Küresel Emperyal Modernizm Köleliği

Küresel Emperyal Modernizm Köleliği


İnsanlığı bir dalga ile savuran büyüleyici modernizmin etkisi derinden ve sarsıcı. Batı toplumu için kendi ruhlarıyla örtüşen bir hayat anlayışı. Giderek de kendi uçurumunu büyüterek aynı ruha bağlı olarak varlığını sürdürüyor. Ne ki Müslümanların, diğer doğu toplumlarının bu dalgadan etkilenmelerinin sonuçları çok daha farklı ama yıkıcı. Kendi ruh dünyalarıyla örtüşmeyen ama bu değişim ile çok farklı oluşların etkileri zaman içinde belirginleştikçe dağılışları ve tükenişlerinin yıkımı ortada. Bu, bir anlamıyla bir harabeye dönüştürüyor o toplumları ve kitleleri.

 

Batı’nın kiliseden kopuşu, kiliseyi de belirlediği, sürüklediği, uçurumda etkisi altına aldığı, kilisenin çaresiz kaldığı gerçeği yadsınamaz. Hıristiyanlığın etkisini yitirmesi, sıradan bir kültüre dönüşmesi, etkisinin giderek azalması Batı toplumunun bir diğer yıkımı.

 

Müslümanların dünyası İslâm’ın gerektirdiği bir tarz ile oluşur. İslâm dışı bir yaşama biçimi insanlığın zararına. İnsanın kendini koruması ve varlığını sürdürmesi İslâm ile mümkün. Batı toplumunun içinde bulunduğu durumu gözlemlediğimizde insanlığın İslâm’a olan gereksinimi daha bir önem kazanmakta. 28.09.2021 tarihinin bir iki gün öncesinde bir Avrupa ülkesinde eşcinsel evlilikler ile ilgili yapılan bir yoklamada yüzde altmış beşinin onay verdiği ve benimsediği, kabul gördüğü ve yasalaştığı duyuruldu. Buradan bakılınca tam da bu zamanda Afganistan olayı üzerinden Müslümanlar üzerinde kurulan baskı ile kadın merkezli bir saldırının oluşumu gerilim oluşturdu. Bu gerilim Müslümanların da kendi içinde kafa karışıklıkları olduğu gibi tavırlarını modern emperyal Batı düşüncesinden yana koyanlar az değil. Müslüman kadınların modernleştirilmesi, emperyal ve sömürücü tüketimin nesnesi hâline getirmesinin bir ön adımı. Çabalar da bunun üzerinde yürüyor. Müslümanların kendi dünyalarında, doğaları gereği yaşama biçimleri doğaları gereğidir.

 

İslâm’ın bilime karşı olduğu düşüncesi de kadın üzerinden yaygın ve saldırgan bir tutum. Türkiye’nin kimi açmazları, karmaşaları geçmiş zamanda yaşandı. Modernize edilmiş kadın üzerinden bir Batı ruhlu oluş gerçekleştirdi. Buna uymayan veya kapılmayan Müslüman kadın hep hayatın dışında tutuldu, aşağılandı, küçümsendi ve horlandı.

 

Bugün ise muhafazakârların modernleşmesi kendileri açısından asıl açmazı içinde barındırıyor. Modanın, tüketimin dalgasına iyice kapılıp savruluyorken, o yaşama biçimini hayatının merkezine alıyor İslâm’ın ruhundan uzaklaşıyor. Modernizmin savunucusu oluyor. O hayatın bir parçası nesnesi hâline dönüşürken İslâmî değerlerden ve özden iyice uzaklaşıyor. Batı adına o düşüncenin hem uygulayıcısı hem de savunucusu oluyor.

 

Müslümanlar eğitimlerini, gelişmelerini kendi ruhlarına uygun olarak yaptıklarında hem kendileri için hem de insanlık için bir çıkış ve kurtuluş olur.

 

Türkiye’de hızlı bir değişim yaşanıyor. Bu, sadece Türkiye için değil Müslümanlar için geçerli bir durum. İnsanların dinden uzaklaşmaları, deizme, sapkınlıklara yönelişi bir rastlantı değil. Bu insanlar bu toprakların insanı. Müslüman anne ve babaların çocukları. Siyasal gerilimler kültür ve düşünce yozlukları akışı hızlandırıyor. Modernizmin savunucusu olarak hem modern görünme, hem tüketimin bir nesnesi hâline gelme hem de emperyalizmin bir aracı hâline gelinmiş oluyor.

 

Müslümanların küçümserlik duyguları, kendilerinin geri kalmışlıklarının modernizm karşısındaki çaresizlikleri olarak görülebilir. Bu da onları güçlü kılmaz tam tersine zavallı duruma düşürür.

 

Emperyalizm dönemsel olarak kendini yeniliyor, farklı yüzlerle görünüyor.

 

Muhafazakâr Müslümanların çözülmeleri sadece zihnen olmuyor, görünümde de belirginleşiyor. Örneğin tesettür bir amaçtı, bir araç değildi. Bugünün modern hayatında sadece bir aksesuardır. Ne yazık ki artık çözülme sürecine girilmiştir, modernliğin hakiki anlamına bürünüyor.

Google+ WhatsApp