Mescidi Aksa’ya kurulan tuzak

Mescidi Aksa’ya kurulan tuzak


Fanatik yahudiler olarak lanse edilen birtakım gruplar, Hamursuz Bayramı festivallerinin birinci gününde Mescidi Aksa’nın alanı içinde kurban kesmeyi planlıyorlardı. Ancak Filistin halkı ve direnişi buna müsaade etmeyeceğini ortaya koyunca işgal rejimi, kurban kesimine izin vermeme kararı almak zorunda kaldı. Ama bunun intikamını almak için geçen Cuma günü sabah namazı vaktinde Mescidi Aksa’ya saldırı düzenleyerek iki yüze yakın insanı yaraladı, aralarında çok sayıda çocuğun bulunduğu 500’e yakın insanı da gözaltına aldı. Bundan geçen haftaki yazılarımızda söz etmiştik. Bugün ele alacağımız konuyla ilgisinden dolayı hatırlatma amacıyla özetle tekrar etmiş olalım. 

 

İşgal yönetimi kurban kesimine izin vermeme kararı alsa da, Hamursuz Bayramı günlerinde sabah namazı ile öğle namazı arasında dört saate yakın bir süre yahudilerin Mescidi Aksa’ya girip dolaşmalarına izin verme kararı aldı. 

 

Fanatik yahudi cemaatleri de, belirlenen saatlerde Mescidi Aksa’ya gelip düzenlenecek programlara katılmaları için taraftarlarına çağrılarda bulundular. 

 

Kudüs’teki Filistin halkının ileri gelenleri ve direniş önderleri de yahudi cemaatlerin Aksa baskınlarının önüne geçmek ve burayı korumak için Müslümanlara Ramazan’ın son 10 gününde girdikleri itikaflarını daha erkene alarak ikinci 10 gününden itibaren başlatmaları, böylece içerideki cemaati artırmaları, bu amaçla her taraftan buraya gelmeleri çağrıları yaptılar. 

 

Bu çağrıların etkisini göstermesi ve Mescidi Aksa’da itikaf ve ibadet için toplananların sayısının hayli artması üzerine, fanatik yahudi grupların belirlenen saatlerde içeri girmekte zorlanacağını gören işgal rejimi kalabalık polis ekiplerini ve askerlerini buraya sevk ederek baskınlar düzenledi. Polisler ve askerler, fanatik yahudilerin girmeleri için belirlenen saatten önce kadın, erkek, çocuk demeden bütün Müslüman cemaate saldırarak, şiddet uygulayarak, yahudi grupların dolaşmaları ve ayin yapmaları için belirlenen alanları tamamen boşalttılar. Buralarda itikafa girmiş olan, namaz kılan Müslümanların tümünü zorla Kıble Camisi olarak isimlendirilen büyük caminin içinde dar bir alana yahut kenarlardaki küçük bölmelere kapattılar. Kubbetu’s-Sahra’da toplanan kadınları şiddet uygulayarak, coplarla saldırarak oradan çıkardı ve buranın alanını yahudi gruplar için tamamen boşalttılar. 

 

İşgal polisleri ve askerleri Müslümanların sıkıştırıldıkları alanlardan çıkmalarını engellemek için etraflarını sardı ve hareket etmelerini bile engellediler. Bu sırada fanatik yahudi gruplar tahrik edici çirkin hareketlerde ve sözlü saldırılarda bulunarak, “Talmudi ayinler” diye isimlendirilen birtakım ritüeller yaparak dolaştılar. 

 

Bu uygulama 17 Nisan Pazar’dan 21 Nisan Perşembe’ye kadar (perşembe dahil) beş gün boyunca tekrarlandı. Her gün aynı şekilde şiddet uygulandı ve saldırı düzenlendi. Saldırılarda ses ve gaz bombalarının yanı sıra plastik mermiler de kullanıldı. Bu yüzden birçok yaralanan ya da yayılan gazlardan dolayı nefes alma krizi yaşayanlar oldu. 

 

Olayları takip eden birçok kişi işgal rejiminin bu uygulamasının, Mescidi Aksa’yı zaman ve mekan yönünden paylaştırma planını hayata geçirme amaçlı bir prova olduğuna dikkat çekti. Yahudilerin Hamursuz Bayramı da böyle bir prova için bir bahane olarak kullanıldı. 

 

İşgal rejimi, bugünden itibaren Ramazan sonuna kadar artık yahudi cemaatlerin Mescidi Aksa’ya girmesine izin verilmemesi yönünde karar aldığını duyurdu. Ancak bunun işgal rejiminin bir iyiliği veya hizaya sokulması olarak düşünülmemesi gerekir. Beş günden beri sürdürülen şiddet ve saldırılar yüzünden zaten gerginlik iyice artmıştı. Onun için biraz tansiyonu düşürmeye ihtiyaç duydu. Çarşamba akşamı yahudilerin Bayrak Yürüyüşü’nü Eski Kudüs kısmına geçilmesine izin vermeden durdurma gereği duyması da bu sebepledir. 

 

Ancak sözünü ettiğimiz paylaştırma provası Mescidi Aksa açısından çok tehlikeli bir tuzaktır. Bunun görülmesi ve işgalciye karşı daha etkili bir tavır sergilenmesi gerekir. 

Google+ WhatsApp