Kobani davası başlarken, yeni Kobani vakası!

Kobani davası başlarken, yeni Kobani vakası!


2014 yılında HDP’nin insanları sokağa çağırması ile yaşanan ve 53 insanın öldüğü olaylardan sorumlu olanların yargılanmasına, bugün başlanıyor..

 

Olaya bakın..

 

Türkiye içersinde bir asayiş olayı veya vatandaşa yönelik bir haksız uygulama yok.

 

Türkiye’de “şu yanlış oldu, bu böyle olmamalı idi” denilen bir şey yok.

 

Türkiye dışında, Suriye topraklarında, Ayn El Arap (Kobani) denilen bölgede, DAEŞ’in kuşatması var.

 

DAEŞ sanki, ilk defa bir ilçeyi kuşatıyormuş gibi..

 

Ya da.

 

Diğer kuşatmalarında hemen Türkiye gidip, bölge insanına yardım etmiş de. Bu sefer Kobani’de bölge insanına yardım etmek istemiyormuş gibi.

 

Veya.

 

Türkiye’nin Kobani’nin kuşatılması konusunda bir sorumluluğu varmış da, o sorumluluğunu yerine getirmiyormuş gibi..

 

Önce PKK çağrıda bulundu. Ardından da HDP yönetimi TSK’nın Kobani’yi kuşatmadan kurtarmasını istedi..

 

Bu noktada TSK’nın Suriye’ye girişinde bir tuzak olabileceği endişesi ile geri durulunca..

 

HDP Türkiye’de halkı sokaklara çağırdı..

 

Ve 53 insan öldü. Yakılın, yıkılan kamu binaları, araçlar vesair de cabası..

 

Şimdi bu HDP..

 

Şirretliklerini ispat edercesine..

 

Nasıl bir ahlaksızlık içinde olduklarını ispatlarcasına..

 

Ermeniler de 1915’de soykırıma uğradılar, bununla yüzleşin” diye açıklama yaptı.

 

Kobani olayındaki şirretliklerinden. 1915 için yaptıkları açıklamadaki sahtekarlığı da anlayın artık..

 

Bugün nasıl ki, sorumluluğu olmadığı halde, Kobani’nin kuşatılmasını önlemesi için, TSK’ya çağrıda bulunup, “Başka ülkenin toprağına, şu konjonktürde girmek doğru olmaz” denildiğinde de, tüm Türkiye’yi yangın haline çevirmek istemişler ise.

 

Bunlar ve bunlarla birlikte hareket eden Ermeniler 1915’de de benzer şirretliklerle Osmanlı’ya diz çöktürmeye çalışmışlar, başaramayınca da.. “Katilama uğradık” yalanını uydurmuşlardır.

 

Bugünkü yalanlarına bakın. Dünkü yalanlarını da tahmin edin..

 

Ama benim esas dikkat çekmek istediğim nokta, bu HDP’ye destek çıkan CHP’lilerin, İyi Partililerin, kendilerine malzeme yaptıkları bir başka yön..

 

Kobani için HDP’nin açıklaması net olarak önümüzde iken..

 

Meral Akşener, o açıklamanın faillerinden Selahattin Demirtaş ile kahvaltı hazırlığı yapar iken..

 

HDP’lileri kurtarmak için, şöyle bir rüzgar estiriyorlar: “Gösterilere çağrı sırasında Selahattin Demirtaş telefon görüşmesi yapıyordu. Ayhan Bilgen toplantıya bile katılmamış, o sırada uçak seyahati yapıyordu. Dolayısı ile, HDP’nin çağrısından, tüm HDP’lileri sorumlu tutamazsınız.”

 

Ne kadar sahtekarca bir yaklaşım..

 

O tarihte, ne Ayhan Bilgen, ne de Selahattin Demirtaş, “Durun ne yapıyorsunuz siz. Biz bu partinin yetkili isimleriyiz. Bu açıklama ittifakla alınmış karar değildir” dememişler. Sanmışlar ki, sokakları teslim alacaklar, devlet kendilerinin önünde diz çökecek. “Ne olursunuz, biz yaptık, siz etmeyin” denilecek.

 

Ama devlet bunlara pabuç bırakmayınca..

 

Şimdi hesap vermeye  aşamasına gelinince.

 

“Biz o karara katılmamıştık” diyorlar.

 

Aynı bakış açısını, önceki günkü sözde Ermeni soykırımı yalanı ile ilgili HDP açıklaması için de bunların tekrarlayacaklarından, adım gibi eminim..

 

Onun içindir ki, HDP MYK’sının yaptığı sözde soykırım ile ilgili açıklama hakkında, üzerinden vakit geçirmeden, hemen soruşturma açılmasını ve devlete iftira içeren, atalarımıza iftira içeren bu açıklamadan dolayı, sorumlularının hesap vermesinin sağlanması gerekir..

 

Yoksa..

 

Aynen Kobani olaylarında olduğu gibi, 3-4 sene sonra yargılama başlarsa, her biri bir köşeye kaçacak, “ben o toplantıda yoktum. Ben o karara katılmamıştım” diyecekler..

 

Hayır suiizanda bulunmuyorum..

 

HDP açıklamasını önüme alıp, genel başkan Mithat Sancar’ın sosyal medya paylaşımlarına bakıyorum.

 

Gene başkanda yok. Hüda Kaya’nın paylaşımlarına bakıyorum. Yok. Pervin Buldan’a bakıyorum. Yok. 

 

Veli Saçılık’a bakıyorum. Yok..

 

Yok oğlu yok. Affedersiniz, o zaman bu açıklamayı, sizin internet sitenize kim koydu?

 

O açıklama, HDP adına sitenize, silah zoru ile mi koyuldu..

 

Bugün çıkın açıklayın..

 

Soruşturma açıldıktan sonra.

 

Tıpkı Kobani olaylarında olduğu gibi.

 

Tıpkı amiraller bildirisinde olduğu gibi..

 

“Benim haberim yok” numaralarına yatmayın..

 

Gerçekten silah zoru ile birileri bu tezgahı kuruyor ise..

 

Onların oyunlarını da, ilk günden bozun..

 

MYK üyeleri, Meral Danış Beştaş çıkıp açıklasın..

 

Veli Saçılık açıklasın..

 

Musa Piroğlu açıklasın..

 

Garo Paylan’a sormuyorum.

 

O zaten paylaşımında da, hainliğini gösterdi..

 

Ama yarın “Biz o toplantıda yoktuk” veya, “O oylamada biz karşı çıktık, hayır oyu kullandık” diyebileceklere çağrıda bulunuyorum..

 

Onların da ötesinde, eşbaşkan Mithat Sancar ile Pervin Buldan’a çağrıda bulunuyorum..

 

Dürüstçe tavrınızı açıklayın: “1915 olaylarına, gönüllü mü, yoksa silah zoru ile mi, ‘Soykırım’ dediniz?”

Google+ WhatsApp