Âlimin suskunluğu cahili cesaretlendirir

Âlimin suskunluğu cahili cesaretlendirir


Bir toplumda eğer hayatlarını hak davaya adamış âlim ve mütefekkirler baskı altına alınmış ve susturulmuşsa o toplumun huzur ve sükûnetle buluşması mümkün olamaz. Tarihiyle ve öz değerleriyle kavgalı hale gelmiş aydın bozuntuları, dini çıkarlarına alet etmiş sözde hocalar susmalı, dava adamları, âlimler konuşmalı, ilk sözü onlar almalı, siyasetçiler, aydınlar, yazar ve sanatkârlar, eğitimciler bu kişilere itibar edip onların işaret ettiği yönde ilerlemelidirler. Fakat ne yazık ki bugün İslam toplumlarının en büyük sorunu, kitlelere yön verecek âlimlerinin olmamasıdır… Biliyorum bu ifadelerime karşı çıkıp, insanlara yön gösteren bunca hocalarımız varken onları nasıl yok sayarsınız diyenler olacaktır. Fakat içinde bulunduğumuz duruma vicdanınızın gözüyle baktığınızda ifadelerimde pek de haksız olmadığımı görebilirsiniz.

 

Yazılı ve görsel medya üzerinden verdikleri ilmihal bilgileri ve nasihatleri ile kitleler üzerinde etki bırakan hocalarımızın varlığından elbette haberdarız ancak bizim popüler kültürün seline kapılmış nasihatçilere değil, bilinçli ve duyarlı dava adamlarına ihtiyacımız var. Ne acıdır ki karınlarını doyurmanın dışında bir dertleri olmayan kitleler, kıyıda kalmış ve hiç işlerine yaramayacak soruları bulup büyük bir heyecanla soruyor ve dini dar bir alana hapsediyorlar. Kendilerini her konuda yetkin gören bazı hocalarımız sadece nasihat etmiyor, hangi mezhebin, hangi hocanın dinden çıkıp çıkmadığı konusunda da bilgi aktarıyor ve peşlerinde sürükledikleri kitleleri yönlendiriyorlar. İlmihal bilgileri elbette önemli ancak İslam’ın insanı ilgilendiren her konuda bir sözü, bir tavsiyesi varken fotoğrafın bütününü görememek anlaşılır gibi değil… Düşünüyorum… Yıllardan beri kendilerine sorulan sorulara cevaplar veren hoca efendiler İslam dünyasının içinde bulunduğu vahim duruma, işbirlikçi yerli liderlere, Filistin sorununa neden değinmezler? Mesela zalimle işbirliği yapmanın, zalimin zulmüne doğrudan ya da dolaylı olarak destek sağlamanın dinen haram olduğunu ifade edip bu güruhlara hizmet eden üslerin kapatılması noktasında neden bir açıklama yapmazlar? İsrail’in Filistinli savunmasız halka ve Mescid-i Aksa’ya yaptığı saldırı karşısında insanlar sokaklara dökülürken, hocalarımız neden sessizliğe gömülürler?

 

Mazur görün zihnimde beliren sorulara cevap arıyorum ve acaba diyorum mezhepçi, kavmiyetçi, ayrıştırıcı açıklamaları ile öne çıkan hocalarımızı acılarımız katlandığında neden aramızda göremiyoruz? Acaba bu kişiler neden kötüye kötü demekten kaçınırlar? Neyi kaybetmekten korkarlar? Bilmiyorum…

 

Aynı ifademi tekrar ediyorum; İslam toplumlarının en büyük sorunu, imanlı, şuurlu ve kitleleri bilinçlendirip, onlara cihat ruhu aşılayacak âlim ve öncü şahsiyetlerden mahrum olmasıdır. Bu sorun aşılmadığı sürece yol kat etme şansınız olmayacaktır.

 

İSRAİL’E HİZMET EDEN ÜSLER FİLİSTİN DAVASINA İHANETTİR

İslam coğrafyasının göbeğine sülük gibi yapışan ve savunmasız insanları katletmeye devam eden İsrail, bütün gücünü ve cüretini İslam ülkelerinin kukla liderlerinden ve onlarla yapılan işbirliği anlaşmalarından alıyor. Bunu anlamanız için uzaklara gitmenize hiç gerek yok, başınızı kaldırıp gözünüze ilişen ilk fotoğrafa bakmanız kâfi. İşgalci İsrail’in güvenliği adına ülkemizde kurulan Kürecik ve İncirlik üslerinin varlığını ne aklımız ne vicdanımız kabul ediyor. Cumhurbaşkanı gerekirse bahsi geçen üsleri kapatırız diyor ama henüz bu noktada atılmış bir adım yok.

 

ABD medyasında İncirlik Üssü kapatıldığı takdirde burada yer alan B61 hidrojen bombalarının ne olacağı tartışılırken bizler tahrip gücü yüksek olan bu bombaların nelere mal olabileceğinin farkında dahi değiliz.

 

Orantısız güç kullanarak Filistin halkını acımasızca katleden İsrail’in güvenliğini sağlamak adına kurulan bu üslere müsamaha gösteremeyiz, bu Filistin davasına bir ihanettir. Yöneticilerimiz eğer sözlerinde samimi iseler işgalci zihniyete hizmet veren üsleri acilen kapatmalı ve İsrail ile diplomatik, siyasi, hukuki, ticari, ekonomik ilişkileri askıya almalıdırlar. Yoksa ne sarf edilen ifadelerin ne de verilen vaatlerin hiçbir anlamı olmayacaktır.

Google+ WhatsApp