Meğerse enflasyonu AK Parti değil, Serdengeçti düşürmüş!

Meğerse enflasyonu AK Parti değil, Serdengeçti düşürmüş!


Diyorlar ki: 

 

“Enflasyon düşmeden faizler düşmez!”

 

Basit bir örnek verelim..

 

Ayakkabı üreteceksiniz..

 

Paranız yok..

 

Hammaddesi 10 TL..

 

İşçilik ve diğer giderler de 5 TL..

 

Ayakkabının size maliyeti ne oldu?

 

15 TL..

 

Ancak “Paranız yok” dedik ya..

 

Çevreniz de yok.. Borç olarak maliyeti karşılayacak bir imkanınız yok..

 

Bir Müslüman olarak tavsiye etmiyoruz.

 

Kabul etmiyoruz, haram olarak inanıyoruz ama..

 

Bankadan kredi çekip, ayakkabının maliyeti olan 15 TL’yi karşılamak zorundasınız..

 

Yoksa, imalat da yapamazsınız, satış da..

 

Gittiniz bankaya, 15 TL borç istediniz..

 

15 TL’yi, % 20 faizle verdi..

 

Maliyetiniz 15 TL idi..

 

Oldu 18 TL..

 

Cebinizde 15 TL’niz olsaydı, % 20 kâr ile 18 TL’ye ayakkabıyı satacaktınız.

 

Cebinizde 15 TL’niz olmadığı ve bankadan faizle para almak zorunda kaldığınız için..

 

Maliyetiniz 18 TL’ye çıktı.

 

Yine % 20 kâr ile ayakkabıyı satmak istediğinizde, fiyatınız 18+3,6=21,6 TL oldu.

 

Bankadan faizle para almadığınızda 18 TL’ye satacağınız ayakkabının fiyatı, faizle borç alıp imalat yaptığınızda, otomatikman faiz oranında arttı.

 

Şimdi bana, faizli bir sistemde, bu faizin fiyata yansıtılmamasının bir çözümünü söyleyin.

 

Ne yaptığınızda, bu faizi fiyata eklememe imkanınız olabilir?

 

Benim bildiğim bir çözüm yok.

 

Kârınızdan feragat ederseniz, ancak o zaman olabilir..

 

İyi de, kim kazancından, niye feragat esin ki?

 

Şunu diyecekler de, hiç teşebbüs etmesin:

 

“Cebinde 15 TL’si olan ayakkabı işine girsin. Cebindeki para ile imalatını yapsın, 18 TL’ye satsın.. Kârını yapsın..”

 

Faiz % 20 iken, cebinde 15 TL para olan kişi, 3 TL kazanmak için, niye imalathane açıp, risklere girip, ayakkabı üretsin ki? 

 

Götürür bankaya yatırır..

 

Haydi imalatçıya % 20 faizle borç veren banka..

 

Vatandaş parasını getirip yatırdığında da..

 

% 15 ona faiz ödesin.

 

15 TL’si olan, bu durumda, 2,25 TL faiz alır..

 

Hem de oturduğu yerden..

 

Hem de “Kâr edecek miyim, zarar eder miyim” endişesi yaşamadan.

 

Ayakkabıyı üretip 3 TL kazanacağına..

 

İmalat için harcayacağı 15 TL’yi, (faizin haramlığı konusunda bir hassasiyeti yok ise) bankaya yatırıp, zaten oturduğu yerden 2.25 TL kazandığı için..

 

İmalat falan yapmaz..

 

Parasını faize yatırıp, yatmaya devam eder.

 

Baştaki cümleye gelelim.

 

Faiz olduğu müddetçe, ayakkabıdaki 3 TL’lik bankaya ödenen faiz miktarı kadar ek fiyatın düşme ihtimali olabilir mi?

 

Olmaz..

 

Bu durumda, faizin % 20 olduğu ihtimalde, 3 TL’lik ilave enflasyonu, kabullenmek zorundayız demektir..

 

“Faiz olduğu müddetçe, faiz kadar fiyatın yükselmesinin önü kapanmaz” kuralını ispat ettik.

 

Bir de..

 

Faiz düşünce, enflasyon düşer mi, onu ispatlayalım.

 

Bu çok daha basit..

 

% 20 faizi, % 10’a indir.,

 

Borçla imalat yapan dahi, 3 TL faize ödeme yapacak iken, 1,5 TL bankaya faiz ödeyeceği için. Fiyatını anında 18+3 TL yerine.. 18+1,5 TL üzerinden belirleyecek..

 

3 TL’lik artış 1,5 TL’de kalacak..

 

Faizi indirdiniz, enflasyon da indi..

 

Ama faizi indirmek için, enflasyonu indirmeyi düşlerseniz..

 

Ne yapıp da enflasyonu indireceğinizi kara kara düşünürken..

 

O “kara kara düşünme”nin tesiri ile.

 

Enflasyonun biraz daha yükseldiğine şahit olursunuz..

 

Diyecekler ki..

 

“İmalatı çoğaltarak, verimli çalışılarak, sürümden kazanarak vs. ile enflasyon iner.”

 

Bunları, faizsiz sistemde de yapabilirsiniz.

 

Ve fiyatları biraz daha aşağıya çekebilirsiniz..

 

Ama tek başına, enflasyon indi diye, faiz niye insin ki?

 

Müteşebbislerin paraya ihtiyacı olmaz, o zaman da para bollaşır, faiz oranı iner..

 

Ama bu ihtimalin, enflasyon ile bir ilgisi yok ki.

 

Arz-talep ile ilgisi var.

 

Bu kadar uzun anlatımdan sonra, gelelim, Merkez Bankası eski Başkanı Süreyya Serdengeçti’nin, AK Parti’nin ilk iktidar yıllarında enflasyonun indirilmesindeki kerameti kendinde gördüğü açıklamasına..

 

Diyor ki Serdengeçti:

 

“Enflasyonu 34 yıl sonra 2004’te tek haneye indirdik. İstikrarlı bir para politikası ve bağımsız bir Merkez Bankası ile yaptık bunu. Paradan 2005 başı itibariyle 6 sıfır attık.”

 

Hani adama sorsanız..

 

Ülkede Tayyip Erdoğan falan yok..

 

AK Parti yok..

 

Süreyya Serdengeçti, tek başına enflasyonu da indirmiş, paradan 6 sıfırı da atmış..

 

Heeyyt aslanım benim!

 

Kaçın, dört kollu cengaver geliyor!

 

Sorsak bu adama..

 

Bu ülke, onlarca yıl, iki haneli enflasyonla yaşamak zorunda kaldı..

 

Merkez Bankası o yıllarda bağımsız değil miydi?

 

Senin çok beğendiğin, öve öve bitiremediğin ustaların, Merkez Bankası’nın başında değil miydi?

 

Eğer enflasyonu indiren, Merkez Bankası’nın başındaki kişiler ise..

 

AK Parti işbaşına gelene kadar, niye indiremediniz?

 

6 sıfırı atmak..

 

Merkez Bankası Başkanı’nın işi ise..

 

Piyasada hâlâ boy gösteren bazı laikçiler, “TL’den 6 sıfır atılsın, Taksim’de eşek gibi anırırım” dediğinde..

 

Niye Süreyya Serdengeçti olarak çıkıp, “Biz hazırlığımızı yaptık. 6 sıfırı Başbakan değil, biz atacağız. Sizi de Taksim’de anırtacağız” demedi?

 

AK Parti, yıllardır ülkede kangren haline gelmiş enflasyonu tek haneli oranlara indirmiş..

 

O tarihte Merkez Bankası Başkanlığı görevinde bulunan kişi, şimdi çıkmış, AK Parti’ye laf çakmak için..

 

“Enflasyonu ben düşürdüm” diyor..

 

He, he..

 

Sandıkta oyu da aslında Erdoğan değil, sen aldın.. Senin sayende Erdoğan, seçim kazandı..

 

Bunlar aynen, Abdüllatif Şener örneğindeki gibi..

 

Ali Babacan örneğindeki, Ahmet Davutoğlu örneğindeki gibi..

 

Kendilerini dev aynasında gören, megalomanlar.

 

Bu megalomanlara baktıkça..

 

Türkiye’nin ne büyük badireleri atlattığını daha iyi anlıyoruz.

 

En basit “Faiz kadar enflasyon garantidir” kuralını bile bilmeyen..

 

“Enflasyon inse bile, bazı durumlarda faizin inmeyebileceği” gerçeğinden habersiz adamlar..

 

Bu ülkede Merkez Bankası Başkanlığı yapmış..

 

Yazık, hem de çok yazık!

Google+ WhatsApp