Lütfü Türkkan sadece o ablaya değil, yazamayan herkese küfretti!

Lütfü Türkkan sadece o ablaya değil, yazamayan herkese küfretti!


İyi Parti milletvekili Lütfü Türkkan’ın, sol jargon ile söyleyeyim, “Cinsiyetçi sözleri” dün de sol gazetelerde yer bulamadı..

 

Cumhuriyet’te yok..

 

Birgün gazetesinde yok..

 

Ne oldu arkadaşlar?

 

Küfreden erkek..

 

Küfredilen kadın..

 

Tam sizin arayıp bulamadığınız bir istismar konusu..

 

Ataerkil toplumuz ya..

 

7’den 70’e herkes, ilk ağzını açtığında, hemen kadın üzerinden cinsiyetçi aşağılamalarla işe başlar ya..

 

Bu adam da, öyle yapmış..

 

Niye sayfalarınızda yer bulamıyor?

 

Sebep nedir acaba?

 

Küfredilenin bir şehid ablası olması mı, ilgisizliğinizin sebebi?

 

Bir HDP’li bayan olsaydı..

 

Mesela..

 

Selahattin Demirtaş’ın eşine küfür edilseydi..

 

Ki, bir densiz etmişti..

 

Hemen ardından, o küfrü eden tutuklanmış olsa bile..

 

“Külliyeden destek alıp küfretti” iftirasında bile bulunmuştunuz.

 

Sizin için “kadın” bu kadar önemli idi..

 

“Küfür” fiili, asla affedilemeyecek bir suçtu..

 

Ne oldu ki, şimdi Lütfü Türkkan’ın o küfrü, sizin hiç gündeminize girmedi?

 

Söyleyin hele, meraktan çatlayacağım.

 

Nasıl insanlarsınız siz.

 

Nasıl solcularsınız?

 

Bir ekleme daha yapacağım..

 

Bu sözleri sarfeden kişi, solcu da değil..

 

Aslında sizin arayıp da bulamayacağınız türden, eski dönemlerde “faşist” diye suçladığınız bir tip..

 

Böyle gollük bir fırsatı niye kaçırıyorsunuz?

 

Ne uğruna görmezden geliyorsunuz?

 

Cumhurbaşkanlığı seçiminde iddiamız olması için..

 

“İyi Parti’ye ihtiyacımız var.

 

İyi Parti’ye ihtiyacımız olduğu için, küfürbaz Lütfü Türkkan’a tek kelime etmememiz gerekir.. Meral hanım bir şey demedikçe, biz de Lütfü Türkkan’a tek kelime edemeyiz” mi diyorsunuz?

 

Bu durumu, içinize nasıl sindiriyorsunuz.

 

Dün, Cumhuriyet gazetesinde tekrar yazılarına başlayan Nilgün Cerrahoğlu’na sorayım..

 

Lütfü Türkkan’ın küfrünü yazmayacaksan..

 

Ne yazacaksın sen?

 

Ne yazacaksın ki, eline tekrar kalemi aldın..

 

Joyce Carol Oates demiş ki!

 

Hay Oates’in de.. ..

 

Benim de sinirimi zıplattınız..

 

Yaşından utanması gereken Emre Kongar’ın başlığını görünce..

 

“Bak, Cumhuriyet’te bir yiğit çıkmış galiba” dedim.

 

“Feodal kültür, otoriter siyaset ve adalet” başlığını atmış.

 

Sol jargonlu tiplerde, “Feodal” kelimesini gördük mü.

 

“Kültür” kelimesini gördük mü..

 

Bilin ki, dine, inanca, halkın değerlerine saydıracaklar..

 

Buna da malzeme olarak. 

 

Ne dinde, ne inançta, ne halkın değerleri arasında olmayan, üç tane serserinin fiilleri kullanılacak.

 

Ama burada..

 

“Feodal kültür” diye başlamış Emre amcamız..

 

“Erkek egemen feodal kültür” diye devam etmiş.

 

“Kadın cinayetleri”nden bahsetmiş.

 

Ama Lütfü Türkkan’ın, bir şehid ablasına yaptığı terbiyesizce küfrü yazamamış..

 

Ateist Özdemir İnce mi?

 

Dindarlarla sabah akşam “Hah hah ha.. Şunu yazamazsınız. Bunu yazamazsınız” diyerek, aklı sıra alay eden ateist..

 

Yine dindarlara saldırmış..

 

Ama faşistlikle suçladığı adamın küfrüne bile dokunamamış..

 

Ne de olsa..

 

Ateistlerin iktidarını, o faşistlerin koltuk değnekliği ile kazanacaklarını umuyorlar..

 

O İyi Parti içine yuvalanan faşistler olmasa, ateistler bu ülkede iktidar olabilir mi?

 

Mümkün değil..

 

O zaman, sadece ateistlerin değil..

 

Ateistlerle kol kola yürüyen faşistlerin de suçlarını görmezden gelmek gerek.

 

Zülal Kalkandelen bacımızı mı merak ediyorsunuz?

 

Bu solcu bacımız “Demokrasiyi baltalayan liderler” diye yazıya başlamış.

 

“Biden” demiş..

 

“Şahsıl devleti” ile göndermesini yapmış..

 

Marcus Pleyer’e bile yer vermiş.

 

IŞİD’in maliye bakanı varmış, ondan da bahsetmiş.

 

IŞİD kadısının ismini özenle yazıya yerleştirmiş.

 

“İğne, çuvaldız ve değnek” ara başlığını gördüğümde.

 

Tam “helal olsun solcu bacıya.. Bak, çuvaldızı batırmış kendisine” diyerek umutlandığım halde..

 

Taliban’dan da bahsetmiş ama..

 

Lütfü Türkkan’ın küfrüne gelememiş..

 

Televizyon ekranlarından tanıdığınız, ağzını gere gere, sosyal demokratlık, hak, hukuk, doğruluk, dürüstlük ticareti yapan Mustafa Balbay’ı merak ediyor musunuz?

 

Dindar birisi o küfrü etmiş olsaydı..

 

Hiç şüpheniz olmasın, 18 yıl sonra, bir “Genç subaylar rahatsız” manşeti daha attırırdı..

 

Ama “Orta Asya Türk cumhuriyetlerinin 30, yılı”nı yazmış, Balbay bey kardeşimiz..

 

Lütfü Türkkan mı?

 

“Durun ya.. Halkı uyandırmayın.. Tayyip Erdoğan’ı devirmenin İyi Parti ile ittifaktan başka yolu yok. Biz de o yola girdik. İyi Parti’nin ergenleri, küfür de etseler, başımıza silah da dayasalar, hatta ... da yapsalar.. Sesimiz çıkmayacak” diyor, Mustafa Balbay..

 

Orhan Bursalı beyefendi mi?

 

O bambaşka bir telden çalıyor. Kimin paniklediğinden habersiz..

 

Kendi evi soyulurken, gelen sesler için, “Bir tıngırtı kulağıma geliyor ama, acaba nereden” diyen şaşkın ev sahibi gibi..

 

“Muhalefet panikliyor. İktidarın korkusu ise HDP’deki ılımlaşma” diyor.

 

Hay sen çok yaşa, Orhan Bursalı..

 

HDP ılımlaşıyor ha.. 

 

Kapatma davasını görünce, korkusundan titremiyor da. Fezlekeleri görünce, ödü bödüne karışmıyor da.. PKK’nın bitirilme noktasına geldiğine şahit olup, “Biz şimdi sırtımızı kime dayayacağız” demiyor da..

 

Kendi özgür iradesi ile “Ilımlaşıyor” ha..

 

Sen öyle say, Bursalı.. Sen öyle zannet.

 

Cumhuriyet’in erkeklerini bırakalım..

 

Bayan yazarlarına bakalım..

 

Mine G. Kırıkkanat.. Işıl Özgentürk. Zeynep Oral..

 

Kimi 1900’lerin başındaki Vahideddin’e küfür etmekle meşgul. Kimi göç konusuna girmiş, ne yazacağını şaşırmış. Kimi de Ecevit’in şiiri” ile günü kurtarmış.

 

Eee? Neredesiniz, solun devrimci kadınları?

 

Lütfü Türkkan sadece şehidin ablasına değil. Hepinize küfretti.

 

Yoksa, anlamadınız mı?

 

Cumhuriyet’i, Sözcü’yü, Birgün’ü, hepsini yazacaktım. Cumhuriyet’i bile bitiremedim ki, diğerlerine sıra gelsin.

Google+ WhatsApp