Kıyamet senaryosu mu?

Kıyamet senaryosu mu?


Biden’ın İklim Özel Temsilcisi John Kerry, küresel ısınmayı görüşmek için Çin’e gitti ve Kasım ayında “İskoçya’da düzenlenecek İklim Değişikliği Konferansı” konusunu konuştular. Bakın, bu iklim değişikliği Global reset, Starlink, Neuralink, 5G, transhumanizm, LGBT, İstanbul sözleşmesi, CoVID farklı konular değil. PCR, aşı, ilaç, temiz et bu kirli oyunun farklı gibi gözüken ama aynı yekun içinde yazılıp çizilen konular.

 

 Her taşın altından çıkıyorlar. Sadece batı mediasından konuşmuyorlar, her yerdeler. “Yerli ve Milli” maskeleri de var. Din, Bilim, Sağlık, her kapıdan girebiliyorlar. Ve tabii hep “Islah edici” rolü ile. Gerçekte ise bozguncuların ta kendileridirler. Al Jazeare TV’de bir programda yine onların mesajları vardır: “Gezegende yaşayıp yaşamayacağımız yemek yeme şeklimizi değiştirmenize kadar bağlı. Barışlar, savaşlar her şey buna bağlı. Açık ve net olarak çok büyük bir tehlike geliyor”muş. Özetle “yapay et” yemezsek sonumuz gelecekmiş. Onun için bu büyükbaşlardan, kümes hayvanlarından kurtulmamız gerekmiş. Evet, Dünya gerçek anlamda çok büyük bir tehlike ile karşı karşıya. Tüm dünya medya kanalları küresel ısınma yalanları ile insanlara korku salmaya başladı. Bir an önce önlemler alınmalı, aksi takdirde tüm canlıların sonunu getirecekler. Bunlar bir oyun değil, herkes farkına varmalı.

 

Bakın sırada “Kollestrol aşısı” diye bir şey de var. Aşı manyağı yapacaklar insanları. Bunların gözleri dönmüş. Hitler’den, Mussolini’den, Stalin’den daha vahşi bunlar. Kızılderilileri yok eden, karaderilileri köleleştiren, sarı ırkı sömügeleştirenlerin mirasçıları, zihniyet ikizleri bunlar. Soğuk savaş döneminden bile daha tehlikeli bu CoVID’çiler. Bir yandan “Hayvan Hakları Yasası” çıkarıyorlar, öte yandan,  hayvanlardan insanlara hastalık geçiyor diye hayvanları itlaf senaryoları yazıyorlar.

 

Konuyu yakından takip eden bir arkadaşım yazıyor: “Kişilik değişimi, anksiyete, depresyon ve hafıza kaybına neden olan beyin hastalığı ‘Deli Dana’ tekrar görülmeye başladı, tedavisi olmadığı için bulaştığı kişide ölümle sonuçlanan hastalık en son İstanbul’da görüldü.. Hastalığa neden olan patojen bile henüz bulunmuş değilken, Hamsilerdeki algler tarafından üretilen domoik asit nörotoksini şüpheli olarak görülmeye başlandı. Hedeflerine giden yolda hayvanları yok etmek için her yolu deneyecekler. Daha önce kuş gribinde bütün kümes hayvanlarını itlaf ettirdikleri gibi. Bu durumda et fiyatları patlayabilir. Üreticiler   perişan edilebilir. Ardından da Bill Gates’in sentetik etini dayatabilirler.”

 

Mera, yaylak ve otlak alanlarının ıslahı ve verimli şekilde kullanılması ile salgın hayvan hastalıklarının önlenmesinde 2021 yılına münhasır olmak üzere 5442 sayılı il idaresi kanununun 11/C maddesi uyarınca bazı düzenlemeler yapılmış. Yani minareyi çalmaya hazırlananlar kılıflarını hazırlamışlar bile. Bu defa Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı üzerinden, orman üzerinden, denizden gelmeye hazırlanıyor olabilirler. Balık da var bunların hedefinde. Buzullar eriyince dinozorları yok eden kristalleşmiş virüs ve bakteriler balıklar tarafından yutulunca, bunun sebeb olduğu mutasyonlar gıda zinciri ile insana geçince, ortaya çıkacak anomaliler üzerinde şimdiden birileri senaryolar dillendirmeye başladı bile. Bundan sonra olacaklar bu iklim değişikliği raporuna bağlı. İnşallah Ankara ilk imzacılardan biri olmaz. 

 

“Maddde:15-(1) İzin almadan ormana hayvan sokan veya devlet ormanı içindeki otlak, yaylak, kışlak ve sulama yerlerine izinsiz yahud, izin verilmeyen yollardan girenler hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu ve ilgili diğer mevzuat hükümleri gereğince yasal işlem yapılır” diye bir düzenleme  geldi. Bunun uygulamasının nasıl olacağını göreceğiz.

 

Zaten et-süt üreticisi zor durumda. Bir de birtakım salgın ve bu tür engellemelerle, mesela nüfusun %80’inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağlayan Aksaray’da hayvan yemlerine 1 yılda yapılan %100 oranındaki zammın ardından, üretici bu işten vazgeçerse, patates-soğan dağıtır gibi et ithal edip dağıtamazsınız da!

 

Hayvanları yok etme amacı arkasındaki diğer bir amaç ise kolesterol kaynaklarını yok etmek; sadece et, süt, yumurta ve peynir gibi hayvansal gıdalardan alınabilen kolesterol kaynakları yok olduğunda, insanlar kişilikleri değişmiş, merhamet ve acıma duygusu yok olmuş, saldırgan, sinirli, duyarsız ve cinsiyetsiz bir hale dönüştürebilecekler. Bakın zaten bu CoVID korku pandemisi sürecinde öyle şeyler oldu ki. Her tarafta dezenfektan. Mikrop öldüreceğiz diye faydalı bakteriler de öldürüldü. Dahası   mikroplar mutasyona uğratıldı ve daha da direnç kazandılar. Yani faydalı mikroplar yok edildi ve zararlılar daha da güçlü hale getirildi. 

 

Besiciler “hayvancılık için zaten yetersiz olan meraların kullanımının zorlaştırılması”ndan şikayetçi. Hatta meraların başka maksatlar için tahsisinin yolunun açılmasının yarın daha ağır tabloların ortaya çıkmasına sebeb olmasından kaygılılar.  

 

Bakın, bu konu CoVID ile başlayan, ama onunla bitmeyecek, uzun bir hikaye. Biz CoVID’i hafife almıyoruz, ötekiler hafife alıyor. Biz bütün insanlığa yönelik bir tehditten söz ediyoruz, bu sıradan bir mikrop ya da salgın değil, bir biyolojik savaşla karşı karşıyayız ve bu bir biyolojik ajan diyoruz. Yöntem yanlış.. Tehdit çok daha büyük ve bu tehdit çeşitlenerek gıda ve bilgisayar teknolojisi ile birlikte, her taraftan saldırmaya hazırlanıyorlar. 

 

Bugünü anlamak için aslında bugünkü  Tevrat ve İncil’deki kehanetlere bakmak gerek.

 

Batılılar için Hristiyanlık, inansa da inanmasalar da bir “Kültürel aidiyet”, bir “kimlik” konusu. İncil ve Tevrat’ı çekin, geriye fazla bir şey kalmaz. Batının tarih, bugün ve gelecek tasavvurunda Haç bir kilit taşıdır. Onu çekerseniz uygarlıkları çöker, mitolojileri çöker. Hayalleri çöker.   Bugünü anlamak için ise İncil ve Tevrat’tan önce, “tarihin sonu”nu anlatan “Yuhanna Vahyi”ne bakmak gerek. Defalarca yazdım, yine yazayım. Bu kitap,  merkezinde İzmir olmak üzere, merkezinde Urfa ve Hatay olmak üzere çevresindeki illeri, dolaylı olarak Marmara bölgesini de içine alan bir bölgeyle ilgili kehanetleri içerir. Kıyamet savaşını anlatır.

 

Buradan baktığınızda FETÖ, BÇG, PKK, SDG, Dahlan Senaryosu, BOP farklı bir anlam kazanır. Doğu Akdeniz ve Mısır’da, Suriye, Irak, İran’da yaşananlar farklı bir anlam kazanır.

 

Selâm ve dua ile.

Google+ WhatsApp