Merhamet insana yakışır

Merhamet insana yakışır


DEĞERLER silsilesinin zirvesinde yer alan merhamet, insanı bulunduğu noktadan alır ve yükseklere taşır. Kim bu imkâna sahip olmak istemez, kim yükseklere ulaşmak istemez ki. Ama insanoğlu başını kuma gömüp, geçici olanı, kalıcı olana tercih ediyor, ne garip değil mi? Edindiğimiz malumatlar, sahip olduğumuz ekonomik ve sosyal statüler, dünyevi konumlandırmalar bizi diğerlerinin nazarında güçlü kılabilir ve geçici bir itibar kazandırabilir, merhamet ise insanlaştırır ve ebediyete uzanan bir köprüye dönüşür. O yüzden büyüklerimiz kalplerin katılaşmasını büyük bir tehlike olarak görmüş ve merhameti kuşanan kişileri yufka yürekli, iyi insandır diye taltif etmişlerdir.

 

Merhamet ve adalet kardeş değerledir, merhamet duygusuna sahip olan kişi hak bilincine de sahip olur ve dünyanın bu iki değer üzerine kurulduğunu fark eder. Zira merhamet insanı diğer canlılardan ayıran merkezi bir değerdir, kişi bu vasfı sayesinde bencilliğin kıskacından kurtulur ve biz merkezli hareket eder, sorumluluklarının farkına varır.

 

İnsan sadece fiziki ihtiyaçlarına odaklanan bir beşer olarak dünyaya gelir ve İslam’ın kendisine bir sorumluluk olarak yüklediği ilkelere tutunarak insanlaşır. Adalet ve merhamet bu ilkelerin başında hatta zirvesinde yer alan değerlerdir. Kişi fıtratında mevcut olan değerleri ancak insanlarla kurduğu ilişkiler üzerinden geliştirebilir ve onlar üzerinden kazanımlar elde edebilir. Eğer hayatınızda diğerleri yoksa yüreğinizde üretilen sevgiyi kiminle paylaşacaksınız, merhametinizi kime karşı göstereceksiniz, kimi onaylayacak ve kimin elinden tutacaksınız… Unutmayın, hayatınızda yer alan kişiler vasıtasıyla olgunlaşmakta ve gelişmektesiniz. Eğer diğerleri yoksa sahip olduğunuz hiçbir şeyin anlamı olmayacak ve bu durumda gelişme yol kat etme şansınız da olmayacaktır.

 

Merhamet, insana bahşedilmiş önemli bir değerdir ve hayatımıza üç noktada tesir etmektedir. (1) Allah’ın bahşettiği merhamet sayesinde hastalığa ya da zulme maruz kalmış, zayıf bırakılmış kişilerin acılarının farkına varırız. (2)  Merhamet sayesinde başkalarının acılarını hisseder ve yardım için harekete geçeriz.  (3) Acıya maruz kalan kişi ile yakınlık kurar ve sevgide birleşiriz. Eğer merhamet gibi bir değere sahip olmasaydık ezilenlerin yanında yer almaz ve sevgide buluşamazdık. Merhamet gibi bir değere sahip olmasaydık çocuk çığlıklarına karşı kulaklarımızı kapatır ve farkında olmadan zulme destek vermiş olurduk. Bilinmelidir ki, hak ve adalet söylemi ile yola çıkan insanları bir araya getiren iksir menfaatler değildir, bu kimseleri harekete geçiren etken merhametin gücüdür.

 

Merhamet sadece bir acıma duygusu değildir aksine karşı tarafın acısını hafifletmeyi ve yardımcı olmayı gerekli kılan itici bir güç, bir harekettir. Bu yönüyle üst noktada bir duyarlılık ve insani bir nitelik taşır. Zira merhametle buluşan acıma duygusu kişiyi bir lütufkarlığa, zayıf düşeni küçümsemeye ve tepeden bakmaya yöneltmez, aksine tevazu ile kucaklaştırır ve kuşatıcı bir tavra dönüşür. Merhamet, insanın sahip olduğu büyük bir zenginliktir ancak her nedense insan yüreğindekine değil cebindekine itibar edip yoksulluğu tercih ediyor.

Google+ WhatsApp