Kibriti gözünüze çok yaklaştırırsanız

Kibriti gözünüze çok yaklaştırırsanız


İnsanlar daha çok şunu konuşuyor: Türkiye’yi kim yönetecek? Hangi parti yönetecek? Türkiye nereye gidiyor?

 

Şunu görmek mi istemiyoruz; kim gelirse gelsin, perdenin arkasında bir el yönetiyor ülkeleri sanki. Hani The Economist’in şu köpeğine maske ve tasma takmış adamın boynuna tasma takan el örneğinde olduğu gibi. Bu defa “göklerden gelen bir karar”ın yerini “Buluttan gelen bir irade” alıyor. Derginin kapağı “Everything’s under control”. Yani, “her şey kontrol altında!” 

 

Bir başka kapağında The Economist, WiFi işaretinin ortasına bir tabanca yerleştirip, “Broadbandits” yazmıştı. Virüs ve aşıdan sonra! Şimdi ki silahları Wifi modemler üzerinden delici ışınlar.. Atış serbest! Savaş yeni başlıyor.

 

Bu gerçeği görmedikten sonra, kim gelmiş, kim gitmiş ne önemi var. Kim çalmış, kimin malı çalınmış ne anlamı var, sonunda hepsi, benim cebimden ya da vurguncular üzerinden global çetenin kasasına akacak. Dolar 10 lira ya da 100 lira olsa ne fark eder, çünkü bizim neye sahip olacağımıza, ne kadar şeye sahip olacağımıza birileri karar veriyorsa!

 

”Efendilerimiz” isteyince, nasıl olsa, partiler aynı safta yer alıyor, Efendilerimiz isteyince Brunson’lar evlerine dönebiliyorlar. Brunson’u alan el şimdi Kavala’yı istiyor. Siz faizi düşürünce dolar çıldırıyor mesela. Bunlar durduk yerde olmuyor. Zaten değil mi ki, oltayı yutan balık yem istemiyor!

 

Sanırım bazı şeyleri yeniden düşünmemiz gerekiyor.

 

Yeni normal döneme geçerken darbeler de, uluslararası ilişkiler de bu yeni “norm”lara uygun gelişiyor sanırım.

 

Şehirleri, evleri, arabalarınızı, işyerlerinizi, devleti, akademileri, her yeri dijitalleştirdik. Bu kafayla gidersek, ne yasama, ne yürütme, ne yargı, ne yerel yönetim, ne STK kalacak. Her şeyi zaten yapay zeka yapacak. Kafalarımıza chip taktıktan sonra beynimi de okuyacaklar, 2018-19 eğitim yılının açılışında Ziya Selçuk’un dediği gibi.. “Beynimizi uzaydan okuyacaklar” derken Ziya Selçuk, Erdoğan da oradaydı. Kimse ne korktu, ne de heyecan duydu.  

 

Sormalarına gerek yok ki, beyni okuyanlar, zararlı fikir ve inançları da silecekler zaten. “Iskarta insanlar”ın da hayatları resetlenecek zaten. Onlar, yani o ürettiğinden fazlasını tüketenler ya da kriminal risk grublarını kompoza dönüştürmenin yollarını arıyorlar! Ve 2022 sonunda iklim bahanesi ile özel bir yapay zeka, sözleşmeye taraf tüm ülke hükümetlerine talimatlar vermeye başlayacak.

 

O zaman, şu kişi ya da şu parti gelmiş ya da gitmiş ne fark edecek.

 

Hem zaten ölüler konuşmaz, yemez-içmez, oy kullanmaz. Bu bilimsel siber cinayetler 5G ile çok daha hızlı ve yaygın bir hale gelecek.  Kendi celladımızın bıçağını bileylemeye devam ediyoruz.

 

Sahi siz celladınızın hangi partiden olmasını isterdiniz! Memlekette demokrasi var. Kendi celladınızı seçme özgürlüğüne sahipsiniz. 

 

Eğer gerçekten yeni toplum din, ahlak, gelenek ve biyolojik cinsiyetinden bağımsız BİREY’lerden oluşacaksa, artık bizler birer GENDER isek, TransHumanizmin, NeuraLinkleri ile yeniden yapılandırılmış NESNE’leri isek geriye ne kalıyor ki!

 

“Akıllı şehirler” kuruyoruz diye, eğer yer-gök Avatarlarla Trojenlerle kontrol altına alınarak, hedefledikleri her kişi ve noktaya ulaşabileceklerse ve bizim üzerimizde her türlü tasarruf artık onlar içim imkan dahilinde ise, bana başka bir şeyden söz etmenize gerek yok. Dünya nereye sürükleniyor ve biz neyle uğraşıyoruz.

 

Birileri Tanrının rolünü üstleniyoruz ve Tanrılaşıyoruz diyor!

 

Farkında mısınız bilmiyorum ama, çocuklar, yaşlılar, gençler, kadınlar ve erkekler, herkes bir tereddi sürecine girdi. Tekamül tersine çalışmaya başladı. Ölüm korkusu, ilaç ve gıda sorunları yüzünden beyinlerimiz eriyor. Sadece beyinlerimiz değil, kas ve kemik dokularımız da eriyor! Yani, ölen ölecek, bu şartlara uyum sağlayan, daha yüksek bir direnç gösterenler hayatta kalacaklar..

 

Bu girdaptan kurtuluş yok değil. Ama çözüm, koştuğumuz yönde değil. Kaçtığımızı sandığımız şeye doğru koşuyoruz. Allah’ın ipine tutunanlar kurtuluşa erecekler. Ama önce ellerimizin, elbiselerimizin, aklımızı, kalbimizin, edinimlerimizin temiz olması ve yüzümüzü Allah’a dönmemiz gerekiyor. İman eden birileri için umutsuzluk haramdır. Ama öte yandan öyle görünüyor ki, insanlık bu durum çok büyük bir bedel ödeyecek ve tabii biz de!

 

Biz kendimizi değiştirmeden Allah bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmeyecek. Eceli gelen ölecek. Allah’ın takdir ettiği kaderden başka bir kaderimiz yok bizim. Kimse rızgından az ya da çok da yemeyecek. Bunların hepsinin bir esbabı vardır. Şeytan gazabın esbabı için çalışırken, biz Allah’ın rızasının tecellisi olalım ki, kurtuluşumuzun sebebleri için üzerimize düşeni yapalım. Kem alat ile kemalat olmaz. Kötü kişiler, haram söz ve işlerle de hakikata ulaşılmaz. Ve biz kendimizi değiştirmeden de Allah bizim hakkımızdaki hükmü değiştirmeyecektir. Allah’ın gazabından O’nun rahmetine sığınalım. Lanetlenmiş şeytanın ve onun dostlarının öğütlerinden yüz çevirelim ki, hidayete erenlerden olalım.

 

Selâm ve dua ile.

 

Not: Bu ve benzeri görüşlerimden dolayı, insanların ölümüne sebebiyet vermekten, birlikte hareket ettiğimiz kişiler hakkında suç duyurusunda bulunmuş birileri. Celladına aşık insanlardan ne beklenebilir ki! Uyarıcıları tehdit olarak görenler için yapacak fazla bir şey yok. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana yukarıdaki kapaklar az!

Google+ WhatsApp