Lânetliler

Lânetliler


Kur’ân-ı Kerîm bugünkü Siyonizm’in ta kendisi olan lanetli Yahudi geleneğini detaylıca bize tanıtır. Bir ırk, soy veya dini grup olarak değil, bütün olumsuz tutum ve davranışları kuşanmış zalim, inkârcı ve “lanetli” bir güruh (Siyonist gelenek) olarak karşımızda duran insanlığın baş belası bu “şer odak” belli başlı karakteristik özellikleriyle ne kadar iyi tanınırsa, o oranda onlara karşı doğru bir tavır alınabilir:

 

Hakikati inkâr etmeleri ve yaptıkları sözleşmeleri bozmaları sebebiyle Yahudileri lanetleyen yüce Rabbimiz onların kalplerini kaskatı kılmış ve mühürlemiştir. Ve onların pek azı iman ederler (Bakara 2/88; Nisa 4/155; Maide 5/13).  “Yaratılmışların en şerlileri” olup cehennemde ebedi kalacak olan bu inkârcılar taifesine (Beyyine 98/1-6), ayrıca şu sebeplerle lânet edilmiştir: Allah’ın kelimelerini saptırıp İslâm’a karşı kin ve hınç beslemeleri, Peygamberler (sa) ile ve Müslümanlarla alay etmeleri, Meryem annemize bebeği Hz. İsa (as) üzerinden büyük iftira atmaları (Nisa 4/156; Meryem 19/27); Allah’a ve peygamberlerine isyan etmeleri ve günahta haddi aşmaları… İşte bu ve benzeri taşkınlıkları yüzündendir ki inkârcı Yahudilere, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lânet edilmiştir (Maide 5/78). Yüce Allah (cc), ayetlerini inkâr edip peygamberlerini haksız yere öldürmeleri, kibirlenmeleri, isyanları, aşırılıkları ve nankörlükleri sebebiyle üzerlerine zillet (horluk) ve meskenet (yokluk) damgası da vurduğu Yahudilere gazap üstüne gazap edecektir (Bakara 2/61, 90; Âl-i İmran 3/112; Maide 5/70; Bakara 2/67, 87, 90).

 

Yahudiler Resûlüllah’a (sa), ona vahyi getiren Cebrail’e ve Kur’ân’a düşmandırlar (Bakara 2/97).

 

Allah’ın yolunda (İslâm’da) çarpıklık arayarak insanları ondan çevirmeye çalışırlar (Âl-i İmran 3/99).

 

Kıskançlıktan dolayı, müminleri imanlarından sonra inkâra döndürmeyi arzularlar (Bakara 2/109).

 

Ağızlarıyla Allah’ın nûrunu söndürmek isterler ama Allah nûrunu kesinlikle tamamlar (Tevbe 9/32).

 

Müminlere karşı düşmanlıkta insanların en şiddetlisi Yahudiler ve müşriklerdir (Maide 5/82).

 

Müslümanlara karşı sinsi tuzaklar kurarlar;bu amaçla müminler arasında casusluk yaparlar ve Müslümanlara düşman olan topluluklarla iş birliği yaparlar (Âl-i İmran 3/54; Maide 5/41).

 

Müminlere olan kin ve düşmanlıklarını açığa vurur, onlar aleyhine planlar kurarlar (Bakara 2/76).

 

Müminlere her fırsatta sıkıntı verir, kin beslerler; öfkeleri ağızlarından taşar (Âl-i İmrân 3/118-120).

 

Yahudiler ve Hıristiyanlar, geçmişte olduğu gibi bugün de, yarın da Müslümanlar onların milletlerine (dinlerine ve hayat tarzlarına) tabi olmadıkça onlardan asla razı olmazlar (Bakara 2/120).

 

Sadece hoşlanmamakla kalmazlar, Müslümanlardan intikam almaya da kalkışırlar (Maide 5/59).

 

Ne zaman sözleşme yapsalar, mutlaka onu bozarlar, bozmuşlardır, bozacaklardır (Bakara 2/100).

 

Sürekli olarak yeryüzünde fitne çıkarmaya ve bozgunculuğa çalışmışlardır, çalışırlar (Maide 5/64). 

 

“İçlerinden pek azı dışında, onlardan sürekli ihanet görür durursun(uz).” (Maide 5/13).

 

Onlar ve din alimlerinin çoğu yalana kulak tutan haram yiyiciler olup, yasaklandığı halde faiz alanlar ve insanların mallarını haksızca yiyenlerdir (Nisa 4/161; Maide5/42; Tevbe 9/34).

 

Onlar kendilerinden olmayanlara her türlü kötü muameleyi meşru görenlerdir (Âl-i İmran 3/75).

 

Onlar Allah’a oğullar ve kızlar yakıştıran, cinleri Allah’a eş koşan (Bakara 2/116; En’am 6/100; Tevbe 9/30); Allah’ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini rabler (ilahlar) edinen (Tevbe 9/31), boğaya tapan (Nisa 4/153, Bakara 2/51), Allah’ı cimrilikle suçlayan (Âl-i İmran 3/181) sapkınlar güruhudur. 

 

Onlar, kendilerine bin yıl ömür verilsin isteyen, hayata hırsla bağlanan dünyacılardır(Bakara2/96).

 

Onlar, gerçek müminlerle savaşırlarsa arkalarını dönüp kaçacak olanlardır (Âl-i İmran 3/111).

 

Allah’a ve Resulüne düşmanlıklarının cezası ise dünyada sürgün, ahirette de azaptır (Haşr 59/3-4).

 

İmdi, Kur’ân-ı Kerim’de pek çok özellikleri deşifre edilen önceki ve Peygamberimiz (sa) devrindeki lânetli Yahudiler ile günümüzdeki Siyonist çetenin karakteristik yapıları birebir örtüşmektedir.

 

Kur’ân’ın sıklıkla dikkat çektiği bu “lânetlileri” her yönüyle iyi bilmemiz; bugünün Siyonistlerini de iyi tanıyıp onlara karşı duruşumuzu netleştirmemiz bakımından oldukça önemli ve vazgeçilmezdir.

 

Bu “en şerlilerin” helâki ise, Müslümanların Kur’ân ve sünnete uygun, muvahhid (Allah’ı birleyen) ve müttehid (aralarında birliği sağlayan) gerçek müminler topluluğu olmalarına bağlıdır, vesselâm.

Google+ WhatsApp