Mağdura kimliği sorulmaz

Mağdura kimliği sorulmaz


Ukrayna, Batı ittifakı ile Rusya arasında yaşanan güç mücadelesinin kurbanı oldu ve yaşanan kriz çatışmaya, savaşa dönüştü. Ukrayna’yı kışkırtan ve savaşa sürükleyen ABD ve NATO ise Rusya’yı yaptırımlarla kontrol altına alabileceğini açıkladı ancak çatışma yoğun şekilde devam ediyor ve Kiev dâhil ülkenin birçok şehri bombardıman altında kaldı. Fakat ne yazık ki, filler tepişir çimenler ezilir misali bütün dünyada olduğu gibi küresel hesapların bedelini halk ödüyor ve insanlar kendilerini koruyabilmek için metro istasyonlarına sığınıyorlar. ABD ve Avrupa Birliği saldırıların devam etmesi durumunda Rusya’ya yönelik ciddi ekonomik ve mali yaptırımların devreye gireceğini açıklıyor ancak Rusya bölgedeki etkinliğini koruma noktasında kararlı görünüyor.

 

Dünya küçüldü savaşa maruz kalan da tanık olan da aynı etkileri yaşıyor ve kapılar ardında yapılan hesapların bedelini çocuklar ve sivil halk ödüyor. Savaşın hiç kazananı olmuyor ve söndürülen hayatlardan geriye sadece küllenmiş acılar kalıyor. Ukrayna Savunma Bakanı, eli silah tutan herkese silah dağıtacağını ifade ediyor ve halkı psikolojik olarak savaşa hazırlıyor.

 

Rusya Enerji Bakanlığı, Ukrayna’da yaşanan savaşın Türkiye’yi özellikle gaz teminatı noktasında etkileyebileceğini, yaşanan çatışmaların fiyatlarda artışa sebep olabileceğini açıklıyor ve savaşın siyasi ve ticari ilişkilere zarar getirebileceğini ima ediyor. Ne yazık ki verimli topraklara sahip olan ülkemiz buğday ihtiyacının büyük bir kısmını Rusya’dan temin ediyor ve yaşanan sürecin bu durumu nasıl etkileyeceği tartışılıyor.

 

Ukrayna’da yaşanan çatışmanın hangi boyuta ulaşacağını ve bu durumun küresel dengeleri nasıl etkileyeceğini zaman gösterecektir ancak yaşanan çatışmanın ülkemizi siyasi ve ekonomik bazda etkileyeceği kesin. Savaşın devam etmesi durumunda bir mülteci göçünün gerçekleşme ise kaçınılmaz olacaktır diye düşünüyorum.

 

Savaşın yıktığı insanlar kendilerine yeni bir hayat aramak için çıktıkları yolda türlü türlü mahrumiyetlerle karşılaşıyorlar. Eşlerini ve yakınlarını kaybeden kadınlar ise mülteci olarak gittikleri beldelerde cinsel bir obje olarak görülüyor ve istismara maruz kalıyorlar.

 

Ukrayna’da anneler kendilerini güvende hissedebilecek bir alan ararken bizim sapıklar şimdiden mesajlar göndermeye başladılar. Allah aşkına savaşın enkazları arasından çıkıp kendilerine bir yaşam alanı arayan bu kadınların durumu vicdanlarınızda bir rahatsızlık uyandırmıyor mu? Çocuklarını korumak için çileli yolculuklara çıkan annelerin hazin öyküsü yüreğinize hiç dokunmuyor mu? Sadece cinsel bir obje olarak mı bakıyorsunuz kadına? Yanlış anlamayın, doğada böyle bir hayvan türü olduğuna inanmıyorum ve öyle sanıyorum ki siz ara bir türsünüz.

 

Sapıklar, savaş tecavüzcüleri sizler acaba nasıl bir aile ikliminde doğup büyüdünüz?

 

Merhamet gibi yüce bir duygu ile tanışma şansınız hiç mi olmadı? Belli ki hayata katacak hiçbir şeyiniz de yok ve dünyayı cinsellikten ibaret görüyorsunuz… Ne acıdır ki sizinle aynı havayı soluyor aynı toprak parçası üzerinde hareket ediyoruz.

 

Toplumun huzurunu kaçıran cani ve sapıkların tedavi olmaları ve insanlaşmaları için psikayatristlerin, eğitimcilerin ve Diyanet’in ortaklaşa hareket etmeleri, rehabilite olmayı reddedenleri ise kontrol altında tutmaları gerekir.

 

Savaşın yıktığı insanlar mağdur edilmiştir ve mağdurun cinsiyeti, kimliği, etnik yapısı yoktur, merhamet damarları tıkanmamış kişiler bunu görebilir ve gerekli hassasiyeti gösterirler. Bu kişiler şahsın kim olduğuna değil ihtiyaçlarına odaklanır ve el uzatırlar.

Google+ WhatsApp