Köle efendisini doğurunca!

Köle efendisini doğurunca!


“Kıyametin alametlerinden biri de köle kadınların efendilerini doğurmaları olduğu” vurgulanmıştır. (Buharî, Tefsiru Sureti 31,2).

 

Geçmişte bu konu şöyle açıklandı: Bu anne babaların çocuklarının kölesi olmaları, onlardan azar işitmeleri, annenin hizmetkar, çocuğu ise efendi konumuna yükselmiş olması, ahlaki zaaf, ensest ilişkilere işaret edilmiştir. Bu anlamda kitap “anne-babaya efendilik taslamak şöyle dursun, ‘üf’ bile dememe şartı getirmiştir.

 

Bir diğer yoruma göre, zamanla kadın köleler çoğalır, efendileri onlarla evlenir ve çocukları olur. Kendi efendisinden olan çocuğu bir anlamda kendisinin efendisidir. Fuhşiyatın artması, çocuğun kimden olduğunun bilinmemesi de bu tür hadisata sebeb olabilir. Kölemen’ler/Memlüklü’ler döneminde olduğu gibi kadın kölelerin krallar, padişahlar doğurmasına işaret vardır.

 

Şimdi bu yorumlara bir yenisini daha eklemek gerek. “Taşıyıcı anne” buna bir örnek. Bir kadın mı erkek mi olduğu artık belli olmayan bir BİREY, sperm bankasından kim olduğunu bilmediği bir yumurta ya da sperm alarak taşıyıcı bir annenin rahmine bunu yerleştirip, bu kişi de o anneden doğduktan sonra taşıyıcı ve kendini doğuran annenin efendisi olabilir.

 

Taşıyıcı annelik artık bir teori değil, pratik bir gerçek. Tıpkı domuzdan, gen ya da organ nakli gibi. Zaten diş ve ortopedi de, kemik hastalıklarında domuzdan elde edilen kemik tozu yaygın bir şekilde kullanılıyor. Yakın zamanda Talat Buğur diye bir çıkıp sığırdan “tıbbi kemik tozu” üretti de, artık güçlü bir alternatifimiz var. Ama bu konu domuzdan insana kalp kapakçığı transferi kadar gündem oluşturmadı.

 

Sahi, kalp kapakçığı için niye keçi ya da koyun ya da domuzdan, maymundan başka bir hayvan değil de domuz! Bunda bilim adına “bir domuzluk” yok mu!? Keçi de 6 ayda büyüyor ve çok temiz bir hayvan. Domuz pislik yiyen pis bir hayvan! İslam ve din karşıtları için domuzseverlik adeta moda. Hatta bir ara Mustafa Ekmekçi askeriye ya da kamu mutfağında, öğrenci yurtlarında zorunlu domuz mutfağı uygulamasına gidilmesi gerektiğini yazıp söylüyordu. 

 

30 Mayıs 1993’de Cumhuriyet’te “Domuz Eti Helal!” diye yazdı. Mustafa Ekmekçi’nin kartvizitinin arkası yüzünde kırmızı bir domuz resmi vardı kartvizit büyüklüğünde. Bir arama motoruna “Mustafa Ekmekçi+Domuz” yazın daha birçok makale bulacaksınız.

 

Bir süredir Klonoid’lerden ve Kimera’lardan söz ediyoruz ya, evet artık koyun, keçi, sığır ve domuzdan sentezlenmiş Klonoidler piyasada. Onun da fetvasını bulurlar.

 

İşte böyle dijital dönüşümle birlikte genetik dönüşüm de gerçekleştiriliyor. Sadece mikrop mutasyona uğramıyor, insan da mutasyona uğruyor artık.

 

Aynı anneyi emen çocuklar süt kardeşi oluyorsa, gen ya da organ nakli, hatta kan nakli bir sıhriyet doğurmuyor mu? Diyanet bu gibi sorulara hazır olmalı. Bundan sonra daha çok sorulacak bu tür sorular. NASA kadrosuna ilahiyatçı alıyorsa, Diyanet de, kadrolu memur olarak değil, ama dini hassasiyetlerin farkında, dini pratikleri yaşayan değişik konularda uzman bilim adamları ile akreditasyon yapsa ne iyi eder. Hatta bu akreditasyon uluslararası ölçekte olmalı ve diğer Müslüman ülkelerdeki, ya da Müslüman ilim adamları ile bir network oluşturulmalı ve bu konular aralarında tartışılmadan müzakere edilmeye başlanmalı.

 

Bakın bu Klonoid konusu hassas bir konu. İş koyun Dolly ile başladı ama, artık çok farklı mecralarda hayat buldu. Mesela “sakalı şerif”ten Hz. Peygamberi bedenen klonlamak mümkün. Mevlana ya da bir başkası için bu mümkün. Biri de Noel Baba dedikleri Santa Claus’u yeniden “üretebilir”. Ruhsuz. Bir canlıdan söz ediyoruz. Hayati fonksiyonları başka canlıdan alınabilir ve bu NESNE’nin beynine bilinen tüm bilgiler yüklenebilir ya da bir yapay zeka ile ilişkilendirilebilir. O zaman da her dili konuşur, herkesi tanır ve her soruya cevap verebilir.

 

Nasıl bir dünyaya doğru sürüklendiğimizin farkında mısınız! Size Avatarlar’dan söz etmiyorum. Anne-babanızın ölçü kardeşinizin Klonoid’ini de üretebilirsiniz, daha ucuz, seri üretim Avatarı’nı da! Hele bir kafanıza Chip taksınlar, isterseniz her gece rüyanızda buluşun onlarla, isterseniz MetaVerse’de sizi bir ev satalım, orada bir aileniz olsun.

 

Ha! Bu arada elin oğlu Amerika’da, ben ufak ufak “Kız Kulesi”, “Galata Kulesi”nden başlarlar diye bekliyordum ama, adamlar sanal arsa satışından sonra Ayasofya’yı, Sultanahmet Camii’ni satışa çıkardılar. Yakında Kabe-i Muazzama’yı, Medine-i Münevvere’yi, Mescid-i Aksa’yı da satışa çıkarırlarsa şaşırmayın.

 

CHP madem bu iş angaje, Ankara Büyükşehir Belediyesi MetaVerse’de ofis açma hazırlığında, Anıtkabir’i de götürsün oraya; Mustafa Kemal’in Avatar’ını da üretin. O yetmez, Mozele’den bir gen alın, Mustafa Kemal’in bir de Klonoid’ini üretin, gelsin CHP’nin başına geçsin, hatta Cumhurbaşkanlığına aday yapın. Büyüme genini başka bir canlıdan aktarırsınız, hızlı büyür, sonra dengelersiniz. Hadi Cumhurbaşkanı adayınız da hazır.

 

Bu arada CHP MetaVerse’de şube açarsa, arkasından giden çok olur. CHP’nin rakipleri bile “O alemi CHP’ye bırakmayalım” diye onlar da sıraya girerler.. CHP’liler İnönü’nün de hem Avatar’ını, hem Klonoid’ini üretsinler, sağcılar da geri kalmasın, onlar da Menderes’in Avatar’ını ve Klonoid’ini yaptırsınlar.

 

Madem bu işe giriyoruz. “Milli Avatar ve Klonoid Merkezi”ni kuralım, Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli, Santa Claus, Fatih Sultan Mehmed, “yerli ve milli” kim varsa seri üretim yapalım!?. Ne yani, Ayasofya’yı, Sultanahmed’i niçin ABD’liler satsın, satacaksak biz satarız. Cami yerli yerinde duruyor, NFT kopya satışı gibi bir satış bu. N’olacak fetvasını da alırız. Zaten bilimsel, ihtiyaç da var!? (Tevbe estağfurullah). Daha yazacak o kadar çok şey var ki! Ankara uyuyor, media, bilim camiası, cemaat, STK’lar sanki üzerlerine ölü toprağı serpilmiş gibi, ipnoz edilmiş medyum gibi uyuyor! Gözleri var görmüyorlar, kulakları var duymuyorlar, kalpleri var hissetmiyorlar. Kendilerini ıslah ediciler olarak takdim ediyorlar ama bozgunculuk yapıyorlar ve yeryüzünü fesada verenlerin peşinde koşuyorlar.

 

Neyse! Sahi bu gidiş nereye! Ne zaman aklımızı başımıza toplayacağız!. Selâm ve dua ile.

Google+ WhatsApp