Kafkas çemberi: Çıkmaya çalışan yanar...

Kafkas çemberi: Çıkmaya çalışan yanar...


Azerbaycan-Ermenistan krizinin ve bağlı toprak ihtilafının Türkiye ve Rusya tarafından çözülmesi, ABD/Batı açısından ağır jeopolitik talihsizlik olacak. ‘Talihsizlik’ ifadesini de bulabildiğim en mâkul kelime olarak yazıyorum…

Madalyonun öbür yüzü; Ankara’nın, ABD/Batı’nın Rusya’yı Avrasya’da kuşatma planını tamamlama/genişletme potansiyeline sahip olması. Avrupa-Balkanlar-Karadeniz-Kafkalar zincirine binen ağırlığı Çin’e kadar uzatma imkânı bulunması…

Yani.. Türkiye ve Azerbaycan arasındaki yeni namütenahi eksenin, küresel rekabet cephelerini artık her iki yönde stratejik olarak destekleme veya köstekleme kapasitesinin bulunması…

Hasılı, iş sadece Ermenistan meselesi olmaktan çıkmış bulunuyor. Erivan’ın suratına kapatılan telefonların bir sebebi de bu…

***

Yabancı bir çok uzmana göre Türkiye de riskli bir alanda oynuyor. Kafkaslar tıpkı Ortadoğu gibi son derece dengesiz, değişken, kırılgan ve her iki küresel cephe vazgeçilmez ögeler barındırıyor…

Karadeniz, Hazar, enerji ve ticaret yolları, bölgenin Çin için de stratejik değer taşıması, Kafkasya’nın tıpkı Ukrayna hatta Belarus gibi Rusya’nın yumuşak karnı ve Gürcistan gibi çözümlenmemiş çatışma alanlarına yapışık olması, Afganistan, Pakistan ile açıktan rabıtalı, Kırgızistan örneğinde görüldüğü üzere sıçrama tahtaları ve İran gibi kendi iç dengelerini bozabilecek ihtimaller taşıması, etkilerini kolaylıkla Suriye ve Libya’ya aktarabilecek olması, bölgede varlık gösteren tüm oyuncular ince ince hesaplanması gereken oyun teorileri barındırıyor…

Bir yandan kardeş Azerbaycan’ın kahramanca yürüttüğü mücadelenin haklı bir zafer üretmesi beklendiği kadar Bakü’nün ABD-Rus denkleminde hangi kefeye ağırlık kaydırabileceği de merak konusu…

***

Türkiye’nin Ortadoğu ve Karadeniz’de bir süper güç olduğu-sık dillendirilmese de-artık kabul ediliyor. Kafkasya da bu kabule eklenecek yeni stratejik alanlardan biri. Tabii yukarıda bahsettiğimiz risk alanları ve çok oyunculu tablo iyi yönetilebilirse…

Bu aynı kitaba ait yeni bir bölüm; Transkafkasya’da bu yeni bölümün ilk sayfaları yazılıyor. Yani daha çok gelişme göreceğiz. Haliyle ilk akla gelen, Türkî cumhuriyetlerdeki yansımalarının nasıl olacağı. Moskova’nın Kırgızistan’daki gelişmeler üzerine yaptığı, “Rusya’nın kaos içindeki Kırgızistan’a istikrar getirme yükümlülüğü var” açıklaması bu kalemden sayılabilir…

Ukrayna-Balkanlar-Gürcistan-Azerbaycan-Ermenistan hattı üzerine binen ağırlık, Karadeniz’in de önemini katlamış durumda. NATO’nun zaten hevesi vardı, şimdi ilgi ve gücünü bu denize daha fazla yöneltiyor…

Genel Sekreter Stoltenberg’in Gürcistan Başbakanı’nı NATO karargâhında ağırladığı Eylül buluşmasında kurduğu cümle kanıt gücünde; “Karadeniz güvenliğini, NATO’nun Gürcistan’la işbirliğini derinleştirme fırsatı olarak görüyoruz”…

İmayı bölge ülkelerinin anlamaması mümkün değil…

***

Fiili durum da olası gelişmeleri teyit ediyor. İngiliz “Dragon” savaş gemisinin Karadeniz’e geçmesi ve Rusya’nın verdiği reaksiyon bu mânada ele alınmalı. Fantastik gelse de Rusya ve Mısır’ın Karadeniz’de tatbikat yapacağı haberleri var. Türkiye’nin aynı hat üzerinden Ukrayna ve Gürcistan’la kurduğu; NATO, enerji, ulaşım, ticaret, şirketler, savunma işbirlikleri de farklı konular değil. Şimdi Azerbaycan’ın da aynı seyir defterine eklenmesi tüm taraflara mesaj veriyor. Rusya için Ermenistan kadar hatta belki daha çok Azerbaycan da stratejik bir ortak. Bunlar toplandığında Kremlin’in gelişmelerden rahatsız olacağı ve sonunda bölgeye vaziyet edebileceği sık dillendirilen projeksiyonlardan.

Devlet Başkanı Putin’in Perşembe günü yaptığı açıklamaya bakıldığında, “Ermenistan ve Azerbaycan arasında Dağlık Karabağ’da yaşanan çatışmalara son verilmesi” çağrısı, bahsedilen kaygı eşiğinde yeni aşama anlamına gelir mi?

Yazılı açıklama metni haberlere yansıdığı kadar değil; “… ölülerin ve esirlerin takası amacıyla, insani nedenlerle Dağlık Karabağ bölgesindeki çatışmalara son verilmesi” ibaresi taşıyor. Böylesi bir vurgu, “herkes elindeki silahı yere bıraksın” gücünde değil!

Yine de bu satırların kaleme alındığı Cuma günü Rusya’da bir araya gelecek Azerbaycan ve Ermenistan Dışişleri Bakanları görüşmelerinden ne çıkacağını takip etmek gerekiyor…

***

Moskova, bölgedeki krizin kendisi için sınama olduğunun farkında. Meseleyi etinden ayırarak ele aldığınızda Rusya’nın, Ukrayna, Belarus, Suriye, Libya’nın ardından bir de bu çetrefilli alanda güç göstermekte isteksiz olduğu hissediliyor.

Bölgeye bu şekilde “davet” edilmesinin ardında diğer cephelerdeki basınç değerlerini düşüreceği tuzağını/beklentisini görüyor. Bu ağır bir açmaz.

Senaryoya etli parçaları eklediğinizde ortaya farklı bir resim çıkıyor. Kafkasya’daki gelişmeler Rusya-Türkiye-İran-Azerbaycan tarafından planlanmış olmasa da, bu güçlerin işbirliğini aradığını hatta zorladığını, bunun da ortak akıllı bir süreç olduğu tezini parlatıyor…

Son tahlilde, bugün için Bakü-Ankara ekseni çift cephenin talep ve tavizlerini yönetiyor…

***

Dün kimi haber ajansları, Bakü-Erivan arasında 48 saat içinde bir “ateşkes” sürecinin başlayabileceğini duyuruyordu. Erivan yönetiminden aynı anda gelen, “Bakü ile barış görüşmelerine dönmeye hazırız” şeklindeki açıklamalar da bu teze güç verir nitelikte…

Ancak Bakü’nün şartları açık ve bizzat İlham Aliyev tarafından dünya basınının önünde zikredildi. Bu şartlar yerine gelmek üzere ise mesele yok. Değil ise 14’üncü günündeki çatışmaların durması için hayal kurmaya gerek yok…

Google+ WhatsApp