Kafkasya'da Rus emperyalizmi mi, Türk dünyası mı?

Kafkasya'da Rus emperyalizmi mi, Türk dünyası mı?


Belarus, Ukrayna ve Gürcistan'dan sonra şimdi de Kazakistan'da Rusya'nın hamle yapmasına elverişli bir ortam oluştu. Kimileri meseleye buradan bakarak Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev'in, şiddete evrilen gösterileri bastırmak için Rus güçlerini davet etmiş olmasını eleştiriyor.

 

Putin liderliğindeki Rusya'nın aktivizminin çok ciddi boyutlara ulaştığı biliniyor. Putin son 10 yılda hep "kazan kazan" hamleler yapıyor. Ve yaptığı hamlelerin neredeyse tamamında zemini ABD'nin müdahaleciliği ya da ihmali oluşturuyor.

 

Sanırım Suriye en iyi örneklerden biri. ABD'nin Suriye'de çok yüksek perdeden başlayan esip gürlemelerinin ve kırmızı çizgi ilanlarının tamamının Esed'in ömrünü uzatan hareketlere dönüştüğünü ve bu süreçte Rusya ve İran'ın Suriye'de aktörleştiğini gördük.

 

Vekalet savaşlarında büyük güçler kozlarını paylaşırken yüzbinlerce sivil katledildi. Milyonlarca Suriyeli yerinden yurdundan edilip sığınmacı durumuna düşürüldü.

 

Ukrayna'da uzun yıllardır devam eden Rus yanlıları ve AB'cilerin çekişmesi sürecinde, Avrupalı siyasiler düşünüp taşınırken ve Soros devrim ihraç ederken, Rusya'nın eli güçlendi. Literatüre "renkli devrimler" olarak geçen, küreselcilerin ulus devletlere karşı verdiği savaş, en çok da Rusya'ya alan açma işine yaradı.

 

Azerbaycan'ın 30 yıldır işgal altında olan toprakların geri alması sürecinde de Rusya askeri varlığını gösterdi. Ermenistan ve Azerbaycan arasında bir tampon işlevi görme bahanesiyle bölgede konuşlandı. Azerbaycan'ın geri aldığı Şuşa'dan Hocalı tarafına baktığınızda Rus askerlerini görebiliyorsunuz. Bundan Azerbaycan da rahatsız ama sonuçta asıl rahatsız olması gereken Ermenistan.

 

Diaspora üzerinden Ermenistan'da çok ciddi bir ABD ve Rusya çekişmesi olduğunu hatırlarsak burada da kazananın Rusya olduğunu görebiliriz.

 

Rusya'nın Kazakistan'a girmesine ise Kovit 19 salgını dolayısıyla oluşan ekonomik sorunların sokak gösterilerine ve şiddet eylemleri dönüşmesi vesile oldu. SSCB'nin dağılmasıyla birlikte kaybettiği ama bir şekilde kontrolünde tuttuğu Kazakistan'a bizzat Cumhurbaşkanı tarafından yapılan davet üzerine Rus askeri girmiş oldu.

 

Burada da benzer bir tartışma var, kimileri ABD'nin ve Soros'un sokak gösterilerini desteklediğini söylüyor. Günün sonunda yapılan açıklamalara bakarak değerlendirecekse bu kanıya varabiliriz. Ama sürecin kazananı kim diye baktığımızda olayların o kadar da basit olmadığı da söylenebilir pekala.

 

Ama ortada şöyle bir manzara var, resmin tamamını görebilmek için belki daha erken. Daha geniş bir açıdan bakabilmek için biraz daha mesafe gerek. Ama Rusya hiç olmadığı kadar güçlü bir dönem yaşıyor, bu açık. Hemen kuzeyimizdeki bu soğukkanlı, cüretkar ve imparatorluk heveslerini hiçbir zaman kaybetmemiş olan Rusya ile bizim nasıl iş tuttuğumuz da bir o kadar önemli.

 

Türkiye; Suriye, Libya ve Azerbaycan hamlelerinde Rusya ile sıcak sahanın risklerini çok iyi yönetti ve diplomatik müzakerelerle işi belli bir noktaya getirebildi. Hem Ortadoğu'da hem de Kafkasya'da Türkiye'nin olmadığı bir masanın kurulamayacağını Rusya da kabul ediyor. Türkiye'nin öncülüğünde kurulan Türk Dünyası Teşkilatı, Ermenistan ile ilişkilerin normalleşmesi için atılan adımlar, bölgesel sorunlarda Türkiye'yi ön plana çıkartıyor ve aslında bu, Rusya'nın da işine geliyor. Çünkü bunun tersi rasyonel değil.

 

Türkiye pek çok ülkenin altında ezildiği, boyun eğdiği, teslim olduğu müdahalelerle baş edebilmiş, ekonomisini büyütmüş, bunu yaparken toplumsal sorunları sosyal politikalarla en aza indirebilmiş, çok radikal dönüşümlerle devlet kapasitesini geliştirmiş bir ülke.

 

Muhtemel ki Kafkasya'da başka konu başlıkları da göreceğiz ve Türkiye'de her birinde konunun bir yerinde olacak.

Google+ WhatsApp