Manyakça sorular: 92 yaşındaki teyze bara mı gitmişti?

Manyakça sorular: 92 yaşındaki teyze bara mı gitmişti?


Üç gün önceki yazım idi: “Barda buluşanlar birbirini öldürüyor, suçu bize yıkıyorlar! “

 

Laikiçi çevre rahatsız oldu.

 

Barda, pavyonda kanca taktıkları kadınlardan bir-iki tanesi uyanır da, onların üzerinden süfli zevklerimizi tatmin edemeyiz diye düşünüp..

 

Saldırdılar ha saldırdılar..

 

Vay efendim, kadın cinayetinin sebebi “bar-pavyon” olur muymuş?

 

Sanki ben, “Kadınlar bar-pavyona gitmesin.. Sadece erkekler gitsin.. Kadın cinayetleri sıfırlanır” demişim..

 

Benim dediğim şu:

 

“CHP’li milletvekilleri, ‘kadının gece bara gitmesine itiraz edemezsiniz’ diyor. 

 

Oysa, bizler, ‘Kadın da olsa, erkek de olsa.. İnsanın barda-pavyonda ne işi var diyoruz..’ 

 

Biz kötü oluyoruz..

 

Sonra bara giden kadın, bara giden erkekle birlikte, o gün tanışıp gece gittikleri otelde vahşice öldürülünce..

 

Suçlusu dindar insanlar oluyor..”

 

Bu yazıyı, artık nereleri ile okudularsa..

 

Önce sosyal medyadaki troller, bar ile pavyon ile uzaktan yakından alakası olmayacak ev hanımlarının fotoğraflarını yayınlayıp..

 

“Bu kadınlar da öldürüldü.. Bunlar hangi bara gitmişlerdi” diye olmayan akılları ile, bana soru yönelttiler..

 

Onlardan uyarlayarak, dün de Fatih Altaylı, aynı minvalde bir yazı kaleme alıyor:

 

“92 yaşında teyze ile meyhanede”

 

Devamında da, “bütün kadın cinayetlerinin sebebi kadınların bara gitmesidir” diye benim bir iddiam varmış gibi..

 

Şunları söylüyor:

 

“Akit yazarına göre kadınların tecavüze uğramasının, öldürülmesinin nedeni çok basit.

 

Kadınların meyhaneye gitmesi.

 

Demek istediği şu.

 

Meyhaneleri kapatın kadınlar tecavüze uğramasın, öldürülmesin.

 

Bu cümlesi bile bu tiplerin ne kadar dayanaksız, ne kadar mesnetsiz salladıklarının göstergesi.

 

Ya zekaları yok ya da kendilerini okuyup dinleyenlerin bir zekaya sahip olmadığından eminler.”

 

Kadının da erkeğin de bara-pavyona gitmemesinin kadın cinayetlerini bir kısmını önleyeceğini söyledim, söylüyorum..

 

Ve onların verdiği somut örnek üzerinden de iddiamı ispatlıyorum..

 

92 yaşındaki teyzeyi kim öldürmüş?

 

Aytu Çetin diye bir manyak..

 

Ne diyor ifadesinde?

 

“Alkol almıştım.”

 

Daha ne desin?

 

Bu ülkede alkol tüketiminin tümü ile engellenmesi bir yana, azaltılması için atılan adıma bile, bu Fatih Altaylı gibi tipler hemen itiraz etmiyorlar mı?

 

Alın işte size.

 

Alkolü alıp, belki barda, belki pavyonda zıkkımlanıp, sonra da 92 yaşındaki kadını öldüren manyak manyak tipler..

 

İlla kadının bara gitmesi gerekmiyor..

 

Erkek de bara gidince..

 

Bu neticeler çıkıyor.

 

Hem erkek, hem kadın gidiyorsa..

 

Hepten nanay..

 

Kendi verdikleri örnek bile, “Bar” sorununu içinde taşıyor..

 

Ama kafalarını kuma gömmüşler, “görmüyoruz” diyorlar.

 

Tekil bir olaydan bahsetmiyorum.

 

Kadın cinayetlerinin nerede ise yarısı, “alkol-bar-pavyon” bağlantılıdır..

 

“Öldürülenin bağlantısı vardır” demiyorum..

 

Öldürenin, bazı olaylarda ise öldürülenin de “bar-alkol” bağlantısını hatırlatıyorum..

 

Alın somut örnekler.

 

Yıllar öncesinden falan değil.

 

Son birkaç aylık olaylardan örnekler vereyim.

 

Medyaya intikal edenlerden..

 

Muğla’daki cinayette, katil kimdi?

 

Cüce Bar’ın sahibi Cemal Metin Avcı..

 

Öldürdüğü üniversiteli kız ile nerede tanışmıştı?

 

Sahibi olduğu bar’da..

 

Ben ne diyeyim şimdi size?

 

Bir cinayetin üzerinden, vicdanı ayaklar altına alıp, “Bakın haklı çıktım” mı diyeyim..

 

İkinci örnek gösteremesem..

 

Bunu da söylemem vicdansızlık olur..

 

28 Şubat 2021 tarihli bir cinayet.

 

Hem de muhafazakar bir ilimizden.

 

Otelde kalan, aralarında evlilik bağı bulunmayan bir kadın, tartıştığı erkek arkadaşı tarafından bıçaklanarak öldürüldü..

 

Buyrun, bar-pavyon-alkol-otel ekseninde bir cinayet daha..

 

Sizin verdiğiniz; 92 yaşında, kendi evinde otururken öldürülen teyzede bile katil alkollü idi ama..

 

Bakın burada, bir bayan, evlilik ilişkisi kurulmadan, bir otelde kaldığı kişi tarafından öldürülüyor.

 

Özgürlük diyorsanız..

 

Ben de size, “kadın cinayetlerini bu sözde özgürlük söyleminiz artırıyor” diyorum.

 

“Artırıyor” diyorum.

 

Hepsi bundan demiyorum..

 

Örneklere devam edelim..

 

Denizli’de, 11 Ocak 2021’de İranlı sevgilisi tarafından boğularak öldürülen A.Y.

 

1 Şubat 2021’de Bingöl’de bir apart otelde ölü bulunan M.A.

 

22 Ocak 2021’de Bayrampaşa’da bir otel odasında 6 gün önce tanıştığı erkek tarafından öldürülen F.D.

 

25 Ocak 2021’de, Esenyurt’ta bir otelde, 8. kattan (nasıl olabiliyorsa) düşerek ölen 17 yaşındaki kız.

 

Daha onlarca örnek verebilirim..

 

Folyoya sarılan 20 yaşındaki kızdan tutun..

 

Patronunun gökdeleninde, içki içtikten sonra, intihar etti denilen, ama gerçekte öldürülüp, pencereden atılan kızlar..

 

Kültür Üniversitesi’nde, Anayasa hukuku profesörünün, üniversite gezisi adı altında  birlikte kaldığı öğrencisinin, duşakabine kendisini asarak (varsa inanan, buyursun inansın) ölmesi..

 

Bu kadar örnek var iken..

 

Sanki bütün kadın cinayetleri, bir kocanın, eşini hunharca öldürmesi şeklinde yaşanıyormuş gibi algı oluşturuyorlar.

 

Evet, o örnekler de var.

 

Onların da önlenmesi gerekir..

 

Ama bizim verdiğimiz örnekler de var..

 

Bir cinayeti önlemek bile, bizim için çok önemli değil mi?

 

Bir tanesini önlesek, bundan sevinç duymamız gerekmez mi?

 

Ne olur yani, cinayetlerden 10 tanesini, 20 tanesini alkolün sınırlandırılması ile.

 

10 tanesini 20 tanesini ailelere psikolojik destek vererek..

 

10 tanesini 20 tanesini, bar-pavyonları mahalle aralarına bile açtırmayarak..

 

Önlesek.

 

Günah mı olur?

 

Üç tane erkek bara gidecek diye..

 

Kadın cinayetlerine sesiz mi kalalım?

 

Üç tane erkek, kadınlarla eğlenecek, alkol alacak diye, ailelerin yaşadıkları mahallelere bile alkollü mekanların açılmasına itiraz etmeyelim mi?

 

Ne dediğimiz açık..

 

Barı, pavyonu, evli olmayanların kalabilecekleri otelleri, alkollü mekanları ne kadar çoğaltırsanız.

 

Bu cinayetler de o kadar artar..

 

Bugün 350 ise..

 

Artırdığınız oranda o da artar..

 

400 olur, 500 olur..

 

Bu cinayetleri azaltmak istiyorsanız..

 

Bakın sıfırlamak istiyorsanız demiyorum.

 

Ciddi oranda azaltmak istiyorsanız..

 

Üç tane feministin kuyruğuna takılıp, “Çocuklarımızın özgürlüğü” demeyeceksiniz..

 

Sadece kızlar için söylemiyorum.

 

Erkek çocuklarımız için de aynısını söylüyorum..

 

Özgürlük dediğiniz, çoğu defa bize, cezaevi olarak, mezar olarak geri dönüyor. Allah hepimizi, tüm ailelerimizi, tüm çocuklarımızı korusun.

Google+ WhatsApp