Kitlelerin otoriteye tutkunluğu

Kitlelerin otoriteye tutkunluğu


Hz. Peygamber’in, üç kişi yolculuğa çıktığında aralarından birini başkan seçsinler ifadesi insanın hayatını bir düzen çerçevesinde sürdürmeye ihtiyaçlı olduğunun bir göstergesidir. Nitekim insanoğlu yaşamsal kaynakların kısıtlı olduğu ortamlarda dahi sistemli bir hiyerarşi oluşturmuş ve ihtiyaçlarına ulaşmaya çalışmıştır.

 

Marlo Morgan, Bir çift Yürek adlı eserinde Aborjinlerin hayatlarını ele alır ve yerlilerin kısıtlı imkânlar dâhilinde bir rol dağılımı yaparak kendilerine bir düzen kurduklarını anlatır. Söz konusu eserde yazar yerlilerin yeteneklerine uygun iş bölümü yaptıklarına ve teknolojiden hiç eser olmayan vahşi dağlarda adeta küçük bir devletçik oluşturduklarına değinir. Yazar, yerlilerin içlerinden en güçlü olanı başkan seçtiklerini, diğerlerinin ise istidatlarına uygun roller alarak başkanın maiyetinde bir araya geldiklerini dile getirir. Kurulan düzen ekseninde yiyecek toplayıcılar, konaklanacak mekânı düzenleyenler, örtü olarak kullanılacak ürünleri hazırlayanlar, müzik icra edenler, grubun taleplerini kayalara resmedenler görevlerini itina ile yerine getirmekte ve hayatlarını doğal bir örgü çerçevesinde sürdürmektedirler.

 

Teknolojinin girmediği doğal ortamlarda insanlar fıtratlarına uygun şekilde rol alarak hayata katılırken tabiatları bozulmuş, başkalaşmış kentli insan bu zenginlikten habersiz ve uzak yaşıyor. Modern kültürün ürettiği kitleler ne yazık ki tepkilerini yitirmiş, sürüleşmiş, bilinci körelmiş kalabalıklara dönüşmüş ve hayatlarını ancak otoritenin eteğine yapışarak sürdürebileceklerine inanmışlardır. Otorite, bireyin akdetme, karar verme ve harekete geçme cesaretini öldürerek onu edilgen bir varlığa dönüştürmüştür. Ve kitleye dâhil olan kişi artık aktif bir tüketicidir.

 

 Kohlberg’in meşhur teorisinde bahsettiği geleneksel önceci düzeyi geçemeyen kitleler, otorite ne söylemişse doğru kabul etmekte ve itaat etmedikleri takdirde cezalandırılacaklarına inanmaktalar. Kitleleşme, insanın evrendeki aktif rolünü pasifize eden ve onu değerinden düşüren, acziyete sürükleyen bir sorundur ki kişi bu kulvara katılmışsa her türlü hataya eğilimli hale gelecektir. 

 

 Rabbimiz insanın aklını, iradesini, cesaretini aktif olarak kullanmasını ve adaletin ikamesi noktasında gücü nispetinde çaba göstermesini istemiştir. Kitle kültürü ise insanın etkin ve bilinçli yaşamsal pratiklerini öldürmüş ve onu küresel pazar ve sermayenin kölesi haline getirmiştir. İnsan onurunu ve etkin konumunu zedeleyen bu baskıcı tutumun ve köleleştirilmenin karşısında yer almalı ve ait olduğu yerin farkına varmalıdır.

Google+ WhatsApp