Kurbanın teslimiyet ve tevekkül ile hayatımıza yansıması..

Kurbanın teslimiyet ve tevekkül ile hayatımıza yansıması..


Kurban bir ibadet..

 

İnananlar için, Allah’a yaklaşma aracı..

 

Aynı zamanda, yardımlaşma amaçlı bir sosyal adalet ilkesi.

 

Ama gelin görün ki..

 

Laik devlette, kurban hep tartışma konusu olmuştur.

 

Bıraksalar, isteyen kurbanını kesse. İstediği gibi kurbanında tasarruf etse..

 

Dinindeki ilkeler ne ise, onları uygulayarak ibadetini yapsa..

 

Olur mu?

 

Laik devlet, mutlaka vatandaşın ibadetine burnunu sokacak..

 

Yıllar önce, “Kurban derisini sadece Türk Hava Kurumu toplayabilir. Başka hiçbir dernek ve vakıf toplayamaz” diyerek vatandaşın ibadetine müdahalesini yaptı.

 

Neyse ki.

 

Şimdi hatırlayan bile kalmadı.

 

Birisine “Bir zamanlar, THK’nın deri toplama tekel yetkisi vardı” desek..

 

“Sen kafayı mı yedin, öyle şey olur mu?” diye bön bön yüzümüze bakar..

 

Evet, kurban derisini bir derneğe tekel yetkisi vererek toplattırmak!..

 

Hatta başka derneklerin, birkaç deriyi, toplamasalar bile, vatandaş götürüp bıraktıkları ortaya çıkarsa.

 

Hem deriler gasp ediliyor, hem de ceza davası açılıyordu..

 

“İzinsiz deri toplama” suçundan..

 

Hani derileri teslim ettikleri kurumun, garibanların, öğrencilerin, fakirlerin yardımına koşan bir özelliği olsa..

 

“Ha şu dernek. Ha bu dernek. Ne fark eder? Sonuçta o da ihtiyaç sahibi insanlara hizmet ediyor. Maksat, fakir fukaraya o yardımın ulaştırılması değil mi?” deriz.

 

Ama beyefendiler, paraşütle atlama kursları, pilotluk kursları vermek için harcıyordu, kurban derilerinden elde ettiği geliri..

 

Bir de..

 

“Hava Olimpiyatları” düzenleyip..

 

Paraları havalara savuruyorlardı..

 

“Kurban derisini gasp etme” noktasındaki laik devletin tahakkümü bitti ama..

 

Ömürlerini laiklik ilkesini hayata yansıtmaya adamış derneklerin, vakıf adı altındai tüzel kişiliklerin, kurban ibadetini istismar gayretleri bitmedi.

 

Şimdi de..

 

“Başörtünün çağdışı kıyafet olduğu” iddiasındaki dernekler, saf vatandaşlarımızı kandırarak, kurban bağışlarını toplamaya çalışıyorlar..

 

Sorsak, “Siz kendiniz kurban kesiyor musunuz? Kurban bağışında bulunuyor musunuz” diye.

 

“Yok, benim tercihim kesmemekten yana” diyenler..

 

İnancını istismar edebilecekleri vatandaşları gözlerine kestirip, “Eğitime katkı” diyerek, kurban bağışı toplamaya kalkıyorlar..

 

Evet, kurban ibadetinin en fazla hakkedildiği yerler eğitim kurumlarıdır..

 

Ama siz..

 

Namaz kılmayı gericilik olarak görüyorsanız. Başörtüyü çağdışı olarak tanımlıyorsanız..

 

“Namaz” gibi, “başörtü” gibi bir ibadet olan “kurban” üzerinden niye menfaat temin etmeye kalkıyorsunuz ki?

 

Hani bir rant kapısı olmasa..

 

Yüksek sesle, “Kurban da ne?” diyecekler de..

 

Hatta diyorlar da..

 

Bunu kendi aralarında, kısık sesle dillendiriyorlar.

 

Kurban Bayramı için “Hayvan katliamı” dedikleri halde, “et yemedikleri” günlerde krizlere girenler..

 

“Kurban bağışı” çağrıları ile din istismarının en kralını yapıyorlar..

 

Kimseye, “kurban kes” dayatmasında bulunacak değiliz..

 

İsteyen ibadetini ifa eder, istemiyorsa, bize karşı değil, Allah’a karşı sorumluluğunu üstlenir, ifa etmez..

 

Ama..

 

“Zekat” sözkonusu olunca koşanlar..

 

“Sadaka” denilince koşanlar..

 

“Kurban” denilince koşanlar..

 

“Namaz” denilince kendileri yerine getirmedikleri gibi.. Başkalarının namaz kılmasına bile karşı çıkıyorlarsa..

 

Dini tam da, bir “rant kapısı” olarak görüyorlar demektir.

 

“Oruç” denilince kaçıyorlarsa..

 

Sürekli başkalarını suçladıkları “din istismarı”nı, bizzat kendileri yapıyorlar demektir.

 

Allah, kurban ibadetini samimiyetle yerine getirmeyi hepimize nasib etsin..

 

Kurban ile hatırladığımız, Hz. İbrahim tevekkülünü, hayatımıza düstur etmemizin önündeki engelleri kaldırsın..

 

Hz. İsmail teslimiyetini, 24 saatimizin tamamına, her anımıza, her saniyemize şamil kılsın..

 

Hz. Haacer’in çaresizliğini yaşadığımızda dahi, ulaşacağımız “su”yun umudunu, bizlerden eksik etmesin..

 

Kurban bir sembol..

 

Hakkıyla ifa edersek.. Her anımız “kurban” ile geçer.

 

Her şeyi, Allah’a yaklaşmanın bir aracı kılabiliriz..

 

Kurban bir ibadet..

 

Emredildiği şekilde yerine getirebilirsek, tüm hayatımızı ibadetler ekseninde dizayn edebiliriz..

 

Dünyayı değil, ahireti önceleyen bir hayatı kurabilir, yaşayabiliriz..

 

Allah; bayramımızı, bayram gibi yaşayabileceğimiz günleri nasib etsin..

 

Bayramı, “tatil” gözüyle karşılamaktan bizleri korusun..

 

Hepinizin bayramını tebrik eder, hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ederim.

Google+ WhatsApp