Katar ablukası kalkacak mı?

Katar ablukası kalkacak mı?


Son günlerde Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn’in oluşturduğu Körfez Çetesi ile ona destek veren Mısır cuntasının Katar’a uyguladığı ablukadan kaynaklanan sorunun çözülmesi konusunda bazı gelişmeler yaşandığı, özellikle Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz’in anlaşma yanlısı bir tutum içinde olduğu haberlerde dile getiriliyor. Katar medyası da birkaç gündür bu konu üzerinde duruyor ve sorunun yakında çözülmesinin kuvvetle muhtemel olduğuna işaret eden haber ve yorumlara yer veriyor. 

Diktatörler çetesi Katar’ı kıskaca almak için 2014’te de bir girişimde bulunmuş ancak istedikleri sonucu alamamışlardı. O tarihte bu ülkelerin Katar’a karşı tavır almalarının sebebi onun Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas) ve İhvan liderlerine kapılarını açması ve Filistin davasına destek vermesiydi. Bu yüzden Mısır, Suudi Arabistan, BAE ve Bahreyn, Katar’daki büyükelçiliklerini çekme kararı almışlardı. ABD’nin dikte ettiği politikaları bölgeye taşımak için onun jandarmalığını yapan bu ülkeler büyükelçilerini çekmelerine Katar’ın Riyad Anlaşması’nı uygulamadığı iddialarını gerekçe gösterdiler. Bu anlaşmanın bölge ülkelerinin güvenliği için tehdit oluşturan yapılanmalara fırsat verilmemesini ve bu tür yapılanmaların medya faaliyetlerine müsaade edilmemesini şart koştuğunu, Katar’ı buna ikna etmek için çok uğraştıklarını, 17 Şubat 2014’te bölge ülkelerinin dış işleri bakanlarının Kuveyt’te düzenledikleri toplantıda da Katar’ı tutumunu değiştirmeye ikna için çaba sarf edildiğini, bir sonuç alınamaması karşısında kendi güvenlikleri için tedbir olarak böyle bir tavır sergilemek zorunda kaldıklarını ileri sürdüler. Ancak o zamanki ataklarında başarılı olamadılar. 

5 Haziran 2017’de ikinci bir atak başlattı ve Katar’ı sıkıştırmak, onu kendi talimatlarına boyun eğmeye zorlamak, yani ihanet çetesinin bir kuklası haline getirmek amacıyla abluka kararı aldılar. Abluka kararının ABD Başkanı Trump’ın iştirakiyle 21 Mayıs 2017 tarihinde düzenlenen hatta onun fenomen olarak öne çıkarıldığı, dolayısıyla Arap dünyasındaki işbirlikçi ihanet rejimlerine talimatlar verdiği Riyad Zirvesi’nden hemen 15 gün sonra verilmesi tesadüf değildi. Bu abluka kararının alınması, Trump’ın söz konusu ihanet rejimlerine özellikle siyonist işgal rejimiyle ilişkileri normalleştirmek için yeni bir sürece girmeleri, yani ilişkileri artık perdenin önüne taşımaları yönünde açıktan talimat vermesiyle çok yakından irtibatlıydı.

İhanet çetesi ablukanın çok kısa sürede etkisini göstermesi için Arap ülkelerine talimat gönderdi ve birtakım siyasi ve ekonomik avantajlarını, bütün Arap ülkelerinin ablukaya destek vermesini sağlamak amacıyla değerlendirmeye çalıştı. Ancak Türkiye’nin Katar’a desteği ve Katar’la ilişkilerin sürdürülmesindeki çıkarların önemsenmesi bazı Arap ülkelerinin tavırlarında da etkili oldu ve ablukaya söze gelir bir destek verilmedi. Sonuçta Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve Mısır dörtlüsünün ablukası boyutunda kaldı. 

Trump işbirlikçi çeteye Katar’ı sıkıştırma talimatı vermesine rağmen ülkesinin çıkarlarına uygun görmediği için kendisi bu ülkeyle siyasi ve ekonomik ilişkileri kesmedi.

Katar tabii ki abluka yüzünden bazı sıkıntılar ve zorluklar yaşadı. Ama bunları aşmak için alternatifler üretme imkânı buldu. Türkiye’nin desteğinin de önemli etkisi oldu. 

Diğer yandan ablukanın sadece Katar için değil ablukacı ülkeler için de bir maliyeti oldu. Bu maliyeti göze almalarının amacı Katar’ı kendilerinin belirledikleri siyasi çizgiyi aynen takip etmeye zorlayabilecekleri beklentisi idi. Ama bu beklentileri gerçekleşmedi.

Şimdi özellikle Suudi Arabistan’ın artık Katar’la anlaşmaya meyilli olduğu ancak BAE’nin sürdürülmesinden yana olduğu anlaşılıyor. 

Katar Dış İşleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Âl-i Sani konuyla ilgili açıklamasında Körfez sorununun sonlandırılması konusunda iyimser olduğunu ancak çözümün kapsamlı olması ve Körfez’in birliğini koruması gerektiğini dile getirdi. 

Google+ WhatsApp