MOBESE’yi vermek suç, sahte otopsiyi yayınlamak serbest!

MOBESE’yi vermek suç, sahte otopsiyi yayınlamak serbest!


Dünyadan bu kadar uzak bir ana muhalefet lideri olabilir mi?

 

Kendi ayağına kurşun sıkan..

 

Ayağı ne?

 

Kendi kafasına kurşun sıkan bir parti genel başkanı olabilir mi?

 

Diyeceksiniz ki..

 

“İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olduğunda, oy kullanamamıştı?”

 

Abartmıyorum.. Aynen vaki..

 

Şimdi de benzeri tekrarları yaşıyoruz..

 

Ali Babacan’ın hayranlıkla koltuk değnekliğine soyunduğu, Ahmet Davutoğlu’nun “Sizin yardımcınız olabilir miyim” diye sıraya girdiği, Meral Akşener’in “Emret Kemal Bey” dediği, Temel Karamollaoğlu’nun “Kefilim, Kemal Kılıçdaroğlu’na da, CHP’ye de kefilim” dediği ana muhalefet partisi CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dünkü grup toplantısında konuşuyor:

 

“Basın İlan Kurumu gazetelere baskı kuruyor. Yeni Asya gazetesine 750 gündür ilan vermiyorlar, insaf ya..”

 

Oysa..

 

CHP’de milletvekili olan Mahmut Tanal’ın şikayeti üzerine, daha iki ay önce, Basın İlan Kurumu’na savunma vermek zorunda kaldık. Mahmut Tanal, “Bana hakaret ettiler.. En üst seviyeden ceza verin” dedi.

 

Sadece CHP milletvekili Mahmut Tanal’ın isteği yerine gelmiş olsaydı 30 gün resmi ilanımız kesilecekti..

 

Düşünün bir de.. Diğer CHP’lilerin şikayetleri de dikkate alınacak olursa..

 

Kaç gün resmi ilanımız kesilir..

 

İnsan bu gerçekleri bilir de.. Biraz susar..

 

Bazı konulara girmez..

 

Akit’i şikayet edip, ettirip, sonra da gazete savunuculuğu rolüne girmez..

 

Gazetecilikten girdik konuya.. Buyrun devam edelim.. Diyor ki Kemal Bey:

 

“Gazetecilik meslek yasası çıkmalı. Gazeteci meslek yasasının olmamasının sonucu olarak siyaset-mafya arasında çirkin durumlar oluşmakta.”

 

Dersiniz ki, CHP iktidarda iken gazetecilik meslek yasası varmış..

 

AK Parti iktidara gelince, bu yasayı yürürlükten kaldırmış.

 

Siz çıkartsaydınız ya, 8 yıl kesintisiz eğitim yasasını çıkartacağınıza..

 

İmam hatiplerin orta kısımlarını kapatmak için gece bile çalışıp kanun çıkartacağınıza, gazetecilik meslek yasası mı, ne istiyorsanız çıkartsaydınız ya..

 

Basın kartı alamayanlar varmış..

 

CHP’nin azılı militanı Nazmi Bilgin’e sor, basın kartı verilmeyenleri.. AK Parti iktidarında bile, 10 yıl bunun borusu öttü, basın kartı komisyonunda.. 

 

Ona sor, o sana anlatsın..

 

Bana tam 15 yıl, değişik gerekçelerle basın kartı vermediler..

 

Sadece bana mı?

 

Akit’ten, Milli Gazete’den müracaat eden hemen herkese..

 

Bugün dahi hâlâ, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, bir avuç solcunun eline geçmiş, muhafazakar bir gazeteci müracaat ettiğinde üyeliğini bile kabul etmiyor..

 

Ama o cemiyet yönetimi, ölümüne CHP’yi destekliyor da.

 

CHP Genel Başkanı onlara, “Siz ne yapıyorsunuz? Böyle rezillik olur mu?” demiyor..

 

Kemal Bey bir de “Cumhurbaşkanlığı’nın, basın kartının gazetecilik için şart olmadığı savunması”nı tekrarlayıp, eleştirmiş..

 

O avunma için de der ki, Kemal Bey:

 

“Bu kart verilmezse. Birçok organizasyona katılamıyorlar. Güvenlik güçlerine gösteremiyorlar. Yurt dışına çıkışlarda gri pasaport alamıyorlar.”

 

Ben şimdi Kemal Bey’e desem ki: “Ankara temsilcimizin sarı basın kartı da var ama.. Sizin CHP Genel Merkezi’ne giremiyor.. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın akredite uygulamasında zorluk yaşıyor.”

 

Ne der acaba?

 

Veya sorsam Kemal Bey’e:

 

“Sizin devr-i iktidarınızda gazeteciler gri pasaport alabiliyor muydu ki, şimdi bir de kartı olmayanlara bu hakkın verilmesini veya gri pasaport alabilmeleri için herkese sarı basın kartı verilmesini itiyorsunuz?”

 

Ahhh, Ahh! 

 

Bunların iktidarlarında yıllarca sürünmemiş olsam.. Bu kadar hoş, bu kadar yumoş konuşmalarla, beni bile tavlarlar, bunlar..

 

“Bize yapıldı, onlara da yapılsın” demiyorum..

 

Bize yapanlar, hâlâ bugün Gazeteciler Cemiyeti’nde el üstünde tutulurken..

 

CHP Genel Başkanı, bize bin bir yalanla, “Helalleşelim” deyip, ama o adamlarını da köşelerde oturtmaya devam ederek, bizim aklımızla alay etmemeli.. Gözümüzün içine baka baka, riyakarca tavırlar takınmamalı. 

 

Kemal Bey’in gazetecilerle ilgili çelişkileri bir yana..

 

“Kemal Bey, partisinden isimlerin, birçok büyükşehirde belediye başkanlığı yaptığından da habersiz” desem, şaşırır mısınız?

 

Şaşırmayın..

 

Kemal Bey, büyükşehirlerin birçoğunda kendi partililerinin başkan olduğundan habersiz ki..

 

Isparta’da elektrik kesintisi sebebi ile vatandaşların zararlarını tazmin talebinde bulunmasını istiyor da..

 

Bir de “İstanbul’da verildi” diye, absürt bir iddiada bulunuyor da..

 

İşin ayrıntısını veremiyor..

 

Şöyle diyor Kemal Bey:

 

“Isparta’ya yani bir kente günlerce elektrik verilmiyorsa bunun bir sorumlunun olması lazım. Ispartalılar dava açarsa kazanırlar. Hakkınızı arayın. Avukat masrafınızı da karşılayacağız. ‘Olağanüstü durum var, kar yağdı’ derlerse, diyemezler, İstanbul’da da yağdı ve paralar ödendi.”

 

Şimdi ben İstanbul’da ikamet eden bir vatandaş olarak..

 

İstanbul’da Ekrem İmamoğlu, İngiliz elçisi ile balık yediği gün, gazetemizin geliş ve gidiş yolunda onlarca tanıdığı karda mahsur kalmış bir gazeteci olarak söylüyorum..

 

Hiç kimsenin, İBB’den tazminat aldığını bilmiyorum..

 

Kuzey Marmara Otoyolu’nda mahsur kalanlar, yolu işleten şirketten “Geçiş ücretlerini iade ediyoruz” jestini gördüler ama..

 

“Ne yani, yarım saatte geçmemiz gereken bir yola girdik, 6 saatte çıkamadık. Bir de o yolun geçiş ücretini mi ödeyecektik” diyen vatandaşa da, kimse cevap veremez..

 

Bir de Ulaştırma Bakanlığı’nın, o paralı yolu işleten şirkete kestiği, “zamanında bakımını yapmama” cezası var.

 

Onun dışında, İstanbullular 10 saat, 20 saat, hatta bazı caddelerde 30 saat araçları ile mahsur kaldılar.

 

Belediyeden bir tazminat alanı ben bilmiyorum..

 

İstanbul’da tablo bu..

 

Ama.. Kemal Bey nereden uyduruyor bilmiyorum.. “İstanbul’da ödendi” diyor..

 

Devam ediyorum..

 

Isparta’da vefat eden bir kişi üzerinden, “Donarak öldü” diyen CHP Genel Başkanı’na soruyorum..

 

“Medyaya, ‘Arnavutköy Merkez Mahallesi Yıldırım Beyazıt Caddesi üzerinde, aracında kar sebebi ile mahsur kalan diyaliz hastası bir vatandaş aracında fenalaştı. Fenalaşan vatandaşa sağlık ekipleri yoğun kar yağışı ve trafik nedeniyle ulaşamadı’ diye yansıyan ve vefat eden vatandaştan haberin var mı? Onun hakkını niye sormuyorsun? İBB Başkanı senin partinden olduğu için mi?”

 

Bu vesile ile.. AK Partili geçinip de, “Canım, Ekrem’in kar mahrumiyeti yaşandığı gün balıkçıya gittiğine dair MOBESE kayıtları niye medyada yayınlandı? Ekrem mağdur konumuna düştü” diyenlere hatırlatayım..

 

Isparta’da, kalp krizi sonucu vefat eden kişinin adını soyadını, çarpıtılmış ölüm raporunu yayınlayan CHP’lilerin siz tırnağı bile olamadınız..

 

Arnavutköy’de, İBB’nin ihmali sonucu vefat eden diyaliz hastasının ismi bile, medyada yer almadı..

Google+ WhatsApp