Koç’un derdi, bizi gerdi!

Koç’un derdi, bizi gerdi!


Koç grubundan sayfa sayfa reklamları alanlar (Arçelik’ten başlayın, Yapı Kredi Bankası’na kadar, hatta açık açık Ali Koç’un “Fenerbahçe’nin taziye ilanlarını Sözcü gazetesinde yayınlıyoruz” açıklamasından görüleceği üzere) onlar..

 

Koç grubundan dakikalarca süren reklamları televizyonlarına alanlar (Akşam herhangi bir sol medyaya ait televizyon kanalını yarım saatliğine izleyen, bakın Koç’un reklamları ne yoğunlukta yayınlanıyor) onlar..

 

Koç grubunun, seçimlerde desteğini alanlar (Bakınız: Seçim öncesinde ve seçim sonrasında, Koç yöneticilerinin Ekrem İmamoğlu lehine açıklamaları) onlar..

 

Koç grubunun uçağını alıp, seçim gezisine çıkanlar (Bakınız: Koç uçağının Ekrem İmamoğlu’nun Trabzon gezisine tahsis edilmesi, akabinde faturasının gösterileceği taahhüdüne rağmen, üzerinden 2 yıl geçtiği halde gösterilmemesi) onlar..

 

Milletin seçtiklerini indirmek için girişilen gezi darbesine katılanları otellerinde ağırladığı için, Koç’a teşekkür edenler (“Otelini gezicilere açan Ali Koç adamdır” diye atılan tweetler hâlâ duruyor) onlar..

 

Koç grubunun yöneticisini İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın genel sekreterliğine getirtip oturtan, böylece Koç’a “Emret yapalım” diyenler onlar..

 

Koç grubu ile muhalefet medyasının bu ilişkilerini kamuoyuna yansıttığımız için “aleyhimize açılan trilyonlarca liralık davalarda” bizi haksız gibi kamouyunda mahkum etmeye kalkışanlar onlar..

 

Ama..

 

Koç grubundan damat İnan Kıraç’ın şirketine Sezgin Baran Korkmaz çökmek isteyince..

 

Yardım istenilen, bizlerin ve milletin kahir ekseriyetinin oyları ile cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan Tayyip Erdoğan..

 

Görüşmenin içeriğini bilmiyorum, bilemiyorum ama..

 

Tesadüf müdür, soruyorum..

 

Ali Koç, 7 Ocak 2021’de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı ziyaret ediyor..

 

Dün, Koç Holding’in finansörlüğünü yaptığı Sözcü gazetesinde,  damat İnan Kıraç açıklıyor:

 

“27 Ocak 2021’de, hisselerimizi avukatımız M. Levent Göktaş devir aldı.”

 

Sanki bileğinin kuvveti ile almış gibi, anlatıyor..

 

Sanki devletten, devlet yetkililerinden hiçbir yardım istememişler gibi anlatıyor.

 

Sanki, Sezgin Baran Korkmaz ile gerçekten kendi imkanları ile oturup konuşmuşlar..

 

Sorunu çözmüşler..

 

Hisseleri devir almışlar..

 

Böyle anlatıyor..

 

Hatta daha ilerisini söylüyor:

 

“Her şeyi hukuk çerçevesinde bitirin dedim ve hukuk çerçevesinde hallettik.”

 

O zaman ben de soruyorum İnan Kıraç’a..

 

İnan Kıraç’ın avukatı M. Levent Göktaş’a..

 

İnan Kıraç ile önceki gün görüşüp de, “Hani nerede hukuki çerçevede sorunu çözdüğünüze dair bir mahkeme kararı” diye soramayan Deniz Zeyrek’e..

 

Evet, Deniz Zeyrek soramamış ama..

 

Ben hem kendisine hem de diğer ikiliye, sonuçta hepsine birden sorayım:

 

“İnan Kıraç’ın şirketine çökmek isteyen Sezgin Baran Korkmaz’ın hukuki çerçevede ekarte edildiğine dair mahkeme kararı hani nerede?”

 

Öyle ya..

 

Bunlar milleti aptal yerine koymuyorlarsa..

 

Söylediklerinin arkasında dursunlar..

 

“Sorunu hukuki çerçevede çözdük. Kimseden yardım almadık” dediklerine göre..

 

Çıkartıp; göstersinler, mahkeme kararlarını..

 

Çıkartamazlar..

 

Böyle bir karar, yok çünkü..

 

Karar olsa, Sezgin Baran Korkmaz, kendi isteği ile, hisseleri İnan Kıraç’ın avukatına, niye devretsin ki?

 

Mahkeme kararı ile, olurdu o devir..

 

KAP’a da, öyle yansırdı..

 

Ama milleti aptal sananlar..

 

Bu kadar açık, bu kadar net bir konuyu bile, yalanlar eşliğinde, üstünü örterek kapatmaya çalışıyorlar..

 

İş burada bitmiş olsa..

 

Yine “Eyvallah” diyeceğim..

 

“Tayyip Erdoğan, tüm Türkiye’nin Cumhurbaşkanı.. Bizim de, Koç’un da, Sabancı’nın da.. Zorlu’nun da.. Hangisinin başı sıkışırsa, hukuk devleti kuralları içinde, Tayyip Erdoğan’a sorununu anlatırlarsa. Hukuk kuralları çerçevesinde, gerekirse emniyetin, gerekirse yargının, gerekirse başka kurumların harekete geçmesi için, Tayyip Erdoğan’ın adım atması, anayasal görevi” deyip geçeceğim..

 

Amaaaa..

 

Koç’un nimetlerini, ellerini yalayarak yutanlar..

 

Koç’un desteği ile Tayyip Erdoğan’ı devirmek için fırsat kollayanlar..

 

İlk fırsatta da, hemen saldırıya koşanlar..

 

Son Sezgin Baran Korkmaz ismi etrafında da.. Onu üzerinden, Tayyip Erdoğan ve onun içişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya saldıranlar..

 

Gizemli anlatımlarla..

 

“Sezgin Baran Korkmaz’ın çökmek istediği şirketin hissedarının, Koç’un damadı İnan Kıraç olduğunu” günlerce gizleyip.

 

“Hah hah ha.. Sezgin Baran Korkmaz, İçişleri Bakanlığı’na çağrılmamış mı? HTS kayıtları çıkartılsın mı? Hah hah ha.. Bu işadamına (Sezgin Baran Korkmaz isimli, kara para aklayıcı, şirketlere çöken hokkabaz kastediliyor), şu işten vazgeç diye tehditte bulunuldu mu? Hah hah ha.. Sizi delirteceğim oğlum. Sizi deli edeceğim...” diyen mafya babalarının sözleri üzerinden..

 

Bu milletin seçtiği dürüst insanlara saldıranlar.. Şimdi gerçekleri yavaş yavaş ortaya çıkınca..

 

Kendileri deli olmuş şekilde, ortalıkta dolanıyorlar..

 

Sözcü gazetesinde Deniz Zeyrek’in yazdığını..

 

Sözcü gazetesindeki Saygı Öztürk yalanlıyor..

 

Aynı gün..

 

Bu ikisinin de yazdıklarını, Aytunç Erkin yalanlıyor..

 

Bu üç yazarın yazdıklarını da. Sözcü’nün kendi editörleri yalanlıyor.

 

Biri diyor ki, “İnan Kıraç hukuk içinde olayı çözdü.”

 

Diğeri diyor ki, “40 milyon dolarlık şirket, 6 milyon TL’ye nasıl el değiştirdi.”

 

Sonra Sözcü’nin yayın kurulu diyor ki, “Ulan hapı yuttuk.. Bir aydır suçladığımız siyasi iktidar, meğerse bizim Koç’un damadının hakkını korumak için, bu çakal Sezgin Baran Korkmaz’ı ikna etmeye çalışmış. Ne kimseden avanta istenmiş.. Ne de haksız bir muameleye tabi tutulmuş.. Koç’un damadının yaşına hürmeten, malına çökülmesine izin verilmemiş.”

 

Devamla diyorlar ki: “Ne yapalım? Ne yapalım? Dikkatleri dağıtalım.. Tutuklanan Sezgin Baran Korkmaz’ın, İstanbul’da emniyete 3 milyon dolar rüşvet verdiğini yazalım!”

 

Bunlar o kadar ahlaksız ki..

 

İstanbul emniyetindeki yüzlerce kamu görevlisini, böyle zan altında bırakmaktan zerre miktarı çekinmezler..

 

Bir hokkabazın, daha düne kadar “Benden 10 milyon avro istediler, işte ses kaydı” diye söylediği yalanı unuturlar..

 

Şimdi o çakalın bile söylemediği bir iftirayı, manşetlerine taşırlar..

 

“Sezgin Baran, böyle bir şey dedi” diyebiliyorlar mı?

 

Göstersinler belgesini..

 

Alınlarını karışlarım..

Google+ WhatsApp