Mafya babası gibi parti başkanı!

Mafya babası gibi parti başkanı!


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bahsediyorum..

 

Mafya babası mı?

 

Yoksa Anamuhalefet partisinin genel başkanı mı, şu sözlere bakıp, siz söyleyin:

 

“Kanal İstanbul ihalesine girecek ülkeye mesafe koyacağız, paralarını kesinlikle ödemeyeceğiz.”

 

Gelme ihtimalin yok ama. Sen iktidara gelirsen, yapılmış ihalenin parasını, nasıl ödemeyeceksin?

 

Mevcut iktidara bile, “Hukuk devleti olma” çağrısı yapan Kılıçdaroğlu, uluslararası arenada, Türkiye’yi rezil edecek böyle bir söyleme nasıl imza atabiliyor, şaşırmamak elde değil.. 

 

Düne kadar, “AK Parti iktidarı, yandaş 5 müteahhite para kazandırmak için gereksiz yere yol yaptırıyor, köprü yaptırıyor” diyordu.

 

Bazı aklı kıtlar da, bu yalanlara inanıyordu...

 

Aklı kıtlar sormuyordu, “Seni destekleyen TÜSİAD’ın diğer üyeleri niye o ihalelere girmiyor?”

 

Öyle ya..

 

Yandaş 5 müteahhiti zengin etmek için, durduk yerde iş çıkarılıyor ise..

 

Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün, İstanbul trafiğini rahatlatma diye bir işlevi yok idiyse..

 

Osmangazi Köprüsü’nün, çoğu CHP seçmeni olan Ege bölgesindeki vatandaşların seyahatlerini daha hızlı, daha konforlu, daha güvenli yapmalı yolunda bir işlevi yok idiyse..

 

Yandaş 5 müteahhit zengin edilmek için çok kazançlı yapım işleri ihaleye çıkarılıyor ise..

 

CHP kafalı müteahhitler de girsin ihalelere, onlar da zengin olsunlar..

 

Diyeceksiniz ki, “O 5 müteahhitin zaten dördü CHP’li”..

 

Haklısınız der, geçerim..

 

O algı operasyonunu geçtik..

 

Şimdi Çin’in de içinde olduğu devletlerin şirketlerinin Kanal İstanbul ihalesine girme ihtimali var..

 

Kıran kırana bir pazarlık olacak..

 

Yandaş olduğu ileri sürülen beş müteahhit de.. Çinli şirketler de.. Avrupa’dan veya Asya’dan diğer büyük şirketler de.. İhaleye daha ucuz teklif verebilmek için, birbirleri ile kıyasıya fiyat kırımı yapacaklar..

 

Ama o ne?

 

Düne kadar, “5 yandaş müteahhite para kazandırmak için köprü yapılıyor” diyen Kılıçdaroğlu, hemen sahne alıp, itirazı basıyor: 

 

“Paranızı ödemeyiz.”

 

Yarın şunu da diyebilir, Kılıçdaroğlu: “AK Parti iktidarı, Çinli şirketlere para kazandırmak için Kanal İstanbul’u yaptırıyor!”

 

Akıl kalmamış çünkü.

 

Muvazene yok.. 

 

Ülkeye, ülke insanına hizmet edecek yatırım yapıyorsunuz..

 

“Yaptırmam, parasını ödemem” diyerek karşı çıkan bir anamuhalefet partisinin engelleme girişimlerine muhatap oluyorsunuz.. 

 

Aslında böylece, bir yandan rekabeti bozmuş oluyor..

 

Çok daha ucuza ihaleye girmek isteyenleri tehdit etmiş oluyor..

 

Bir yandan da, devletin yetkili makamlarının yapılmasına yönelik karar aldığı bir kamu yatırımı konusunda, külhanbeyi tavırlarla, engellemede bulunmaya kalkışıyor..

 

Kılıçdaroğlu’nun ikinci tehditi  çok daha yüksek perdeden..

 

Ülke içinde çok daha büyük sorunlara yol açacak cinsten:

 

“Bizden bir banka kredi verirse günü geldiğinde o da görür!”

 

Sabahtan akşama kadar, “Hukuk devleti.. Hukuka bağlılık.. Yargıya güven” edebiyatı yapan Babacan’lı, Davutoğlu’lu partiler de dahil olmak üzere, hepsi toptan cevap versin:

 

“Kredi veren banka günü geldiğinde görür” ne demek?

 

Söyle Ali Babacan?

 

Söyle, Şehir Üniversitesi için kamu bankasından aldığın kredileri ödeyemediğin halde, kendine kıyak yapılmasını isteyen Ahmet Davutoğlu..

 

Söyleyin, şirketleri böyle tehdit etmek, hangi hukuk devletinde mümkündür? 

 

Mafya babalarından şikayetçi olduğumuz eski günlere mi dönüyoruz..

 

Mafya babalarının yerini, seçim kazanmayı artık hayal bile edemeyen siyasiler mi alacak?

 

Burası muz cumhuriyeti mi ki?

 

Daha iktidara gelmeden insanlar, şirketler, kurumlar böyle tehdit ediliyorlar?

 

Ve esas önemlisi, iktidara gelmeden insanlar, kurumlar, şirketler böyle tehdit edilirlerse, kim bilir bunlar iktidara geldikten sonra, neler yaparlar, neler!

 

Şunu da hatırlatayım..

 

Bir yandan Kanal İstanbul için “gereksiz” tanımlaması yaparlarken, bir yandan da “rant” edebiyatı yapıyorlar..

 

Kılıçdaroğlu’nun sözleri birebir şöyle:

 

“Türkiye, birilerine rant yaratacak bir ülke değildir. Eğer bir rant varsa bir yerde, o rantın sahibi orada yaşayanlardır.(..) Burada eğer bir rant varsa, bu rant İstanbullularındır.”

 

Nasıl bir kafa bu, anlayabilen var mı?

 

Bir yandan “gereksiz” diyorlar.

 

Bir yandan da, bu “gereksiz” dedikleri kanal ile, büyük bir “rant” oluşacağını iddia ediyorlar..

 

Kaldı ki, bir “rant” oluşacak ise..

 

O “rant” zaten, global düşündüğünüzde, tümü ile Türkiye’nin olmayacak mı?

 

Allah ülkemizi, bu aklı kıtlardan korusun..

 

“Temel atmama töreni” yapacak kadar akılsız ve şov meraklılarından bu ülkeyi korusun..

Google+ WhatsApp