MOBESE kameraları tam da o suçlar için var!

MOBESE kameraları tam da o suçlar için var!


Muhafazakar insanlar, yıllarca mücadele verdiler, CHP’yi bu topraklardan silip süpürmek için çalıştılar..

 

1950’den bu yana, CHP tek başına iktidar olamadıysa da..

 

İkinci parti olma hüviyetini de hemen tüm seçimlerde sürdürdü..

 

Şimdi Ekrem İmamoğlu sayesinde, CHP tarih olacak..

 

Bu yolda hızla ilerleniyor..

 

Yediği haltı görüp, kabul edip, birazcık kenarda suskun kalsa..

 

Yaşanan rezalet belki halkın tamamı tarafından duyulmayacak..

 

Ama ısrar ediyorlar..

 

Sözcü gazetesinde Saygı Öztürk isimli, nerede dindar bir isim varsa, onu itibarsızlaştırmak için fitne oyunları ile sahneye çıkan, suç işleyen CHP’lileri ise aklayıp paklayan adama konuşuyorlar..

 

Ekrem İmamoğlu’nun, kar afeti ile İstanbulluların mahsur kaldığı günde, kar küreme araçlarının Ekrem İmamoğlu’na tahsis edildiği rezalet olayla ilgili son açıklaması ise, şöyle:

 

“MOBESE kayıtlarının ortaya çıkarılması çok mühim meseledir. Bir hayati meseledir ve örnek teşkil eder. Böyle normalleştirdiğimiz zaman bu süreci Allah hepimizi korusun yani. Devletimize, milletimize, hukuka zarar verir. Bana dediler ki, ‘Kime güveniyorsunuz?’ Ben devletime güveniyorum, hukuka güveniyorum, milletimize güveniyorum. Bir de yaradana sığınırım yani bunun dışında insanın güvencesi olmaz ki. Allah korusun herkesi.”

 

Avukatların görevi için, “savunma” derler..

 

Hırsızı da savunurlar..

 

Katili de.

 

Rüşvetçiyi de..

 

Uyuşturucu kaçakçısını da.

 

Fuhuş tüccarını da..

 

Aklınıza gelen her suçun faili, mahkemede daha az ceza alması için, bir avukat tarafından savunulur..

 

“Avukatlık profesyonel bir meslektir. Avukatların savunma yaptıkları suçlularla özdeşleştirilmesi doğru değildir” tezini savunanlarla her daim yaptığım tartışmayı bir kenara bırakalım..

 

Şimdi bir de gazeteciler çıktı karşımıza..

 

Onlar da, “CHP’li mi? Bütün CHP’lileri, savunuruz. Ne suç işlemiş olurlarsa olsunlar” tezi ile karşımıza çıkıyorlar..

 

Ekrem İmamoğlu’nun, suçüstü yakalanmasına vesile olan MOBESE kayıtları üzerinden, eleştirilerini suçluya değil, suçluyu ortaya çıkaranlara yöneltiyorlar..

 

Ben de bu utanmazlara soruyorum:

 

“Bre ahlaksızlar. MOBESE kayıtları zaten ne için lazım?”

 

Gerçekten de.

 

Devlet milyonlarca liralık masraf yaparak, niçin büyükşehirlerde hemen her işlek alana MOBESE kameraları koyuyor?

 

Süs olsun diye mi?

 

Masraf olsun diye mi?

 

Müteahhitlere para kazandırsın diye mi?

 

Suçlarla daha etkin mücadele etmek için değil mi?

 

Gerçeğin fiziki delillerle ortaya çıkarılması için değil mi?

 

Suç işleyip kaçan faillerin tespit edilmesi için değil mi?

 

İşlediği suçu inkar eden hokkabazların, sahtekarların söyledikleri yalanların yüzlerine vurulması için değil mi?

 

Geçtiğimiz gün balık lokantasında bir avukat öldürüldü..

 

Hem işyerinin kamera kayıtları, hem de yakınındaki tüm MOBESE kayıtları incelenerek, failler tespit edildi..

 

Devamında, faillerin hangi yöne kaçtıkları, diğer MOBESE kayıtları ile takip edilip, saklandıkları yerler bulundu..

 

Hem suçu kimin işlediği, nasıl işlediği, kasti mi taksirli bir suç mu olduğu, faillerin nasıl kaçtığı gibi onlarca adli ayrıntı, MOBESE kayıtları ile ortaya çıkarıldı, çıkarılmaya devam ediliyor..

 

Bir trafik kazasında..

 

Kim hızlı gidiyor, kim kırmızı işaret ihlali yapıyor.. 

 

Yine MOBESE kayıtları ile bal kabağı gibi, suçlunun önüne konulmuyor mu?

 

O dakikadan sonra, suçu işleyen kişinin ayaklarındaki derman kaybolup, gerçeği itiraf etmek zorunda kalmıyorlar mı?

 

Ama iş Ekrem İmamoğlu’na gelince..

 

Adam dört dörtlük oyuncu..

 

İstanbullular kar sebebi ile yollarda mahsur kaldı mı kalmadı mı, o saatlerde bu ilin belediye başkanı keyfi toplantılarla görevini kötüye kullandı mı kullanmadı mı?

 

Gerçek nasıl ispatlanacak?

 

Adam rahat..

 

“Ben görevimin başında idim. Kimse ile yemeğe falan gitmedim” deyince, MOBESE kayıtlarına başvurmayacak isek..

 

O MOBESE kayıtları niye tutuluyor?

 

“Ekrem İmamoğlu, resmi kayıtlarda görünmeyen İngiliz elçisi ile görüşmesi için, belediye hizmet araçlarını şahsi işinde kullandı” suçlaması yapıldığında..

 

“Ana caddeler kar küreme araçlarını beklerken, Ekrem İmamoğlu, kendisinin geçeceği tali yolları açtırdı. Suç işledi” denildiğinde, iddia MOBESE kayıtları ile ispat edilmeyip, ordan burdan şahit toplayıp, şahitlerle mi gerçeği ispat edeceğiz..

 

 “Kar küreme araçları, Ekrem İmamoğlu İngiliz elçisi ile yemek yediği saatlerde o balıkçının yakınında bekledi, başka yere gitmesine, yol açmasına izin verilmedi. Suç işlendi” denildiğinde..

 

Kar küreme aracının şoförünün şu veya bu tehdit sebebi ile “Yok ben oraya gitmedim. Ana caddeleri temizliyordum” deme ihtimalinde, MOBESE kayıtları ile gerçek ispatlanıp, failler cezalandırılmayacak mı?

 

Tam da MOBESE kayıtları, bu tür suç işleyenlerin, kendilerini yalancı şahitler sayesinde cezadan kurtarmak istediklerinde, maddi gerçekliği ispatlamak için gerekli fiziki deliller değil mi?

 

Ekrem İmamoğlu, gerçekten niye kaçıyor?

 

Gerçeğin ortaya çıkarılması için gerekli fiziki bir ispat aracının varlığından niye rahatsız?

 

Şöyle düşünelim..

 

MOBESE kameraları olmayan bir yerde, İBB Başkanı ile İngiliz elçisi buluştu ve yemek yediler..

 

Ki..

 

İBB Basın Sözcüsü, şu an öyle bir yerde..

 

Ben derim ki, “İBB Basın Sözcüsü, 10 kişilik arkadaş grubu ve mafya babası bilmemkim ile birlikte, Cenevre’de lüks tatil merkezinde.”..

 

Murat Ongun hemen inkar eder:

 

“Ben Cenevre’ye hayatımda gitmedim.”

 

Eee.

 

Ne ile ispat edilecek, Murat Ongun’un Cenevre’ye gidişi?

 

MOBESE imkanı olsa idi..

 

“Al sana delil” deyip, yüzüne vuracaktık..

 

Ama şimdi. Başka fiziki delillerle Cenevre’de tatil yapıldığını ispatlamaya çalışıyoruz.

 

Aynı şekilde, Ekrem İmamoğlu da, MOBESE kamerası olmayan bir yerde İngiliz elçisi ile yemek yeseydi..

 

“Yalan söylüyorlar. İftira atıyorlar. Ben İngiliz elçisini hiç görmedim” deseydi..

 

MOBESE kayıtları olmayınca, buluştuklarını nasıl ispat edebilecektik?

 

Ah ah..

 

Böyle suçüstü olduğu bir durumdan bile, Ekrem İmamoğlu mağduriyet çıkartmaya çalışıyor ve sözde gazeteciler de, bu ahlaksızlığa teşne oluyorlar ya..

 

Pes diyorum, başka bir şey diyemiyorum.

Google+ WhatsApp