Keşmir bizim ne kadar uzağımızda?

Keşmir bizim ne kadar uzağımızda?


Geçtiğimiz hafta Keşmir Dayanışma Günü vesilesi ile çeşitli etkinlikler düzenlendi ve bölgede 70 yılı aşkındır devam eden soykırım yeniden gündeme taşındı. Fakat sorunların tespiti tek başına yeterli olmuyor artık bunun ötesine geçip, çözüm olabilecek formüller üretmek zorundayız. Zira Keşmir’de yaşanan soykırım BM de dâhil birçok kurum ve kuruluşun zaten gündeminde yer alıyor ancak bölgede henüz sükûnet sağlanmış değil.

 

Hindistan, Çin ve küresel emperyalistlerin çatışma noktasında yer alan Keşmirli Müslümanlar yalnızlığa terk edildiler ve bu şiddet organizasyonu ile tek başına mücadele ediyorlar. Hatırlarsınız; Hindistan 5 Ağustos 2019’da aldığı kararla Keşmir’in özel statüsünü kaldırarak bölgeyi abluka altına almıştı. Bu durum şiddetin dozunu daha da artırdı, bölgede yasa dışı tutuklamalar, katliamlar yaşandı, baskı ve dayatmalar devam etti. Hindistan güçlerine dokunulmazlık getirildi ve bölgeye insan hakları örgütlerinin, insani yardım kurumlarının ve uluslararası medya kuruluşlarının girmesine müsaade edilmedi, Keşmir Hindistan’ın kontrolünde olan açık bir cezaevine dönüştürüldü.

 

Keşmir menfaatlerin çatıştığı noktada yer alan bir bölge. Hatırlayacağınız üzere İngiltere sömürge olarak istila ettiği Hindistan’dan 1947 tarihinde çekilmiş Hindistan ve Pakistan sınırları arasında yer alan Keşmir bu iki ülke arasında tercihe zorlanmıştı. Keşmir halkı Pakistan’a katılma noktasında tavır almıştı ancak buna müsaade edilmemiş, bölgenin yönetimini elinde tutan prens halka rağmen Hindistan’ın sultasında kalmaya karar vermişti. Bu durum iki ülke arasında kesintisiz devam eden çatışmalara neden oldu. Pakistan ile Hindistan arasında yaşanan çatışmalar tehlikeli boyutlara ulaşınca Keşmir’in %45’i Hindistan’ın % 35’i ise Pakistan’ın kontrolünde kalacak şekilde mutabakata varıldı. Geri kalan %20’si ise Çin’in hâkimiyetine verildi. Ve ne yazık ki Keşmir halkı Pakistan, Hindistan ve Çin üçgeninde devam eden çatışmaların kucağına itilmiş oldu. BM Keşmir halkının Pakistan ve Hindistan arasında tercih haklarını kullanmaları yönünde açıklamalar yaptı ve referandum önerdi. Ancak Hindistan bu karara şiddetle karşı çıktı.

 

ABD Keşmir’de yaşanan katliamları görmezden gelip dikkatleri Pakistan’ın nükleer çalışmalarına çevirmeye çalışıyorlar. Oysa bölgeyi karıştıran Hindistan ile İsrail arasında nükleer çalışmalar ve istihbarat noktasında işbirliğinin olduğu biliniyor. Hatta bölgeden yaşanan katliamlarda bu yakınlaşmanın, bu işbirliğinin ne kadar etkisinin olabileceği tartışılıyor. Fakat ABD dikkati Pakistan üzerine çekiyor.

 

Keşmir’de yaşanan hak ihlallerine yönelik hazırlanan raporda Pakistan ile Hindistan’ı ayıran bölgede işkenceye uğrayan ya da kayıp kişilere ait olduğu düşünülen bini aşkın isimsiz mezar ortaya çıkmış. Eylül 2015 tarihinde Keşmir Sivil Toplum Koalisyonu tarafından hazırlanan raporda ise 172 kayıp vakası, 1080 yargısız infaz olduğu belirtilmişti. ACHR tarafında yayımlanan raporda son on yılda 1.504 kişinin polis gözetimindeyken, 12 bin 727 kişinin tutukluk sürecinde öldürüldüğü belirtiliyor. Bölgede güçler çatışıyor, Keşmirli halk ise bu çatışmaların göbek noktasında yer alıyor ve katlediliyor.

 

Emperyalistler Keşmir üzerinden bölgeyi ve bölge kaynaklarını kontrol altında tutmak istiyorlar. Zira Keşmir Pakistan, Hindistan ve Çin gibi farklı kültürlere sahip ülkelerin sınırlarında yer alması hasebiyle büyük önem arz ediyor. Coğrafi ve siyasi bakımdan stratejik öneme sahip olan bölge, zengin kaynakları bakımından da dikkat çekiyor. Bölgede yer alan İndus Nehri’nin Pakistan ve Hindistan’ın ürettiği tarım için yeterli miktarda su ihtiva ettiği düşünülüyor. Çatışmaları kaşıyan güç odaklarının iştahını kabartacak zengin yer altı kaynakları ise işin bir başka boyutu... Bölgede bol miktarda uranyum kaynakları mevcut ki, bu kaynaklar bölge üzerine hesaplar yapan Pakistan ve Hindistan’ın ihtiyacını karşılayacak yeterlilikte… İşte o yüzden Keşmir’de çatışmalar kesintisiz devam ediyor.

 

Keşmir menfaatlerin çatıştığı bir noktada yer alıyor. Keşmirli mazlum halk ise vatanlarında parya hayatı yaşıyorlar.

 

Peki, bundan sonra ne olacak? Ya da ne yapılabilir? Bölgenin istikrara kavuşması ve Keşmirli kardeşlerimizin güvenliğinin sağlanması için çatışmacı gruplara dur diyecek bir güç birliğinin acilen sağlanması gerekir. Bölge üzerinde hesaplar yapan güçler kime ait olursa olsun Keşmir Keşmirlilerindir bu gerçeği kabul etmek zorundadırlar.

Google+ WhatsApp