Kalp Kırıkları

Kalp Kırıkları


Gündelik hayatta sık sık işittiğimiz bir ifadedir: “Kırılan kalbi onarmak mümkün değildir…” Peki, bu ifadeyi aklınız ve vicdanınız kabul edebiliyor mu? Yükü sevgi olan kalp, nefret üretip bununla kendini yok edebilir mi? Bu ifade ne yazık ki insanı geçmişe mıhlıyor ve kindarlığa, nefrete teşvik ediyor.

 

Kalp ince bir cam gibidir, küçük bir darbede yerinden oynar ve ister istemez çatlaklar oluşur. Yükü sevgidir kalbin, insanla muhatap olurken aslında onun kalbi ile yakınlık kurmaktasınızdır dolayısıyla kulaklarınıza değen her söz önce kalbe ulaşır. Fakat acımasız bir yanı da vardır insanın ve fırlattığı kurşundan sözlerin, kalpte açacağı yarayı hesaba katamaz.

 

Sevgi ile şiddeti aynı kapta taşıyan insan, öfkesini kusarak kalbi incitmekte ve onu ayakta tutan sevgiyi zedelemektedir. Ve ne ilginçtir ki, ne taşı atan geriye dönüp hatasını telafi ediyor ne de kalbi incinen affetmeye yanaşabiliyor. Kalpte açılan yara kronik hale geliyor ve kişinin neşesini alıp götürüyor.

 

Hayatta her müşkül işin bir çözümü, her yaranın bir devası vardır ki, kalbin yarasını da şu iki önemli iksir iyileştirebilmektedir: Özür dilemek ve affetmek… İncitenle incinen arasında gerçekleşen sevgi eksenli bir alışverişten her iki taraf da kazançlı çıkacaktır, bundan hiç kuşkunuz olmasın… Zira sözden kurşunlarla kalbi yaralayan kişi özür beyan ettiğinde kendini iyi hisseder, incinen kişi ise muhatabını affeder ve üzerindeki ağır yükten kurtulur. Bu durumda kazanan sevgi olur, kalp sakinleşir ve kırılan parçalar yerine gelir. Kalp eski halini alır ve daha da güçlenir.

 

Sevgi gibi affetmek de kalbi iyileştiren ve güçlendiren bir değerdir. Ve bu iki değer kalp için bir kintugi işlevi görür. Nitekim meşhur bir Japon sanatı olan kintugi kırılan çömlek, vazo, bardak gibi eşyaların altın tozu ile tamir edilerek birleştirilmesini sağlayan bir sanat dalıdır. Kintugi sanatıyla eşyaların kırılan parçaları birleştiriliyor ve eskisinden daha sağlam, daha estetik hale getiriliyor. Kintugi asırlardır devam eden bir sanat olmasının yanında insanın hayatına dokunan ve kusurlu olanı affetmenin, af dileyeni kucaklamanın ve nefrete değil sevgiye yönelmenin kazanımlarına işaret ediyor.

Google+ WhatsApp