Kur’an’a karşı savaş

Kur’an’a karşı savaş


Mısır’daki cuntanın lideri Sisi’nin Kur’an-ı Kerim’in bazı ayetlerinin aşırılığa teşvik ettiği iddiasında bulunarak bunların eğitim kitaplarından çıkarılması kararı verdiği haberlerde dile getirildi. 

 

Şu işe bakın ki, Rabia katliamı gibi korkunç bir katliamdan sorumlu, insanları cezaevlerinde korkunç bir şekilde işkenceyle katleden, hasta mahkumların tedavi edilmelerine engel olarak onları ölüme terk eden ve daha nice zulüm uygulamasına imza atmış bir diktatör Allah’ın âyetlerini “aşırılıkla” mahkum ederek eğitim kitaplarından çıkarma kararı verebiliyor. 

 

Ancak bu, küresel emperyalizmin İslam’ın ana kaynağına karşı açtığı savaşın bir parçasını oluşturmaktadır. 

 

Bilindiği üzere son dönemde birtakım kirli planlarla irtibatlı şiddet olaylarıyla bağlantılı olarak “terör” kavramı üzerinden İslam’a karşı bir savaş yürütülüyor. 

 

Terör kelime ve kavram olarak Müslümanlara yabancıdır. Bu kavramla tanışmaları, İslam coğrafyasının sömürgeci güçlerin oyunları sonucu parçalanmasından sonra olmuştur. Günümüzde de İslam âlemine bakıldığında şiddet ve terörün kaynağında genellikle Müslüman halkların inanç ve değerlerine aykırı dayatmalar, zorbalıklar ve baskılar olduğu görülür.

 

Müslüman toplumların huzurlarını kaçırmak için ortaya çıkarılan terör örgütlerinin iplerini ellerinde tutan çağdaş sömürgeci güçlerin terör kavramını en çok İslami bilinçlenmeyi karalamak için kullanmaları da son derece ilgi çekicidir. Ne yazık ki günümüz dünyasında önemli bir yönlendirici güç haline gelen medyayı ellerinde tutan çağdaş sömürgeci güçler ve onların uzantıları bizzat kendilerinin yön verdikleri terörü yine bu terörden birinci derecede zarar görenleri karalamak, hatta onlara karşı kamuoyunda yaygın bir olumsuz kanaat oluşmasını sağlamak için kullanmaktadırlar. 

 

Küresel emperyalizm bu kavram üzerinden İslam’a karşı savaş yürütürken, bir yandan da karalama kampanyasında kullanılan faaliyetlerin, eylemlerin İslam adına savunulması ve onaylanmasının mümkün olmadığını ortaya koymak amacıyla bir savunma mücadelesi başlatıldı. Bunların, gerçekleştirenlerin kendi bakış açılarını ve anlayışlarını yansıttığı dile getirilmeye çalışıldı. Yürütülen karalamanın özde İslâm’a zarar vermemesi için “terör”ün İslâm’dan ayrı olduğu, “İslâm terörü” diye nitelendirilip hedefe yerleştirilen şiddetten yana akımların gerçekte İslâm’ı temsil etmedikleri dile getirildi. Oysa “İslâm terörü” kavramını yoğun ve etkin bir şekilde kullanarak kötüleyici propaganda yürütenlerin asıl amaçları doğrudan İslâm’ı, İslâmî duyarlılığı ve bilinçlenmeyi hedefe yerleştirmekti.

 

Yürütülen karalama kampanyasının gerçekçi olmadığına ve saptırma yapıldığına dair savunma faaliyetlerinin etkisini göstermesi üzerine küresel emperyalizm, doğrudan İslam’ın ana kaynağı olan Kur’an-ı Kerim’i ve onu tebliğ eden peygamberi hedefe yerleştiren bir karalama kampanyası başlatarak söz konusu oluşumların yaptıklarında Kur’an’ı ve peygamberi kendilerine dayanak edindikleri iddialarının piyasaya sürülmesine çalışıldı. Yani doğrudan Kur’an’a, İslam’ın ana kaynağına karşı savaş başlatıldı. Bu kez doğrudan İslâm’ın ana değerlerini, kutsallarını ve temel kaynaklarını hedefe yerleştiren, onları kabahatli ve sorumlu gösteren bir propaganda faaliyeti başlattılar.

 

Bu amaçla Avrupa’da Hz. Peygamber (s.a.s.)’i aşağılayan, hafife alan iğrenç karikatürler yayınlandı. Bu karikatürler sadece aşağılama ve hafife alma ile kalmıyor aynı zamanda Hz. Peygamber (s.a.s.)’i insanların hoş karşılamayacağı çirkin işler yapar halde gösteriyordu. Maksat bu işlerden sanıldığı gibi sonradan ortaya çıkmış ve İslâm adına hareket ederken İslâm’ın temel çizgisinden kaydıkları söylenen örgütlerin değil doğrudan peygamberinin sorumlu olduğu mesajı vermekti. Böylece kamuoyunda oluşan tepkinin doğrudan İslâm’ın temellerine yöneltilmesi amaçlanıyordu.

 

Sisi’nin yapmak istediği de bu iğrenç savaşa katkıda bulunmak ve İslam’ın ana kaynağını mahkum etmek için küresel güçler tarafından kendisine verilen talimatı yerine getirmektir. 

Google+ WhatsApp