ahalisini sınıflara ayırmak, her sınıfı kendi hizmetinde kullanmak yahut bazısını ümera bazını reaya kılmak, ümera vasıtasıyla reayanın kerhen de olsa itaatini sağlamak, sınıflar arasında nifak ile şikak koymak, husumetten faydalanmak ve kendisine karşı çıkabilecek güçleri dağıtmak, Firavun’un siyasetidir.’ Hz. Musa’nın (as) Firavun’a karşı verdiği mücadele sonucunda kölelikten kurtulan İsrailoğullarının,daha kurtulur kurtulmaz, “Allah’a şirk koştuklarını, altından bir buzağı heykeli yaptıkları ve ona tapmaya başladıkları” da haber verilmiştir. Bütün bunların kıssalardayer alması, insanın zaaflarının tesbiti açısından önemlidir.

 

Asrımızda münzel kitaba dayanan bütün dinleri mahkûm eden ve laik-seküler ideolojileri ‘dünya siyasetinin belirleyici unsuru’ haline getiren modernizm, medeni vahşet düzeninin ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Medeni vahşet düzeni, modern putperestlik âmentüsünün hamisidir. Tarih boyunca devlet adına kurgulanan resmi ideolojiyi sivil din haline getiren ve ‘hikmet-i hükümet’ felsefesini esas alan siyasi rejimlerde; servete ve silaha sahip olan zinde güçlerin, diğer insanları baskı altına aldıklarını ve onların haklarına tecavüz ettiklerini gizlemenin bir anlamı yoktur. Siyasi faaliyetleri ‘yönetim tekniği’ olarak değil, boğun eğdirme sanatı olarak gören totaliter zihniyet, bütün dünyada fitnenin ve fesadın yayılmasına vesile olmuştur.

Google+ WhatsApp