Kongre suç, cenaze suç; yasak günde, yasak alanda gösteri hak!

Kongre suç, cenaze suç; yasak günde, yasak alanda gösteri hak!


“Basın özgürlüğü” deniliyor ama..

 

“Düşünce özgürlüğü” diye ahkam kesiliyor ama.

 

Basının nasıl bir manipülasyonun içine battığı, gözlerden kaçırılıyor..

 

Gerçekten doğruları yazacaksa, basın sınırsız özgür olmalı..

 

Yalan yazdığında, yıllar süren yargılama ile değil, anında cezayı ödemeye razı olacaksa, basına dokunulmazlık zırhı, milletvekili dokunulmazlığından daha güçlü olmalı..

 

Ama..

 

Birçok solcu medya organının yaptığı gibi..

 

Hemen tüm sol düşünceli internet sitesinin yaptığı üzere..

 

“1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde Taksim’e çıkmak isteyen gruplara polis müdahale etti” diye başlık atılırsa..

 

Ve bunun hesabını da vermezlerse..

 

Bu basına özgürlük değil, yasak getirilmesi de kaçınılmaz olur.

 

Niye?

 

Çünkü halkı aldatıyorlar..

 

Yanıltıyorlar..

 

Yalan yazıyorlar..

 

Gerçeklerin birisini verirken.

 

Onu abartarak halka aktarırken..

 

Aynı olayın bir başka yönündeki gerçekleri gizliyorlar da gizliyorlar..

 

Dün 1 Mayıs idi..

 

İşçi bayramı..

 

Her 1 Mayıs’ta, klasik tartışmadır..

 

Kendilerini sosyalist tanıtanların nasıl kutsalları olduğunu gösteren büyük bir çelişki günüdür, 1 Mayıs..

 

İslama inanan insanlara, “Bırakın bu tabuları” diye karşı çıkanlar..

 

1 Mayıs gelince..

 

Adeta doğaüstü bir güçten gelen emir varmışçasına..

 

Kendilerine onlarca alternatif ve daha güvenlikli toplantı alanları olduğu halde, “İlla da illa.. Biz gösterimizi Taksim’de yapacağız” derler..

 

“Biz.. 1977’de 34 kişinin öldüğü Taksim var ya.. Birden çok giriş ve çıkışı ile, güvenlik açısından büyük tehlike arzeden Taksim Meydanı var ya.. İşte orada gösteri yapacağız.. Yeni yeni katliamlar yaşanmasına ortam sağlayacağız ki.. Sonra da o katliamlar üzerinden, siyasi iktidara saldıralım..” mantığı ile, “Taksim de Taksim” derler..

 

Başka bir şey demezler..

 

 Bu yıl bir başka problem daha çıktı..

 

17 günlük tam kapanmanın içinde olduğumuz günlerde olmamıza rağmen..

 

Sokağa çıkma yasağı olan bir dönemde..

 

O malum kesim, yine “Taksim” dedi.

 

Yine “Gösteri yapacağız” dedi.

 

Ve İstanbul’u karıştırdılar..

 

Ama sokağa çıkma yasağı olan bir günde..

 

AK Parti iktidarında kısa bir süreliğine gösterilere açılıp, 1 Mayısçıların eski alışkanlıklarını tekrarlamaları üzerine toplantılara kapatılan Taksim’de..

 

Ki, o Taksim, AK Parti’den önce de 1 Mayıs için gösterilere yıllarca kapalı idi..

 

O Taksim’de gösteri yapmaya kalkışıyorlar..

 

Ve polis müdahale ediyor..

 

Olayı böyle yazacaklarına, onlar ne yazıyorlar?

 

Sanki durup dururken, Taksim’de gösteri yapılması sıradan bir iş iken..

 

Daha yarım saat önce AK Partililer orada gösteri yapmış iken.. Yıllardır AK Partililer Taksim’de yüzlerce gösteri yapıyor iken..

 

Sıra, işçilere gelince, 1 Mayıs’ta engel çıkartılıyormuş gibi..

 

Sokağa çıkma yasağından bahsetmeden..

 

Taksim’in gösterilere kapalı olmasından bahsetmeden..

 

Defalarca bu yönde uyarılar yapıldığından bahsetmeden..

 

“Taksim’e çıkmak isteyen gruplara polis müdahale etti” diyorlar.

 

Ben de onlara, “Yalancısınız, ahlaksızsınız, sahtekarsınız” diyorum..

 

Sadece medya değil, olayları çarpıtan..

 

Siyasetçilerde de aynı alışkanlık hakim..

 

CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, Twitter hesabından, salgın hastalık sebebi ile sokağa çıkma yasağı olan günde, Taksim’de gösteri yapmaya kalkanlara yönelik polisin gözaltı işlemine, bakın ne yorum getirmiş:

 

“Taksim’e yürüyen topu topu 10 üniversiteli gence polisin müdahale şekli insanın kanını donduruyor.”

 

Hemen ardından İstanbul Valiliği’nin açıklamasını okuyoruz..

 

“240 gözaltı işlemi yapıldı.”

 

Milletvekili “Topu topu 10 üniversite öğrencisi” diyor..

 

Ama valilik bunun 24 katı, sadece gözaltı alınan kişi olduğunu açıklıyor.

 

Bir de gözaltına alınmadan, kaçanlar vardır ki..

 

Hesabını siz yapın..

 

Bu çarpıtmayı yapan milletvekili, sonra da, şunları söylüyor:

 

“AKP’nin lebalep kongrelerinde on binlerce insan bir araya geldiğinde neredeydiniz? Bu nasıl bir vahşettir? ‘Yaşasın 1 Mayıs’ diye slogan atan gençlere yapılanlar suçtur!”

 

AK Parti’nin kongresi, kanuni bir zorunluluk..

 

Kimse ile itişme kakışma olmamış.

 

Gönül ister ki, daha az katılımlı olsa idi..

 

Maske kuralına uysalar da, mesafe konusunda da biraz daha duyarlı olsaydılar.

 

Ama..

 

Siz, kanunun emri gereği yapılan bir kongreye katılımı eleştirip..

 

Sonra kalkıp da, sokağa çıkma yasağı olan günde, kanunun emri olmayan bir gösterinin, hem de hiçbir partinin, derneğin gösteri yapamadığı bir alanda yapılmasına destek verirseniz.

 

O gösteriyi dağıtmak isteyen polisin hareketini “Vahşet” diye tanımlarsanız..

 

Samimi değilsiniz, dürüst değilsiniz, demektir..

 

Dünkü gösterilerde, bir konuşma da dikkatimi çekti:

 

EHP Ankara İl Sözcüsü imiş.. Sanem Deniz Kural imiş adı.. Şöyle diyor, Kural: “Şu an fabrikalarda, işyerlerinde, atölyelerde milyonlarca işçi çalışmaya devam ediyor. Onlara tam kapanma yok. Binlerce işyeri kapandı. Hiçbirisinde çalışan işçilere ne olacağıyla ilgilenmedi bu iktidar. Onların tek ilgilendikleri şey vardı. Kendi kongrelerini, cenazelerini doldurmak. 1 Mayıs’ta yasak ilan etmeye çalıştılar. Onlar pandemiyi dinlemedi.”

 

Ne kadar riyakarca bir tavır..

 

Siyasi iktidar, bir yandan “Ülkede iş yok” diyen ahlaksızların yalanları ile uğraşır iken.

 

Bir yandan da işçinin çalışıp, evine ekmek götürmesi için geceli gündüzlü mesai harcıyor.

 

İşçi, Cumartesi dahil çalışabilecek iş bulmuş, para kazanıyor..

 

İşçi temsilcisi olduğunu iddia eden kişi, “Kapanma niye onlara yok” diyor.

 

İyi de, “Sana niye kapanma yok” diye sorana ne cevap verirsiniz?

 

İşçi, para kazanıyor..

 

Sen o gösteriye katılarak, devletin polisini meşgul ederek, ne kazanıyorsun?

 

Kongreye gidenler diyelim kusurlu. Cenazeye yoğun katılım yapanlar kusurlu.

 

Peki yasak günde, yasak alanda, yasak gösteriyi yapanlar kusurlu değil mi, be muhterem?

Google+ WhatsApp