Karekin Pastırmacıyan ve kahrolsun istibdad

Karekin Pastırmacıyan ve kahrolsun istibdad


Fransız-Ermeni lobileri Jön Türklerle el ele verip sabah akşam Sultan Abdülhamit Han'ı itibarsızlaştırmakla meşguldü.

 

Ne iftiralar, ne hakaretler...

 

'Kahrolsun istibdad yaşasın özgürlük' diye bağırıyorlardı.

 

Yabancı Büyükelçiler Payitaht'ta cirit atıyor, padişahı tehdit ediyor, her türden tertibe kalkışabiliyordu.

 

Ermeniler Taşnak ve Hınçak çeteleri marifetiyle isyanlar çıkarıyor, sözüm ona özgürlük istiyorlardı.

 

Özgürlük dedikleri Van'dı, Erzurum'du, Ağrı'ydı, Bitlis'ti!...

 

21 Temmuz 1905'te işte o özgürlüğün önündeki en büyük engeli yani Abdülhamit'i ortadan kaldırmaya karar verdiler! Ermeni Devrimci Federasyonu Yıldız Hamidiye Camii önünde Abdülhamit'e yönelik bombalı bir suikast girişiminde bulundu.

 

Ama başaramadı.

 

Çok sayıda insan hayatını kaybetti.

 

Bu arada Tevfik Fikret suikastın başarılı olamamasına dair üzüntüsünü yazdığı bir şiirle dile getiriyordu!

 

'Ey şanlı avcı, tuzağını boş yere kurmadın, attın ama yazıklar olsun ki vuramadın'.

 

Vah ki vah!

 

Suikast tertipçilerinden Edouard Joris yakalandı, yargılandı, idama mahkum edildi. Ama Avrupa tıpkı bugün olduğu gibi o teröristin özgür bırakılması için bastırdı. Ve maalesef o baskıya boyun eğildi.

 

Neyse biz dönelim asıl meselemize.

 

İstibdad yani otokrasi yani baskı yani kısıtlama...!

 

Ne derseniz artık!

 

Osmanlı aydınları, İslamcılar, muhafazakarlar ve diğerleri; alayı Abdülhamit düşmanlığında birleşmişlerdi.

 

Hülasa Abdülhamit Han 1909'un 27 Nisan'ında tahta veda etti.

 

27 Nisan!

 

Tahta veda eden Abdülhamit Han'ın o gün 'Benden sonra on yıl idare etsinler, yüz yıl idare etmiş sayacağım' dediği rivayet edilir.

 

Öyle de oldu.

 

On yıl idare edemediler ve koskoca bir imparatorluk yıkıldı.

 

Dün tarihler 27 Nisan'ı gösteriyordu.

 

Abdülhamit Han'ın tahttan indirilişinin 113. Yıldönümü.

 

Ne tesadüf değil mi?

 

113 yıl sonra, milliyetçiliğiyle övünen bir partinin genel başkanı yani Meral Akşener parti grubunda 'kahrolsun istibdad' diye bağırıyor bunu defalarca tekrarlıyordu.

 

15 Temmuz işgal girişimine giden yolda malum sık sık 'yurtta sulh cihanda sulh' parolasını kullanan Meral Akşener dünkü grup toplantısında yeni parolasını duyuruyordu.

 

'Parola vatan, işareti namus. Kahrolsun istibdad yaşasın hürriyet'!

 

Ve aynı Akşener 'zulüm 1453'te başladı' diyen Gezici vandalları da kutsuyor, kuzeni Osman Kavala'ya sahip çıkıyordu.

 

Hani şu Avrupalıların serbest bırakılması için baskı yaptıkları Osman Kavala!

 

Ve birkaç gün önce HDP'li vekil Garo Paylan TBMM çatısı altında 'Türkiye'yi soykırım yapmakla' suçluyor, Ermeni terörist Karekin Pastırmacıyan'ın fotoğrafıyla bir mesaj vermeye çalışıyordu.

 

Ermeni Devrimci Federasyonu Lideri Karekin Pastırmacıyan!

 

1908-1912 Erzurum mebusu Pastırmacıyan!

 

CHP'li Özgür Özel'in çirkin hakaret ve tehditlerini de unutmayın bu arada. Kılıçdaroğlu'nun 'daha sert mücadele' sözlerini de!

 

Kandil elebaşlarından gelen 'Türkiye'nin her yerini yangın yerine çevireceğiz tehditlerini de!

 

Şimdi üşenmeyin dönün en başa bir kez daha okuyun yazıyı.

 

Lütfen okuyun!

 

Ahmet Davutoğlu da okusun!

 

Temel Karamollaoğlu da!

 

'Kahrolsun İstibdad' diye bağıran Meral Akşener hakkındaki düşüncelerini merak ediyorum doğrusu.

 

Ve son bir not.

 

Bir yanda kahrolsun istibdad öte yanda Karekin Pastırmacıyan!

 

Birileri bize ne anlatmaya çalışıyor acaba?

 

Akşener'in yeni parolasının mimarı kim?

 

Ve biz aynı delikten bir kez daha ısırılacak mıyız?

 

Bilmeniz gereken tek şey Erdoğan Türkiye'dir.

 

Bu bir siyasi slogan da değildir.

 

27 Nisan aynı zamanda demokrasi tarihimizin bir başka utancı 27 Nisan E-muhtırasının yıldönümüdür.

Google+ WhatsApp